22 Eylül 2017 Cuma2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:44Öğle 13:04İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 27°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 13°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 104.001 -1.26
  • Altın: 145,411 -0.81
  • Dolar: 3,5083 1.03
  • Euro: 4,1894 0.50

Önce insan... Önce ahlak ve maneviyat

Abdulkadir Özkan

Benim için tatil, kütüphanemle buluşma ve kitaplarıma kavuşma vesilesi oluyor. Belki biraz ters bir durum gibi görünüyor ama şartlar, kütüphanemi İstanbul'dan önce Ankara'ya oradan da Akdeniz'in kıyısı Anamur'a ardından da Bozyazı'ya taşıttı. Burada ne kadar kalırız bilemiyorum ama buranın son durak olmasını diliyorum. Çünkü, ev taşımaktan çok yılarım... Özelliklede yüzlerce koliden oluşan kitapların bir yerden başka bir yere nakli gerçekten insanı çok yoruyor.

Her ne ise maksadım kitaplarımdan ve kütüphanemden bahsetmek değildi... Tatile gelince kitaplarımı yerleştirmek ilk işim oldu... Çünkü, Nisan ayında evi Anamur'dan Bozyazı'ya taşımış ama kitapları yerleştirmeye fırsat bulamamıştım... Şimdi kitapları yerleştirirken sanki geçmişe yolculuk ediyorum... Lise yıllarında aldığım kitaplardan son zamanlarda aldığım ya da yazarlarının gönderdiği kitapları yeniden elden geçirmeye başladım. Bu arada Süleyman Arif Emre Ağabey'in "Siyasette 35 yıl" kitabının Keşif Yayınları arasında çıkan üçüncü baskısını yeniden okumaya başladım.. İlk baskısını da sanıyorum şu anda okuduğum üçüncü baskıyı da Ankara'da okumuştum. Yeniden okurken ilk defa okuyor duygusuna kapıldım. Bu duygularla kitabı okumayı sürdürürken dünkü bir gazetede "Evim, arabam bir de yeşil kartım var!" başlıklı haber kitabın başlangıç bölümünü hatırlattı.

Süleyman Arif Emre Ağabey kitabının başında "Niçin siyaset?" sorusunu cevaplandırırken "Önce insan... Bunun için de önce ahlak ve maneviyat" diyor, iyi ve ahlaklı insan yetiştirmenin yolunun da siyasetten geçtiğine dikkat çekerek siyasete girişinin sebebini açıklıyordu.

Bu noktada Muhterem Ağabeyim Süleyman Arif Emre'nin "Siyasette 35 yıl" kitabından bir aktarma yapmak ondan sonrada başlığını yukarıda aktardığım habere geçmek istiyorum. Emre Ağabey hukuk fakültesinde gördüğü derse atıf yaparak kitabında şöyle diyor:

"Bir cemiyette ahlak nizamı tam ve kamil manada hakim ise hukuk nizamına görev kalmaz. Çünkü herkes kendiliğinden hakka riayet eder mahkemeler işsiz, hapishaneler boş kalabilir.

Eğer bir cemiyette ahlak bozulmuş ise, bozulduğu nisbette onun yerini hukuk doldurmaya çalışır.

Yani ahlakın alanı daraldıkça hukukun alanı genişler, bunlar birbiri ile ters orantılıdır. Tabii olan, bir cemiyetin ahlak nizamı ile huzur ve istikrara kavuşmasıdır.

Çünkü kanunları uygulayan yöneticilerde ahlak bozukluğundan dolayı arızalanmışlarsa, kanunları kim uygulayacak?"

Süleyman Arif Emre Ağabey'in konuyu izahı burada bitmiyor... Tamamını öğrenmek isteyenler sözünü ettiğim kitaba bir göz atarlarsa yararlı olur.

Şimdi gelelim dünkü bir gazetede "Evim, arabam bir de yeşil kartım var!" başlığı altında yer alan habere..

Yeşil kart meselesine önceki yıllarda çeşitli kereler temas etmiştim. Bazı ev ve araba sahibi kişilerin ailecek yeşil kart sahibi olduklarını da bu köşede dile getirmiştim. Elbette maksadım devlet adına hafiyeliğe soyunmak değildi. Bir haksızlığa dikkat çekmeye çalışmıştım. Ne var ki ilgililer ancak yıllar sonra bu konunun üzerine gitmeye başladılar ve sözünü ettiğimiz gerçekle yüzleştiler.

Yeşil kart, hiçbir sosyal güvencesi olmayan, fakir kişiler için devletin uygulamaya koyduğu bir sistemdi... Gerekliydi... Böyle bir uygulamaya geçilmesi de sosyal devlet anlayışına uygundu. Çünkü, bir devletin başlıca görevleri arasında sağlık, eğitim ve sınırların korunması gelir. Bir ülkede parası olmadığı için sağlık hizmetinden yararlanamayan insanların bulunması o ülke için yüz karasıdır.

Bu niyetle uygulamaya konulan bir sistemden zengin sayılan insanların sosyal güvenlik sistemine bir kuruş ödemeden yararlanması ve buna ilgililerin izin vermesi hırsızlığın ve haksızlığın sistemleştirilmesi anlamına gelir ki işte bu noktada "Önce insan... Önce ahlak maneviyat" deyişimizin manası çok daha iyi anlaşılacaktır.

Bu bakımdan ülkemizin bugün öncelikli meselesi Ahlak Reformu yapılmasıdır. Bu olmadan var olan aksaklıklardan toplumu kurtarmak mümkün olacağa benzemiyor. Çünkü insan yapısı bu olduğu sürece ne kadar kanun çıkartırsanız çıkartın toplumda hak ve adaleti tesis etmeniz mümkün olmayacaktır

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.