18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 31°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 106.960 -0.03
  • Altın: 151,340 -0.08
  • Dolar: 3,6749 -0.04
  • Euro: 4,3248 0.12

Çok İslamlı bir gösterge olarak Kudüs

Akif Emre

Mescid-i Aksa'dan Miraç özel yayını yapılarak bir ilki gerçekleştirilmesi Kudüs gerçeğine dikkat çekilmesi açısından önemliydi. Kudüs'ün ekranlara gelmesi, seyirlik bir unsura dönüşme tehlikesiyle birlikte işgal edilmişliğini hatırlatması işlevini de görebilirdi. Bu anlamda Kudüs'ün değil ama Kudüs'ten, Mescid-i Aksa'dan naklen yayının semiolojik çözümlemesi modern dünyada Müslüman zihnin oluşumundaki 'görsel olan'ın etkisine dair çok şey söylenebilir.

Kudüs'ten mevlid yayını bir iletişim imkanı olduğu gibi bir medya olayıdır da. Bir gösterge olarak Kudüsten canlı yayın olayı teoriyi doğrular biçimde “araç mesajın kendisi” haline geldi sanki. Bu noktada Kudüs gerçeği bir yana, naklen yayının kendisi mesaj niteliğine dönüştü.

Medyada en çarpık başlıklardan biri şöyleydi. “İsrail'den çok özel kandil izni,” aracın gerçeğin yerini alması hatta gerçeği çarpıtması bu kadara olabilirdi. İsrail kime neyi bahşetmiş oluyor! Bu soruyu iptal eden, Kudüs gerçeğinin üstüne sünger çeken yüzsüz bir haber başlığı.

Mescid-i Aksa'nın tutsaklığını hatırlatması gereken yayın, İsrail'in Müslümanlara sunduğu ikrama dönüştürülmeye çalışıldı adeta.

Kudüs'ün beyaz camdan yansıtılmasının bir sonuç olarak Müslümanlar açısından önemi, kutsiyeti hatırlatma işlevi görmesi önemli. Bir coşkuyu alevlendirmesi unutulmuş, küllendirilmek istenen bir yarayı hatırlatması, hatta acıtması beklenir.

Kudüs, Müslüman bilincin sürekli diri tutması gereken bir emanettir. Hatta yeryüzünde varlık iddiasını sürdürmesinin göstergesi… Kudüs'ün tutsaklığı aslında İslam dünyasının bedenen ve zihnen rehin alınışını hatırlatmalı. Bu acı gerçek kavranmadan yeni Selahaddinlerin çıkışını beklemenin de Selahaddin tipinin çağımızdaki örneklerini yetiştirmenin de imkanı kalmayacak.

Beyaz camın doğası gereği gerçeği yanılsamaya dönüştürmesi, Miraç Kandili'nini dini olmasa bile kültürel kodlarla açıklanabilecek bizdeki karşılığını, Mescid-i Aksa'nın var olan durumuna sahte bir manevi örtüyle örtmeye dönüşmüş müdür?

Bir yanda Kudus'ün işgal edilmişliğini hatırlatılmasına görsel bir katkı, uyarıcı işlevi üstlenirken başka bir katmanda da gerçekliğin hem de acı gerçekliğin üstünü örten bir şala dönüşmesi medya çağının yaman çelişkisidir.

Tıpkı savaşları canlı yayında izleyişimiz gibi acıların seyirlik hal alması, gerçekle vicdanın buluşmasını engelleyen bir perdeye dönüşüyor beyaz ekran.

Kudus'ü evimize getiren ekran yoksa Kudüs'le aramızda bir perdeye mi dönüşüyor.

Bu soruyla her Müslüman tek tek yüzleşmek zorunda.

Kültürel kopukluğun, siyasal parçalanmışlıklar kadar yabancılaştırıcı etkisinin olduğunu ihtar etti Mescid-i Aksa yayını… Başta İstanbul olmak üzere Balkanlardan Anadolu'ya kadar merkezi Osmanlı coğrafyasındaki kandil kutlamalarının özellikle Arap dünyasında aynı karşılığının olmadığını, farklı şekillerde kendini gösterdiğini fark ettirdi yeniden. Şam gibi merkezleri hariç tutarsak özellikle Arap dünyasında mevlit ve kandil kutlamalarının yer yer rastlansa bile bizden farklı olduğunu fark ettirdi yeniden. Çünkü o gece Eyüp'teki gibi bir kandil kutlaması yoktu Mescid-i Aksa'da. Bu durumu ne eksiklik ne de dinde fazlalık anlamında yargılamadan önce farklılıklarımızla zenginleşen islam kültürünün, yaşayış, algılayış biçimlerimizin yeniden keşfedilmesi olarak okumalı.

Bu anlamda, Osmanlı deneyimi, sadece çok uluslu-çok dinli bir model olmasından başka 'çok İslamlı' özelliğine pek dikkat edilmez…

Bu 'çok İslamlılık' vurgusu dini hayatın zenginliğini, çeşitlilikle birlikteliğine vurgu yapması açısından önemli. Bu nedenle kendi mezhep anlayışını resmi ideoloji haline getirenlerin tarih adına her şeyi yok etmesi, kendi dini görüşünün dışındakileri din dışılıkla itham etmesini doğuran modern akımların dışında bir zenginlik sunar.

Beyaz ekran Kudüs'ü, özlemiyle birlikte kültürel farklılığı da fark ettirirken, çokluluğunuzu yeniden bize hatırlatmış oldu.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.