28 Mart 2017 Salı1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 22°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 90.040 0.38
  • Altın: 146,366 0.35
  • Dolar: 3,6184 0.13
  • Euro: 3,9314 0.14

Kurumlar içinde de ayrışma mı?

Abdulkadir Özkan

Devlet kurumlarının uyumlu çalışması sayesinde ülkenin sorunlarına çözüm bulmak kolaylaşır. Bunun aksi kurumlar arasında bilek güreşi başlamışsa işler giderek sarpa sarıyor demektir. Devlet kurumları birbirleri ile savaşmaya, güç gösterisine girişmişlerse o ülkenin güçlü, lider ülke olması düşünülemez. Kurumlar arasındaki çatışma ne kadar sakıncalı ise kurumların kendi içlerinde de ayrışmaya uğraması, bu ayrışmanın giderek çatışmaya dönüşmesini insanın üzüntü ve endişeyle izlememesi mümkün değildir.

Kurumlar arasındaki mücadele ve çatışmaya bu köşeden zaman zaman temas ediyorum. Bundan duyduğum endişeyi de ifade ediyorum. Ancak, bazen kendi kendime böyle bir mücadele yokta medyaya yansıyan bir takım haberleri ve olaylar çatışma olarak mı algılıyorum diye soruyorum. Ancak gerek gazetelerdeki köşe yazıları gerek televizyonlardaki bazı programlarda benimle aynı endişeyi paylaşan pek çok ilim adamı ve meslekdaşımın bulunması sorumun gereksiz olduğunu gösteriyor.

Dün sabah erken kalkmış televizyonu açmıştım. İzlemekte olduğum televizyon kanalında günlük gazetelerindeki haberleri aktaran, zaman zamanda yorumlayan sunucu sık sık devlet kurumlarının birbiri ile savaşmasından söz ediyor ve bu savaşın gidişatının pek de iyi olmadığına vurgu yapıyordu. Elbette ana konu Ergenekon soruşturması ve devam eden duruşmalardı. Söz konusu soruşturma ve duruşmalar devam ederken medyaya yansıyan yargı mensupları ile ilgili kararnamenin HSYK'dan bir türlü çıkamamasını sunucu arkadaş kurumların birbirleri ile savaşı olarak nitelendiriyordu. Yargı ile ilgili bir konunun böylesine yorumlara yol açması elbette insanı üzüyor.

Çünkü, adalet mülkün temeli ise - ki böyledir, böyle olması gerekir- adaletteki bu çatışma mülkün temelini de sarsıyor demektir. Bu noktada gerçekten yargı mensupları ile ilgili kararnamenin çıkamayışının, daha doğrusu gecikmesinin sebebi medyaya yansıdığı gibi Ergenekon Savcıları ile mi ilgilidir? HSYK'nun seçilmiş üyeleri gerçekten Ergenekon savcı ve hakimlerinin değiştirilmesini, başka görevlere atanarak yerlerine yenilerinin getirilmesini mi istiyor? Aslında HSYK'nın bazı üyelerinin böyle bir talepte bulunmalarının çok fazla yadırganacak bir tarafı yoktur. Eğer istiyorlarsa gerekçeleri nedir? Çünkü, istemelerinin bir sakıncası yoktur ama gerekçeleri çok önemlidir. Niçin bu savcıların değiştirilmesine ihtiyaç duyduklar önemlidir. Bu gerekçelerin kamuoyu ile paylaşılmasında yarar vardır. Yok eğer bir yandan bir takım bilgiler medyaya sızdırılırken bu gerekçeler niçin kamuoyu ile paylaşılmaz? Bir başka önemli konu ise bu sızdırma işi hangi kanattan geliyor?

Denebilir ki şu safhada bu konunun detayı kamuoyunu fazlaca ilgilendirmiyor. Eğer bu konunun detayı kamuoyunu ilgilendirmiyorsa medya günlerden beri ikiye ayrılmış karşılıklı kampanya yürütüyorsa ve kamuoyu da bundan rahatsızsa bu gerekçelerin mutlaka açıklanması gerekir... Hatta, yargı mensupları ile ilgili kararname üzerinde uzlaşma sağlanıp kararname yayınlansa bile bu açıklamanın yapılması kamuoyunun hakkıdır. Çünkü, medyaya yansıdığı kadarıyla sanki yargı da kendi içinde farklı gruplara ayrışmış gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Sanki "Senin hakimin, savcın", "Benim hakimim ve savcım" gibi iki farklı anlayışın çatışması varmış gibi bir intibaa uyanıyor. Bir yandan yürütme ile yargı, bir yandan yargı içinde farklılaşma olduğu gibi çatışma görüntüsü veren haberlerle kamuoyu günlerden beri bombardımana tabi tutuluyor ki eğer böyle ise toplumun endişeleri ve tedirginliği haklılık kazanıyor. Böyle bir durum yokda sadece iktidar üzerinde baskı oluşturmak için medya bir takım aslı olmayan haberlerle kamuoyu oluşturmaya, böylece bir tarafını elini güçlendirmeye çalışıyorsa bu durum kurumlararası mücadele kadar tehlikelidir. İşin içinden çıkmak da giderek zorlaşıyor anlamına gelir. Düşünmek bile istemiyorum ama, sanki birileri düdük çalınmasını istiyor da bunun için düdük çalacaklara ortam oluşturuyor gib bir duygu oluşuyor. İyi de düdük çalınınca ne olacak? Yürütme ile mücadeleyi görev bilmiş olanlar meydanın kendilerine kalacağını mı sanırlar? Eğer böyle ise darbelerin ardından kısa süreliğine de olsa darbe öncesi böyle bir görev üstlenenler bazı imkanlar elde etmişlerdir ama bu saltanatları kısa sürmüştür. Milletin önüne sandık gider gitmez millet çaldığı düdük ile hepsini tasfiye etmiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.