18 Ocak 2017 Çarşamba19 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:19Öğle 13:21İkindi 15:48Akşam 18:11Yatsı 19:36
    • 9°C Adana
    • -1°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 82.363 0.80
  • Altın: 147,033 -0.22
  • Dolar: 3,7764 -0.75
  • Euro: 4,0385 0.07

Baykal, partisindekileri biliyor mu?

Hüseyin Gülerce

Tosun, mecazi anlamda; haşarı, kabadayı demektir. Her alanda bulunurlar. Havalı olurlar. Bir yerlerden güç aldıklarını, sırtlarını bir yerlere dayadıklarını hemen anlarsınız.
Zaten anlamanızı da isterler. İmalarda bulunurlar. Özellikle de "omuzu bol yıldızlılarla aram çok iyidir", "geçen jandarma misafirhanesinde ağırladılar" falan derler... Onun için böylelerine, "sen kimin tosunusun bakayım..." diye sormanızın hiç anlamı olmaz.

Ergenekon davası başlayalı beri, epey görünür oldular. Aralarında genç tosunlar var, yaşlı tosunlar var. Rütbesiz tosunlar var, titri anayasa profesörü, sivil siyasetçi, sendikacı, baro başkanı diye anılanlar var. Bu gibilere ne demeli diye çok düşündüm. Rejimin tosunları mı demeliyim, statükonun tosunları mı? Sonra karar kıldım, en uygunu; vesayetçi tosunlar... Cumhuriyet, madem yıllardır bürokratik bir vesayet rejimine dönüştü. Madem, askerî bürokrasi, sistemin içinde görünüp, hiçbir yere bağlı olmadan ve idarî/hukukî denetimlerin de dışında kalarak işi götürüyor. O zaman bu işin, bir de poz yapan, kabadayılık taslayan taşeronları, adamları olmalıdır.

Mehtap TV'de her pazartesi akşamı, Şahin Alpay, Mehmet Altan ve Eser Karakaş'ın esprilerle de süsledikleri Akıl Defteri programı var. Birinde, Eser Karakaş, Mehmet Altan'a döndü ve şu soruyu sordu: "Ahmet Necdet Sezer, Anayasa Mahkemesi başkanı iken çok demokrat, çok özgürlükçü, insan hakları savunucusu bir portre çizdi. Hatta cumhurbaşkanı seçilmesinde, yaptığı bir konuşma etkili oldu. Çankaya'da ise bambaşka bir Sezer gördük. Konuştuklarıyla tamamen ters bir karakter sergiledi. Çankaya'ya çıkınca Sezer'e ne oldu?" Mehmet Altan cevabı yapıştırdı: "Askere aldılar..."

Toplumda yeri, saygınlığı olan insanlar evet neden vesayetçiliğin tosunluğuna heves ederler? Hele akademisyenler, üniversite öğretim üyeleri, YÖK başkanları, baro başkanları, hele hele milletvekilleri, bakanlar...

Geçtiğimiz pazartesi günü vefat eden emekli Org. Kemal Yamak, kamuoyunda "kontrgerilla" olarak bilinen Özel Harp Dairesi'ni 12 Mart döneminde yönetmiş isimdi. "Gölgede Kalan İzler ve Gölgeleşen Bizler" adını verdiği hatıralarında, Ecevit'e bir cevap veriyordu.İlk başbakanlığı döneminde Ecevit, Genelkurmay Başkanı Org. Semih Sancar'ın "Özel Harp Dairesi" için örtülü ödenekten birkaç milyon lira istemesi üzerine merakla sormuştu: "Daha önce nereden alıyordunuz parayı?" Sancar, "Amerika'dan." dedi. Ecevit şaşırmıştı. Derhal brifing istedi. Brifingi, Özel Harp'in komutanı Kemal Yamak verdi.

Ecevit o brifingde, Özel Harp Dairesi'nin, adı gizli tutulan bazı "vatanseverler"i, ömür boyu istihdam ettiğini öğrendi. İşte o dönemde, Sarıkamış'ta tanıştığı komutanın, Özel Harpçi olduğunu öğrenince dayanamadı sordu: "Askerden kuşkum yok, ama şu 'sivil uzantılar'dan kaygılıyım. Mesela buradaki MHP ilçe başkanı o sivil uzantılardan biri olamaz mı?" "Öyledir zaten" cevabını aldı. Bunu söyleyen komutan, Sabri Yirmibeşoğlu'ydu. Özel Harp Dairesi'nde, Org. Kemal Yamak'ın sağ koluydu.

Yamak, anılarında Ecevit'e şu mesajı yolluyordu: "O zaman, bu teşkilatta kendi partisinden ne kadar personelin, hatta Meclis'te birbirini hiç tanımayan kaç milletvekilinin bulunduğunu birisi Ecevit'e söyleyiverse ne olurdu?"

Bunlar, insanı ürperten gerçekler, ama unutturulmaya çalışılıyor. Zaten Ergenekon davasının, tosunları rahatsız eden en önemli tarafı, kendilerini sürekli gündeme getirmesi, gündemde tutmasıdır.

Demek bir de en başta, daha gençlik yıllarında iken yetiştirilenler var. Liderlere onları kim tavsiye ediyor? Bürokraside olanlar nasıl yükseltiliyor? Perde gerisinde onları organize eden, koruyup kollayan nasıl bir teşkilat var? Ve bunlardan, yine Kemal Yamak'ın ifadelerine göre başbakanların ve bakanların hiçbir zaman bilgisi olmuyor. Mesela bugün Sayın Baykal, kendi partisinde olanları bilseydi ne olurdu? Yoksa Ergenekon'un avukatlığı, bu korkudan mı?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.