23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 14°C Adana
    • 4°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 89.809 -0.88
  • Altın: 145,306 -0.07
  • Dolar: 3,6167 -0.04
  • Euro: 3,9083 -0.13

Bu ülkede güç ya da yönetim kimde?

Abdulkadir Özkan

Böyle bir soruyu ne sormak ne de gündeme getirmek isterdim... Ancak, dünkü gazetelere şöyle bir göz attığımda "Ülkemde neler oluyor?" demekten kendimi alamadım ve ülkemin geçmişini, yüzyıllar süren bir imparatorluğun mirasçısı olduğunu düşününce bu tür haberlerin çıkmasından üzüntü duymamak mümkün değil. Son zamanlarda özellikle yargıya yönelik eleştiriler ve bu eleştirilerin ağırlık noktasını yargı tarafsızlığının kaybolduğuna dair kanaatin oluşturması ve bunun giderek yaygınlık kazanması genelliklede haberlerin parçalanmış bir yönetim görüntüsü vermesi, iktidar gücünün bölüşülmüşlüğü insanı rahatsız ediyor.

Çünkü yargının tarafsızlığını yitirmesi belli bir ideolojinin ya da siyasi anlayışın tarafı gibi bir görüntü vermesinden kim rahatsızlık duymaz?

Söz gelimi Anayasa Mahkemesi eski raportörü ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Mehmet Turhan Bugün Gazetesi'nde bir soruya verdiği cevapta, "Çağımızda askeri darbe tehlikesi artık çok zayıfladı. Bunun yerini şimdi yargı almaya başladı. Demokrasi vesayet altında. Vesayeti ordu ve yargı kurmuş" diyorsa ve bu ülkedeki rejimin adı da demokratik hukuk devleti ise bu ne biçim iş dememek mümkün mü? Vesayet altındaki bir demokrasiyi demokrasi olarak nitelendirmek doğru olur mu? Buna rağmen toplum bu durumdan memnun mudur ki de tüylerimizi diken diken etmesi gereken haberler bile artık sıradan hale gelmiştir... Toplum olarak kanıksanmış, kimsenin umurunda bile değildir.

Prof. Dr. Mehmet Turhan bir başka soruya cevabında ise ülkemizde özgürlüklerin ikinci plana itildiğini belirterek şunları söylüyor:

"Bir yargıç ne kadar yükselirse resmi ideolojiyi savunması da o oranda artıyor. Yani resmi ideolojiyi fazla savunmayan yargıç ve savcılar fazla yükselemiyorlar. Bu ideoloji devletçi bir yaklaşımı gerektiriyor, hak ve özgürlükler ikinci planda tutuluyor."

Prof. Dr. Turhan'dan son bir tespit daha aktardıktan sonra bir başka habere geçmek istiyorum. Bu tespit de şudur:

"Hakimlerin bağımsızlığı veya hakimlik teminatı Anayasa'da yazılan hükümlerle gerçekleştirilmesine rağmen, yansızlık (tarafsızlık) psikolojik bir olay. Dolayısıyle Anayasa hükümleri ile gerçekleştirmek mümkün değil."

Uzun bir söyleşiden aktarmaya çalıştığım bu tespitler sanıyorum işin uzmanları tarafından tartışılacaktır. Ancak, bir hukukçu bu ülkede yargının birinci güç haline geldiğini ve yansızlığını yitirdiğini söyleyebiliyorsa ülke olarak işimizin çok zor olduğu açıkca görülür.

Aktaracağım ikinci haber ise Vatan Gazetesi'nin manşetinde "Susurluk'u ABD kapattı" başlığı altında yer alıyordu. Kaynak ise FBI'ın eski Türkçe tercümanı, Türk asıllı ABDVatandaşı Sibel Edmonds... Sözlerinin ne ölçüde değerli ya da doğru olup olmadığı bir başka bir konu olmakla birlikte bu sözlerin ciddiye alınarak manşete taşınması sanıyorum ülkemiz üzerindeki dış güçlerin etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Bu noktada Edmonds'un açıklamısından kısa bir bölüm aktarmak istiyorum:

"11 Eylül saldırısına kadar ABD, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan'da gizli operasyonlar için Türkiye'yi kullandı. Susurluk da bunun bir parçasıydı. Amaç bölgedeki enerji kaynaklarını kontrol etmekti."

Bunlar aslında bilinmeyen şeyler değil. Ancak, bu tür haberler Türkiye'yi küçük düşürmüyor mu?

Üçüncü haber ise Sabah Gazetesi'nin manşetinden... Başlık, " 3'üncü timin sırrı" şeklinde. Maneştin altında ise, " Bilge köyünde 44 kişinin öldüğü katliamı, petrol hattını korumak için oluşturulan en son tim yaptı. Ölenler ve yakınları ise diğer iki timden" açıklaması yer alıyordu.

Ülkemizde nelerle uğraşıyoruz... İnsanımızın refahını sağlamak için kafa yormak ve çözümler üretmemiz gerekirken pek çok ülkenin yıllar önce çözüme kavuşturduğu rejim sorunları ile boğuşuyoruz. Tüm bu haberlere bakınca "Bu ülkeyi kimler yönetiyor, güç kimde ?" diye sormadan geçmek mümkün mü?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.