26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 28°C Adana
    • 27°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,530 -0.01
  • Dolar: 3,5635 0.19
  • Euro: 4,1526 0.34

ABD sökülüp atılmadan çözüm kalıcı olur mu?

Abdulkadir Özkan

Terörü sona erdirmek yeniden huzur ve güveni tesis etmek için başlatılan çalışmalar farklı kesimlerden farklı önerilerin gündeme gelmesine vesile oldu. Ağırlıklı olarak demokratikleşmenin sağlanması ile terör olayının sona ereceğini söyleyenler olduğu gibi, tek başına demokratikleşmenin gelecekte Türkiye'nin başına ciddi sorunlar açabileceğini söyleyenler de var. Bu arada bölgenin ekonomik kalkınmasının sağlanmasının terörün sona erdirilmesi için ilk şart olduğunu söyleyenler de bulunuyor. Aslında sadece bölgesel olarak değil, Türkiye'nin topyekün kalkınmasının ve özellikle de gelir dağılımında dengenin sağlanması şart. Çünkü, gelişmişlikten gereken payı alamamış olan sadece Doğu ve Güneydoğu değil, Türkiye'nin öylesine yerleri var ki hala çağı yakalamak bir yana gelişmişlikten pay alma hususunda çok gerilerde kalmış durumda. Ne var ki, terörün sona erdirilmesi için demokratikleşmeye de, bölgenin gelişmesine de ihtiyaç var. Bunların hepsinin terörün sonra erdirilmesinde katkısı olur.

Bülent Tanla, Mine Şenocaklı ile söyleşisinde bölgeye 5 yılda 50 milyar dolar yatırım yapılması halinde sorunun kökten halledileceğini söylüyor. Bunun 25 milyar dolarının Türkiye, 25 milyar dolarının çeşitli dış kaynaklardan sağlanabileceğini belirtiyor.

Bu noktada 1970'li yıllarda bir çoğun temel atmalarında benim de hazır bulunduğum Erbakan Hoca'nın Doğu ve Güneydoğu kalkınmasını gerçekleştirmek, işsizliğe çözüm bulmak için başlatmış olduğu sanayileşme hamlesini saygıyla anmak istiyorum. O zamanlar bu hamleyi gerektiği gibi değerlendiremeyen politikacıların da bugünki terörde sanıyorum sorumlulukları vardır. Çünkü, Erbakan Hoca'nın sanayileşme hamlesini etkisiz hale getirebilmek için yapmadıklarını koymamışlardı.

Tanla bu arada Hükumetin Kürt açılımı noktasına nasıl geldiği sorusuna, "Benim burdakı kanaatin, bölgede egemen güç Amerika'dır. Amerika'nın ne yaptığını anlamak lazım" karşılığını veriyor. Tanla ile röportajı yapan Mine Şenocaklı'nın mukabil, "Obama'nın, Amerika'nın parmağı vardır bu işte yani?" sorusuna ise Tanla, "Parmağı değil, Amerika'nın eli, gövdesi, kendisi vardır" karşılığını veriyor.

Sanıyorum başlangıçta terör sorunu olarak başımıza sarılan ve bugün Kürt Sorunu olarak nitelendirilen problemin kaynağında ABD ile Avrupalı destekçilerinin olduğunu sadece Tanla görüyor ve biliyor değil. Birazcık ülkesindeki ve dünyadaki gelişmeleri takip eden herkes görüyor ve biliyor. Bu bakımdan ülkemizdeki terör sorununun çözümü için atılan adımların arkasında Amerika'nın elinin olduğunu söylemek meselenin çözümünün kolaylaştığı anlamına gelmez. Bugün şartlara göre Türkiye'ye bu yönde destek veren güçler yarın fikir değiştirdiğinde ne olacak? Söz gelimi Tanla'nın dediği gibi 5 yılda bölgeye 50 milyar dolar yatırıldı, bölgenin çehresi değişti, insanlar refaha kavuştu... Bu ABD ve yandaşlarının ileride bazı planları için Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak istediklerinde yandaş bulamayacakları anlamına gelir mi?

Kısacası demek istedğim o ki, bölgeden başta ABD olmak üzere emperyalist güçleri söküp atmadan, bölgeyi sürekli karıştıran yabancı eller kırılmadan bizim burada iyi niyetlerle geliştireceğimiz projeler her an akamete uğrayabilir. Çünkü,sorunun çözümü için atılan adımların arkasında ABD parmağının olduğunu söyleyenler bundan sonra bu parmak ya da elin tamamen devre dışı kalacağını nasıl garanti edecekler?

Refah seviyesi yükselmiş, iş güç sahibi bölge insanı ve özelliklede gençler elbette bir takım iç ve dış telkinlere daha kapalı hale geleceklerdir. Ancak, refah seviyesinin yükselmesi insanların evlerine çekileceği anlamına gelmiyor. Geçmişi biraz olsun hatırladığımızda sokakta çatışan, birbiri ile vuruşan gençler sadece yoksul ailelerin çocukları değildi. Özellikle solculuğun moda olduğu dönemlerde zengin aile çocukları solcu, fakir aile çocukları ise solcuların tabiriyle kapitalist, sağcı oluyorlardı.

Az gelişmişlik sorunların yeşermesine zemin hazırlıyor, bu doğru... Ama olayı tek başına bununla açıklamak ipleri ellerinde tutanları görmezden gelmek yanlıştır. İpleri oynatan eller kırılmadan ülkemizideki terör olaylarına köklü çözüm bulmak mümkün olmaz..

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.