23 Ekim 2017 Pazartesi3 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 28°C Adana
    • 26°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 24°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 107.928 -0.52
  • Altın: 151,684 0.36
  • Dolar: 3,7048 0.94
  • Euro: 4,3476 0.54

Trafik kazaları neden olur?

Abdulkadir Özkan

Hız sınırı yüksek olduğu için değil, uyulmadığı için kazalar oluyor

Şehir içi ve şehirlerarası yollarda araçlar için şimdiye kadar uygulanan, daha doğrusu uygulanmaya çalışıldığı halde uygulanamayan hız sınırlarının artırılması gerektiğini bu köşede birkaç kez dile getirdim ve bunun sebeplerini izah etmeye, özellikle şehir içi otoban haline getirilmiş yollarda hız sınırını 50 kilometrede tutmanın uygulanabilirliğinin kalmadığına dikkat çekmeye çalıştım. Tüm bunlara Ankara'da belli başlı çevreyi merkeze bağlayan yollarda radarla hız kontrolünün başlatıldığı günlerde ifade ederek bu köşeden, Ankara'nın Eskişehir, Konya ve İstanbul yolu olarak ifade edilen ana caddelerinde sürücülerin 50 kilometrelik hız sınırına uymalarının imkansız olduğunu, uyulması halinde trafiğin duracağını belirterek İçişleri Bakanı Sayın Atalay'a korumasız bir vatandaş olarak arabasının direksiyonuna geçerek mevcut hız sınırına uymanın zorluğunu bizzat görmesini istemiştim.

Bugünlerde şehir içinde hız sınırının 50'den 70'e, duble yollarda ise 90'dan 110'a çıkarılmasını öngören bir çalışma yapıldığını karşı açıklamalardan öğrendim. Karşı açıklamalarda bu hız sınırı artışı çalışmalarının nüfus planlaması olarak nitelendirilmesini şaşkınlıkla anlamaya çalıştım.

Ülkemiz her sene trafik kazalarında önemli kayıplar veriyor. Binlerce insanımız bu kazalarda hayatını kaybederken 10 binlercesi yaralanıyor. Maddi kaybın hesabı ise ayrı bir konu. Bu bakımdan kazaların en aza indirilmesini istemeyen bir tek kişinin bile bulanacağını sanmıyorum. Ancak, mevcut hız sınırların artırılmasının trafik kazalarını da artıracağını belirterek ortaya bir felaket tablosunun çıkacağını ileri sürmenin mantığını anlayabilmiş değilim. Şehirlerde kaldırımların otomobiller tarafından işgal edilmiş olması, her gün trafikteki araç sayısının artmasının ülkeye getirdiği yük ayrı konular. Özellikle şehir içinde insan taşımacılığının metroya kaydırılmasına itiraz eden de çıkmaz. Ancak, bu istekler ile hız sınırının şehir içi yollarda 50'den 70'e, şehirlerarası bölünmüş yollarda da 90'dan 110'a çıkarılmasına karşı çıkmak kullanmak ve artırışın bir felaket olacağını ileri sürmek farklı konulardır diye düşünüyorum.

Bu noktada söz gelimi şehir içi ve şehirlerarası yollardaki kazaların sebepleri üzerinde durmak gerekiyor. Öyle sanıyorum ki kazaların büyük bir bölümü trafik kurallarına uymamak ve aşrı hızdan kaynaklanıyor. Aşırı hız ise sanıldığı gibi şehir içinde 50 kilometre sınırının geçilmesi ile ilgili değil. Pek çok sürücünün şehir içinde 90-100 kilometrenin üzerinde bir hız yapmalarından ileri geliyor. Kaldı ki uzun yıllardan beri Ankara'da oturan birisi olarak şehir içi hız sınırı 50 kilometre olarak uygulanabilmiş değildir. Uygulanamayan, uygulanma imkanı olmayan bir hız sınırında ısrar etmenin anlamı olabilir mi? Bu bakımdan hız sınırının şehir içi yollarda 50'den 70'e çıkartılmasına karşı çıkmaktan çok yeniden belirlenecek olan hız sınırına uyulmasının sağlanmasını istemek ve buna yardımcı olmak gerekir. Olayı da hız sınırını artırarak iktidarın nüfus planlamasına soyunduğu şeklinde yorumlayarak kara mizaha dönüştürmemek gerekir.

Bu noktada bir hususa daha dikkat çekmek isterdim. Duble yolların devreye girmesi ile hız sınırının hala 90'da tutulmasına karşı pek çok sürücüden, "Hız sınırı 90'da kalacaksa bu yolları duble hale getirmenin ne anlamı var?" sorusunu duymuşumdur. Benim gibi herkes de duymuştur. Aynı şeyi otobanlar için de söylemek mümkün.. Kaldı ki, şahsım adına söylüyorum otobanda hız sınırı 200'e çıkartılsa bile ben 130-140'ın üzerine çıkmam. Bazıları da otobanda hız sınırı halen 120 olmasına karşılık bu hız sınırını kalkış hızı olarak değerlendiriyor. İşte problem bu noktada ortaya çıkıyor. Yoksa hız sınırının yüksek oluşundan değil. 150-180 kilometre hız yapıyorlar. Bu bakımdan makul olan hız sınırının belirlenmesi ve bunun kesinlikle uygulanmasının sağlanması öncelikli meselemizdir. Şehir içi yollarda bugün 50 olan hız sınırını kameralarla kontrol etmeye kalksanız trafikte seyir halinde olan tüm araç sürücülerine ceza kesmeniz gerekir. İstenen bu ise ona bir diyeceğim yok. Böyle bir uygulama görevlilerle halkı sık sık karşı karşıya getirir. Bu yüzden de radarla hız kontrolü yapılırken bile şehir içi yollarda 70 ile seyreden sürücülere şu anda ceza yazılmıyor.

Bana göre şehir içinde 70, duble yollarda 110 kilometre olarak belirlenecek bir hız sınırı makuldür. Önemli olan bunun uygulanması ve uymayanların uymalarının sağlanmasıdır. Bu yapılmayıp kaidelere uymaya çalışan sürücüleri cezalandırmak anlamına gelen hız sınırlarının bugün bir geçerliliği kalmamıştır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.