23 Mart 2017 Perşembe24 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 18°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 6°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 90.061 0.28
  • Altın: 144,927 -0.24
  • Dolar: 3,6135 -0.09
  • Euro: 3,9003 -0.20

Herşey bizim için diyen grup

M. Şevket Eygi

Dinî bir grup varmış, o grubun temel prensipleri şunlarmış:
1'inci prensip: Var mı yok mu bizim grup... Aman bizim grup yaman bizim grup...

2'nci prensip: Var mı yok mu bizim grubun başındaki Hazret... Hazretin şanı şerefi çok olsun, ünü ufukları aşsın, aman Hazret yaman hazret...

3. Önemli olan bizim grup, ötekilerin önemi yok, onlara aldırma.

4. Türkiye bizim kontrolümüze geçsin.

5. Bizim yaptığımız her şey doğrudur. Söylediğimiz her şey doğrudur. Bunlar tartışılamaz. Tartışan haindir, münafıktır.

6. Bütün hayır, hasenat, hizmet, faaliyet paraları bizim gruba yönlendirilmelidir.

7.Bütün Müslümanlar bizim grubu tutmalı, desteklemeli, beğenmeli, övmelidir.

8. Bizim faaliyet ve hizmetlerimize kimse karışamaz.

9. Amaçlarımız: Bizim grubumuz... Bizim hazretimiz... Bizim hizmetlerimiz...Biz biz biz...

Açıklamak gerekmez ki, yukarıda saydığım prensiplerin hepsi hatâlıdır. Doğrular şunlardır.

Birinci doğru: Bütün Müslümanlar, bütün cemaatler, gruplar, tarikatlar şu temel müşterek değerler etrafında birleşmeli ve bunlar için çalışmalıdır: İman,Din,Kur'ân, Sünnet,Şeriat, Fıkıh, Ahlâk ve Fazilet, Ümmet, İmamet... (On değer ve kavram saydım...)

İkinci doğru: Müslümanlar tek tek Ümmet oluştururlar. Bir grupta Ümmet şuuru (bilinci)yoksa, onun yerine hizip ve fırka asabiyeti ve aşırılığı varsa o grup olgun bir grup değildir.

3.Bütün hamdler, senalar, sipaslar, övgüler Allah-ü Teâlâ hazretlerine mahsustur.

4. Ümmet'in değişmez genel başkanı Resulullah efendimizdir (Salat ve selâm olsun O'na). Bütün bağlılıklar, bütün sevgiler, olanca itaat ve biat onadır. Cemaat başkanı salih, muttaki, mustakim, ehliyetli, icazetli, liyakatli bir zat ise Resulullah efendimizin naçiz bir vekili ve varisi olarak görülür. Her hâlü kârda aşırı şekilde övülmesi, pohpohlanması, göklere çıkartılması, putlaştırılması, rableştirilmesi dine, Şeriata, ahlâk-ı islâmiyeye uygun olmaz.

5. Hiçbir grup, cemaat, tarikat diğer grupları, öteki Müslümanları yok sayamaz.

6. İslâmî hizmet ve faaliyetler istişare prensibine göre ifa edilmelidir.

7.Hiçbir cemaat, grup, tarikat, hizip, fırka, klik; Kur'ân'a, Sünnete, Şeriata, Fıkha, Ahlâk-ı İslâmiyeye, hikmete aykırı bir söz söyleyemez, bir iş yapamaz. Yaparsa merdut olur.

8.İslâm dinine ve şeriatına göre riyasete talib olmak haramdır. Kendisi talib olmayıp (istemeyip) matlub (istenen) olursa, şayet ehil değilse kabul etmek yine haramdır.

9. Yüce İslâm dinine, şeriatına, fıkhına göre zekât parasıyla cami bile yapılamaz. Nerede kaldı ki, bir grup tarafından toplanabilsin...

10. Kur'ân'la, Sünnetle, icmâ-i ümmetle sabittir ki, Allah katında tek hak, geçerli, makbul din İslâm'dır. İslâm'dan başka ibrahimî din yoktur. Kur'ân Hz. İbrahim halilullah Efendimizin Yahudi ve Nasranî olmadığını, hanif ve müslim olduğunu sarahaten beyan buyurmaktadır. İslâm'ı, Kur'ân'ı, Şeriat-ı Muhammediyeyi red ve tekzib edenler ehl-i necat ve ehl-i Cennet değildir.

Zamanımızdaki bütün İslâmî hiziplerin, fırkaların, grupların, cemaatlerin, toplulukların yapacakları ilk iş birbirleriyle temasta olmak, müşterek bir hizmet ve faaliyet planı hazırlamak, (federasyon mu olur, konfederasyon mu olur) birleşmektir.

Zamanımızda binlerce İslâmî dernek, cemaat, grup, hizip, fırka tamamen bağımsız, tamamen keyfe mâ yeşâ hareket etmektedir. Başlangıçta gevşek de olsa mutlaka bunların islâmî, imanî, Kur'ânî, şer'î bağlarla bağlanmaları gerekir. Meşru meşreb farklılıkları devam etsin ama kopukluk devam etmesin.

Bugünkü dağınıklıkla, parçalanmışlıkla, tavaif-i mülûk haritası ile kopuklukla bir yere varamayız.

Rabbimiz, Nebimiz, Dinimiz, Kur'ân'ımız, Şeriatımız bize birliği emrediyor.

Akıl ve hikmet birliği emr ediyor.

"Öteki Müslümanlara, öteki gruplara aldırma; bizim cemaatimiz, bizim Hazretimiz ilerlesin, güçlensin, hakim olsun...Biz biz biz..." zihniyeti hayırlı mıdır?

İMAR HİZMETLERİ

BİZ Müslümanların temel vazifelerinden biri de, başta Yahudiler ve Hıristiyanlar olmak üzere bütün insanları; imana, İslâm'a, Kur'ân'a çağırmaktır. Din dilinde buna dâvet denir. Dâvet vazifesi derece derecedir.

1. İcazetli âlimler doğrudan doğruya yapar.

2. Kâmil mürşidler ve hakikî şeyhler de...

3. Eli kalem tutan, kültürlü ve ziyalı (aydın) Müslümanlar bu yolda hizmet eder. Kendi kafalarından değil, ulemâ ve mürşidlerin söylediklerini beyan ederek...

4. Müslüman halk dâvet hizmetini yapanları destekler.

5. Dâvet hizmetleri için para gerekir. Halk bu parayı temin eder. Lâkin, bu paranın bir kuruşu bile dâvet hizmeti dışında harcanmaz, daha açık konuşayım dâvâ parası deve yapılmaz. Yapanlar haindir, mel'undur, merduttur, fasık ve facirdir.

6. Dâvet insanların, halkın akıllarına, kültürlerine, zihniyetlerine uygun şekilde yapılır.

7.Ülkemizde ve İslâm dünyasında dâvet hizmetleri maalesef çok zayıftır.

8.İlim ve imkân sahibi Müslümanlar insanları imana, İslâm'a, Kur'ân'a, Sünnete gerektiği gibi ve uygun şekilde davet etmezlerse vebal altında kalırlar.

9. Geçenlerde Yahova Şahitleri tarafından basılmış, küçük boy ciltli Fransızca bir kitap aldım. Elli küsur dilde yekûn olarak 82 milyon adet basıldığı yazılıydı. Biz Müslümanların davet yayınları bunun yanında çok azdır. Yazıklar olsun!..

10.Kırsal kültür ve zihniyet sahibi Müslümanlar, şehirli ve medenî halkı İslâm'a ve imâna gereği gibi başarılı bir şekilde çağıramazlar.

11. Halkı imana çağıracak, davetçilerin belki de dört sene sürecek bir dâvet metodu tahsili görmeleri ve icazet almaları gerekir.

12. Müslümanların dünya çapında bir İslâm dâvet merkezi kurmaları, bunun başına çok muktedir bir zatı getirmeleri, müessir ve nâfiz bir kadro oluşturmaları gerekir. Böyle bir kuruluş en az 100 lisanda çok vasıflı yayın yapmalı ve bunları yüz milyonlarca adet dağıtmalıdır.

13. Türkiye Müslümanlarının bu işi, bu hizmeti yapmaya yeter parası vardır. Lâkin bu para yerli yerinde kullanılamamaktadır.

14. İnsanlar imana, İslâm'a, Kur'ân'a, Sünnete, şeriata dâvet edilmelidir. Genel dâvet budur. İnsanları şu veya bu tarikata, cemaate, hizbe, fırkaya çağırmak yanlıştır.

15. İmanı olan, mü'min olan kurtulur, o ehl-i necat ve inşaallah ehl-i Cennet'tir.

16. İmanı olmayan bir insana yapılabilecek en büyük ve en değerli hizmet onun mü'min olmasına çalışmaktır.

17. Biz kimseyi kendimiz mü'min edemeyiz. Sadece vesile olabiliriz.

18. Ahlâk, fazilet, mürüvvet, iyilik bakımından güzel bir örnek ve model teşkil etmek de dolaylı dâvettir.

19. Bir insanın hidayetine (mü'min olmasına) vesile olmak, bir Müslüman için, üzerine güneşin doğduğu ve battığı her şeye sahip olmaktan hayırlıdır. (Hadîs meâli)

20. Bütün gerçek din âlimleri, bütün gerçek şeyhler, bütün kamil mürşidler, bütün ziyalı Müslümanlar iman, İslâm, Kur'ân, Sünnet, Şeriat, yüksek İslâm ahlâkı için çalışırlar, halkı bunlara dâvet ederler.

21. Bu hizmetleri bırakıp da kendi benliği için çalışan, halkın parasını kendi ihtiraslarına hizmet için toplayıp israf eden, kendi dünya saltanatı için çırpınan, dünya serveti iddihar eden, riyaset hırsına mağlub olmuş kimseler âlim değildir, kamil değildir, şeyh ve mürşid değildir, ebrardan değildir. Onlar dall ve mudildir.

22. Halkın ve gençliğin bir kısmı küfre ve dalâlete sapmış, irtidal yaygın hale gelmiş ve bu facia karşısında birileri hâlâ ben ben ben ben diye sayıklıyor, bu da büyük bir faciadır.

23. Yakın tarihimizdeki bütün büyük ve gerçek ulemâ meşayih ve suleha imân için çalışmıştır. Silistreli Süleyman Hilmi Efendi...Abdülhakim Arvasî...Bediüzzaman SaidNursî ve benzeri büyükler.

24. İman ve İslâm hizmetleri ücret mukabilinde yapılmaz. Bunların faturası halka kesilmez. Haliq rızası için yapılanların karşılığı halktan istenmez. Bu hizmetler ihlâsla yapılır. Gerekiyorsa, fetva ruhsat verilmişse geçinecek kadar ücret veya maaş alınabilir. Her hâl ü kârda imân ve dâvet hizmetleri zengin olmaya alet edilmez. Edilirse ihlâs gider, hizmet değil hezimet olur.

25. Âlemlerin Rabbi ile güzel bir ticaret yapmak isteyenler imân, İslâm, Kur'ân, Sünnet, Şeriat, dâvet, tebliğ hizmetleri yapsın. Bu hizmetleri ihlâsla yapsın. Bu ulvî hizmetleri hizip taassubuna âlet etmesin. Sakın şeytana ve nefs-i emâresine uyup hizmeti dünya ticaretine âlet etmesin.

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.