16 Aralık 2017 Cumartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:07İkindi 15:23Akşam 17:45Yatsı 19:11
    • 11°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 6°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 0°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 14°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 156,133 -0.30
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

AB, Hristiyan ittifakıdır

Abdulkadir Özkan

Bugünkü Avrupa Birliği yıllar önce Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET) olarak takdim edilirken, bu birliğin nihai hedefinin siyasi bir birlik olduğunu, temelinin Hristiyanlığa dayandığını 35-40 yıl önce tekrarlayıp durduk. Hatta, sadece günübirlik düşünen bir takım tipler özellikle Erbakan Hoca'nın "Avrupa Birliği bir Hristiyan Kulübüdür" şeklindeki nitelendirmesine karşı kendilerine göre bir takım eleştiriler sıralamaya, gerçeğin toplumumuz tarafından görülmesini engellemeye çalışmışlardı.

Aslında AB'yi oluşturanların yaptıkları işi sakladıkları, olduklarından farklı görünmek gibi bir gayretleri yoktu,bugünde yok. Ne var ki bizdeki çağdaşlık krizine yakalanmış tipler yıllardan beri Türkiye'nin AB içinde yer almasını ileri ülkeler seviyesine çıkmasının ve çağdaş gelişmişliği yakalamasın ilk şartı gibi takdim ettiler. AB'ye girildiği anda ülkemizde demokrasi tüm kurum ve kuralları ile yerleşecek insan hak ve özgürlükleri teminat altına alınacak şeklinde bir söylem geliştirdiler.

Bugünkü Avrupa Birliği'nin ilk temelinin atıldığı Roma Anlaşması'nda imzası bulunan Türkiye aradan geçen 50 yıla rağmen hala kapıda bekletilmekte, sürekli ev ödevleri verilmektedir. Halbuki 1990'larda bağımsızlığını kazanan ülkelerin ne ekonomik durumu ne demokratik gelişmişlikleri dikkate alındı. Ciddi ev ödevleri de verilmeden birliğe alındılar; bazılarına da tarih verildi. Çünkü onlarla aynı dini paylaşıyorlardı. Sıra Türkiye'ye gelince ortada ne verilmiş tarih var ne de ev ödevleri bitiyor. Tembel, geri zekalı bir öğrenci muamelesi yapılıyor. Bunun sebebini görmemek için sanıyorum kör ve sağır olmak gerekiyor. Ya da Avrupa hayranlığı ve sevdasının gözlerimizi kör kulaklarımızı sağır etmiş olması lazım.

Bu arda istenenlerin de sonu gelmiyor. İstenen ve peşine düşülen isteklere gelince Türkiye'nin neresinde bir kilise harabesi varsa onlar ya onarılıyor ya da bir kalıntının önüne bir tabela dikiliyor. Hatta, ana yollara kalıntıyı tarif eden yazılar ve işaretler konuluyor. Söz gelimi 10 yıl önce geçtiğimiz şehirlerarası anayollarda bir anda kilise tabelaları görülmeye başlandı.

- Görünsün... Ne var bunda... Korkmaya ne gerek var, denebilir.

Mesele korku meselesi değil. Belli ki adamlar "Sizi AB'ye alacağız" kandırmacası ile Yüzyıllar önce terk ettikleri bu topraklarda hak iddia etmenin peşindedirler. Yapılan iş inanca saygı talebi değildir... Çünkü, peşine düştükleri harabeler ve ayakta kalan kiliselerin etrafında bir tek Hristiyan yoktur. Sanki mülkiyet iddiasındadırlar... Peki Osmanlı'nın mirasçısı olarak bizim Avrupa'da Hristiyanlar tarafından yıkılan camilerin peşine düşmemize de dine saygı ve ibadet özgürlüğü anlayışı ile yaklaşabilecekler mi? Hiç sanmıyorum.

Geçtiğimiz günlerde Sümela Manastırı'nda ayin yapmaya kalkışanların engellenmesinin ardından Rus Milletvekili İvan Savdis'in şu sözleri dikkat çekicidir:

"Eğer Türkiye AB'ye girmek istiyorsa böyle valileri -Sümela'da ayin yapılmasına karşı çıkan vamyi kastediyor- görevden alınması gerekiyor. Buradaki kilise bizim atalarımızdan kalan kilisedir, dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümetinin kiliseleri değil"

Rus milletvekilinin söyledikleri bundan da ibaret değil. Türkiye'nin AB'ye girmeye hazır olmadığını, alınmaması gerektiğini her ortamda dile getireceğini, bunun için kampanya yürüteceğini de söylüyor.

Bu noktada "Rusya AB üyesi, söz konusu milletvekili de AB üyesi bir ülkenin milletvekili midir de Türkiye'nin AB'ye alınmaması için çaba gösterecek?" sorusu akla geliyor ve cevap bekliyor. Rusya AB üyesi değil ama AB bir Hristiyan ittifakı olduğu için Rus milletvekili kendisini söz konusu birliğin tabii üyesi gördüğünden olacak böyle bir kampanya yürütme hakkı olduğunu düşünüyor. Bu arada Türkiye ile Rusya arasında imzalanan anlaşmaları gündeme getiriyor, önümüzdeki yıllarda iki ülke arasında ticaret hacminin 100 milyar dolara ulaşacağını hatırlatarak Trabzon'da bir kilise yapacağını buna da Trabzonluların yardımcı olacağını ileri sürüyor.

Trabzon'da kimler için kilise yapılacağını bu milletvekiline sormak gerekiyor. Ayrıca Trabzon'da Hristiyan yok... Acaba biz bilmeden Trabzon'da Hristiyanlık canlanmaya mı başladı?

Sözü uzatmanın anlamı yok... Türkiye'nin yeri kesinlikle Hristiyan Kulubü olan AB değildir. Buradan hiçbir yarar beklenemez. Sadece Hristiyan Batı Türkiye üzerindeki niyetlerini bizim elimizle gerçekleştirmenin peşinde olduğu için Türkiye oyalanmaktadır. Gerçek niyet bilinmesine rağmen bu ülkeyi yönetenlerin ille de AB'ye gireceğiz diye diretmeleri Hristiyan dünyanın ülkemize yönelik istek ve beklentilerini yüksek sesle dillendirmelerine cesaret vermektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.