Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

O daireler ne ki… Bu iş, Ergenekon’a gider!

O daireler ne ki… Bu iş, Ergenekon’a gider!

Şöyle düşünenler olabilir: “Erkaya ailesinin trilyonluk lüks dairelerini biliyordunuz da, daha önce niye haber yapmadınız?.. Bu lüks daireleri ortaya çıkarmanız için, illâ da Abdurrahman Dilipak’ın evinin satılması mı gerekiyordu?.. Demek oluyor ki, eğer nasırınıza basılmasaydı, sizler de sormayacaktınız; nereden buldular, nasıl buldular, o daireleri hangi parayla aldılar?”
Böyle düşünenlere şöyle cevap verelim:
¥ BİR: Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Güven Erkaya ile ilgili haberlerimiz yeni değil.. Ona “hakkımızı helâl etmediğimizi” deklâre eden haberimizden çok önce de, yani Erkaya henüz “sağ” iken de çok eleştirdik kendisini… “Kıbrıs Harekâtı’nda batırılan gemi”den dolayı eleştirdik, “Briç tutkusu”ndan dolayı eleştirdik… Dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz tarafından “Denizcilikten Sorumlu Başbakan Müşavirliği”ne getirilmesini eleştirdik, “Korkmaz Yiğit’e danışman” olmasını eleştirdik!.. “BÇG’nin kurucusu” olmasını eleştirdik!..
Sizin anlayacağınız;
“Ölünün ardından” değil, “sağ” iken de mücadele ettik kendisiyle!..
Zaten, “hakkımızı helâl etmiyoruz” manşeti, “tüm bu haberlerin bileşkesi”ydi!.. Erkaya ailesinin açtığı tazminat dâvâsı da, sırf “hakkımızı helâl etmiyoruz” başlığına değil, “Vakit’in tüm haberlerine” idi!..
Uzun lâfın kısası;
Son günlerdeki haberlerin “nasırımıza basılması” ile ilgisi yok… Asıl biz onların nasırlarına bastığımız için bunlar geldi başımıza…
ERKAYA AİLESİNİN 4. DAİRESİ
¥ İKİ: Erkaya ailesinin sahip olduğu evlerle ilgili haberler, kesinlikle bir “intikam haberi” değildir ve bu haberlere de “kendi çabamızla” ulaşmış değiliz… Bu haberler, “Abdurrahman Dilipak’ın evinin satılması”ndan sonra, siz “duyarlı okurlarımız”dan gelen “ihbar”lar sonucu yapıldı…
Hâlâ da “ihbar” yağıyor!..
Malûm, önceki günkü Vakit’in sürmanşetinde “Erkaya, Erdil’i de solladı… Milyon dolarlık üçüncü ev” başlığının altında, özetle şöyle demiştik:
“28 Şubat’ın mimarlarından emekli Oramiral Güven Erkaya, daire sahibi olma konusunda daha önce 2 lüks daire satın aldığı ortaya çıkan; ancak bunları asker maaşı ile nasıl aldığını izah edemediği için rütbeleri sökülen, hapis yatan ve dairelerine el konulan İlhami Erdil’i resmen solladı… Etiler Alkent’te 2 lüks daire sahibi olduğu tespit edilen Erkaya’nın, Ulus’ta, yine Korkmaz Yiğit tarafından yaptırılan Kibele Konutları’nda da bir lüks dairesinin bulunduğu ortaya çıktı.”
Bir “ihbar” daha geldi ve öğrendik ki;
“Erkaya ailesinin DÖRDÜNCÜ BİR DAİRESİ daha vardır ve o da yine Etiler’de ve Aktek Konutları’ndadır... Daire Erkaya’nın eşi Gülden Hanım ve oğlu Argun Erkaya üzerine kayıtlıdır!”
İşte bu haber üzerine dün dedik ki;
“Askeri savcı, daha neyi bekliyor?.. İlhami Erdil’in elinden iki dairesi alınırken, Erkaya ailesine parayı nereden bulduğu niye sorulmuyor?”
FAKİR AİLENİN TRİLYONLUK KOMUTANI!
Derken, bir “ihbar” daha geldi.
Bir “duyarlı” okurumuz, “Alkent Sitesi’ndeki daireleri ortaya çıkardınız… Kibele Konutları’ndaki ve Aktek Konutları’ndaki daireleri de ortaya çıkardınız.. Peki, yine Korkmaz Yiğit’in yaptığı Platin Konutları’nı niye araştırmıyorsunuz… Platin Konutları’na el atarsanız, altından çok şey çıkabilir!.. Sadece parayı nasıl bulduklarını değil, ilginç ilişkiler ağını da gözler önüne serersiniz!..” dedi.
Ne yalan söyleyeyim;
“Platin Konutları” deyince, bende “jeton” düştü…
Öyle ya;
“Platin Konutları” hakkında 11 yıl önce bir yazı yazmış ve “kuşku”larımı dile getirip “bazı sorular” sormuştum…
Hemen “arşiv”e girip, o yazıyı buldum…
Gördüm ki; insan hafızası, gerçekten de “unutmaya” meyyal… Ben de unutmuşum… Evet, Güven Erkaya’nın kendisine “danışmanlık” yaptığı Korkmaz Yiğit’in televizyonu Kanal 6’da söylediklerini unutmuşum…
Güven Erkaya, tam “11 yıl önce” çıktığı Kanal 6 ekranlarında demişti ki;
“Fakir bir ailenin çocuğu olarak geldim dünyaya… Zamanında, okumak için beş parası olmayan birisiydim!”
Hayret!.. “Meteliğe kurşun atan, fakir bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen” Erkaya, geride tam bir “servet” bırakıyor!..
Öyle bir “servet” ki;
“Tam 4 daire!..
Toplam 5-6 milyon dolar değerinde!”
Acaba bu “servet”e nasıl sahip oldu?..
Böyle bir servete, “alınteri”yle veya “tasarruf”larla sahip olması mümkün değil!.. Eğer “alınteri”yle sahip olunsaydı, herhalde emekli Oramiral İlhami Erdil de sahip olurdu… Öyle ya; her ikisi de Deniz Kuvvetleri Komutanı, her ikisi de Oramiral ve her ikisi de aynı maaşı alıyor!..
Malûm, İlhami Erdil, “tasarruf ettim” demişti de, “bilirkişi”ler inanmamış ve yaptıkları “hesap”lar sonucu; “olamaz” demişlerdi; “Hayatın boyunca bir tek kuruş harcamasan, maaşının tamamını biriktirsen ve bu parayı Borsa’ya veya faize yatırsan, yine de bu daireleri alacak para biriktiremezsin!”
Sonuçta, İlhami Erdil, “servetinin kaynağını” açıklayamamış, “oramiral” olan rütbesi “er”liğe düşürülmüş, “cezaevi”nde hapis yatmış ve daireleri de elinden alınmıştı!..
Peki, “fakir bir ailenin çocuğu” olarak dünyaya gelen, “okumak için beş parası olmayan” bir Güven Erkaya, bunca parayı acaba nasıl bulmuş ve “lüks 4 daire”yi nasıl almıştı?..
Ve o ihbar?..
“Acaba, Platin Konutları’nda da beşinci bir dairesi var mıydı?”
Dedim ya; Platin Konutları, netameli bir yer!..
Oradan kimlere daire verilmemiş ki?!?..
“GELİN SİZE DE DAİRE VERELİM!”
“Tartışmaların yoğunlaştığı” o günlerde, ben, bir “konuşma”yı getirmişim gündeme.
2 Kasım 1998’de, Ayna’da gündeme getirdiğim “Alaattin Çakıcı’nın adamı Korkmaz Yiğit ile dönemin İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş arasında geçen konuşma”nın özü ve özeti şöyleydi:
Korkmaz Yiğit, bir ara Kutlu Aktaş’tan randevu alıp; “Malki cinayeti”nden “Çakıcı ile olan ilişkisi”ne kadar her şeyi birer birer anlatıyor ve ardından şu teklifte bulunuyor Kutlu Aktaş’a:
“-Sizi seviyor ve beğeniyoruz... Sizi, artık İstanbullu yapalım!”
Kutlu Aktaş soruyor:
“-Nasıl olacak bu?”
Korkmaz Yiğit, ağzındaki baklayı çıkarıyor:
“-Bazı bürokratlara villa verdik... Ulus’taki bizim Platin Konutları’ndan size de bir villa verelim... Orada oturun!”
Konuşma, daha sonra şöyle devam ediyor:
Aktaş: Ooo orası, çok pahalıdır.
Yiğit: Mesele değil, hallederiz.
Aktaş: Param yok... Fiyatı nedir?..
Yiğit: 1 milyon dolar... Ama mesele değil... Çakıcı’ya ve bazı bürokratlara verdik... Çakıcı’ya 300 bin dolara... Sizi de İstanbullu yapalım... Gelin, kabul edin!...”
Aktaş, “Ben devlet memuruyum, alamam!” deyip, bitiriyor işi...
Aralarındaki bu konuşmayı da banda aldırıyor.
İşte bu konuşmanın ardından, “Korkmaz Yiğit’e danışmanlık yapan Güven Erkaya’ya sormuşum:
“Halen danışmanlığını yaptığınız Korkmaz Yiğit’e ait İstanbul Ulus’taki Platin Konutları’nda sizin de lüks bir daire veya villanız var mıdır?.. Varsa, kaça aldınız?.. 500 bin dolar ile 1 milyon dolar arasında olduğu söylenen o dairelerin borcunu ödeyebilmek için mi ‘danışman’ oldunuz Korkmaz Yiğit’e?..”
Bir soru daha sormuşum:
“Salihli’nin Yılmaz kasabasında “fakir bir ailenin çocuğu” olarak dünyaya gelen ve “okumak için beş parası olmayan” siz, bunca mala-mülke nasıl sahip olabildiniz?..
NACİ TERZİ’NİN, MESUT YILMAZ’A SORULARI!
Görüyorsunuz ya; “nereden buldun” sorusunu sadece bugün soruyor değiliz… Bu soruyu “11 yıl önce” de sormuşuz…
Üstelik, sadece “ben” değil, dönemin FP Erzincan Milletvekili Naci Terzi de sormuş aynı soruları… Naci Terzi; dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz’ın cevaplaması talebiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği “soru önergesi”nde demiş ki;
“¥ Korkmaz Yiğit’in, İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş ile yaptığı görüşmeden, kendisine ait Platin Konutları’nı, bazı üst düzey hatırlı kişilere rüşvet kabilinden, değerinin çok altında sattığı anlaşıldığına göre; Platin Konutları’nın kimlere, hangi koşullarda satıldığına ilişkin başlatılmış herhangi bir soruşturma bulunmakta mıdır? Henüz başlatılmış bir soruşturma yoksa, bir soruşturma başlatılması düşünülmekte midir?
¥ Eldeki bilgilere göre, Korkmaz Yiğit, Platin Konutları’ndan kimlere rüşvet kabilinden satışlar yapmıştır? Bu rüşvet karşılığında, muhataplardan ne tür bir yarar temin etmiştir? Hâlâ ne tür yararlar temin etmektedirler?
¥ Korkmaz Yiğit, Türkbank ihalesini alırken de Platin Konutları’nı rüşvet olarak kullanmış mıdır?
¥ Korkmaz Yiğit, yanında “danışman” olarak çalıştırdığı kimi üst düzey emekli komutanları (Güven Erkaya kastediliyor) da Platin Konutları’ndan ev sahibi yapmış mıdır? Bu insanların Korkmaz Yiğit’e maddi veya manevi minnet borcu bulunmakta mıdır?
¥ 30 Eylül’de yapılan ikili görüşmelerde Korkmaz Yiğit’in, İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş’ı ısrarla İstanbullu yapmak isteyişinin nedeni nedir?”
ERKAYA, KORKMAZ YİĞİT’E KEFİL OLUYOR
Mesut Yılmaz, “Naci Terzi’nin soruları”na cevap verdi mi, verdi ise nasıl bir bilgi verdi bilmiyorum.
Bildiğim şu ki;
“Türkbank’ın Korkmaz Yiğit’e satılması”nda Güven Erkaya’nın büyük rolü olmuştur…
Kim bilir, “Alkent Sitesi’nden verilen iki daire” de, “bu rolün karşılığı”dır!..
Çünkü Mesut Yılmaz; “Korkmaz Yiğit nasıl biridir?” diye sorduğunda, Güven Erkaya şöyle cevap vermiş:
“Yiğit’i yirmi yıldır tanıyorum… Bir yanlışını görmedim!”
Mesut Yılmaz, tekrar sormuş;
“Peki, Çakıcı’yla ilişkisi olabilir mi?”
Cevap vermiş Güven Erkaya:
“Sanmıyorum!”
İşte bu “diyalog” üzerine karar vermiş Mesut Yılmaz; “Korkmaz Yiğit Türkbank ihalesine girebilir!”
Malûm, Korkmaz Yiğit ihaleye girdi ve aldı Türkbank’ı!..
Ancaakkk…
Güven Erkaya’nın; “Kendisini 20 yıldır tanırım… Bir yanlışını görmedim!.. Alaattin Çakıcı ile ilişkisi olduğunu da sanmıyorum” dediği Korkmaz Yiğit’in, “Çakıcı ile nasıl bir ilişki içinde olduğu” daha sonra çıkmıştı ortaya!.. Bu ilişki; “Platin Konutları’ndan 300 bin dolara daire vermek”le de sınırlı değildi!.. Bundan dolayıdır ki; ihale iptal edilmiş, Korkmaz Yiğit yine mandepsiye basmıştı!..
Nitekim; 10 Kasım 1998 gecesi; sahibi olduğu Kanal 6 ve Kanal E televizyonlarında “gözaltına alınmadan önce doldurduğu kaset” yayınlanan Korkmaz Yiğit, tarihe geçen “kimyam bozuldu” ifadesini kullandığı konuşmada, özetle şunları söylüyordu:
“Alaattin Çakıcı'yı Nesim Malki öldürülmeden dört ay önce tanıdım. Bir gün Malki bana, 'Çakıcı tarafından tehdit ediliyorum, para ödüyorum' dedi… Ben de kendisini Vali Hayri Kozakçıoğlu'na götürdüm. Görüşmeden ayrı arabalarla ayrılırken, Çakıcı telefon ederek 'Nesim benim ekmek kapım, sakın onu koruma. İstanbul'da 100 kişiye bakmak zorundayım kurşun adres tanımaz’ dedi… Bu bir tehditti. Bir hafta sonra yine aradı, Nesim'i, Dündar Kılıç'a götürdüğümü iddia ederek, tehditler savurdu... Ama bir süre geçti Malki öldürüldü.”
“Türkbank olayı gündeme gelince Çakıcı geçen mayıstan itibaren yine aramaya başladı. Sadece o arıyor, konuşmak zorunda kalıyordum. Tükürüklerim kuruyor, vücut kimyam bozuluyordu, hayır konuşmam diyemiyordum. İlkokula giden çocuğumun çıkış saatini, İskoçya'da okuyan iki çocuğumu biliyordu. O ses sizi ne hale getiriyor, düşünebiliyor musunuz...”
DEŞELESEN, UCU ERGENEKON’A ÇIKAR!
Sözün özü... Bütün bu, “kimin elinin kimin cebinde olduğu belli olmayan Dallasvari ilişkiler yumağı”ndan sonra, şunu söylemeye çalışıyorum:
Nasıl ki, “Ergenekon Terör Örgütü”nün bir “darbe” yaptırıp “Hükümeti devirme”ye çalıştığı bugün günyüzüne çıkmışsa, “28 Şubat Darbesi”nin yapıldığı süreçte de, işte bu “kirli ilişkiler” yaşanmış!..
Aslında, “Ergenekon Terör Örgütü”nü anlamak için, “aynı ilişkiler”in yaşandığı “28 Şubat Süreci”nde olan-biteni bilmek yeterli olacaktır!..
Görüyorsunuz işte;
“Milliyetçilik”miş, “vatanseverlik”miş, hepsi hikâye!.. Her şey “cukka” için!..
Sahi, “Erkaya ailesi”nin fertleri, bu “cukka”nın kaynağını açıklayabilirler mi?..
Ya da, “askerî savcı” sorabilir mi;
“4 dairenin parasını nereden buldunuz?”
Neyse, burada keseyim…
Biraz daha uzatırsam;
Bu iş, “Ergenekon”a kadar gider!..
====================
MHP’liler çok ayıp ediyor
MHP’liler hepten dağıttı... Ne rot kaldı, ne balans!.. Ne ölçü kaldı, ne endaze... Seviye dersen, zaten yerlerde sürünüyor!..
“Başbakan”mış, “Cumhurbaşkanı”ymış, umurlarında değil... Ağızlarına geleni söylüyorlar!..
MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, dün gazetecilerle konuşurken demiş ki;
“Bu proje bir devlet projesi değildir!.. AKP’Lİ CUMHURBAŞKANI Sayın Abdullah Gül’ün desteklemiş olması, bu projeyi devlet projesi yapmaz!”
Lütfen dikkat... “AKP’li Cumhurbaşkanı” diyor Mehmet Şandır!.. Oysa aynı insanlar; “DSP’li Başbakan” önünde düğmelerini iliklerler, saygıda kusur etmemek için yanında sigara bile içmezlerdi!..
En vahimi de; aynı yaftayı A.N. Sezer için kullanmamış olmaları...
Düşünebiliyor musunuz; A.N. Sezer denilen zat; “260 teröristi affetti”, affedilen teröristlerden bazıları “Mehmetçik’le çarpışırken” öldürüldü ama, böyle bir Sezer için, tek kelime çıkmadı MHP’lilerin ağzından!..
O Sezer ki; “CHP’nin Çankaya Şubesi” gibi çalıştı ama bir tek MHP’li çıkıp da; “CHP’li Cumhurbaşkanı” demedi!..
Abdullah Bey’e veya Tayyip Bey’e saldırmakla prim yaptıklarını sanıyorlar... Farkında değiller, herkesin nefretini kazanıyorlar!..


Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi