24 Ocak 2017 Salı25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:54Akşam 18:18Yatsı 19:42
    • 3°C Adana
    • -3°C Adıyaman
    • -4°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • -4°C Amasya
    • -10°C Ankara
    • 3°C Antalya
    • 1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • -1°C Balıkesir
  • BIST: 83.048 -0.02
  • Altın: 146,881 0.24
  • Dolar: 3,7605 -0.81
  • Euro: 4,0391 -0.24

Kınalı kuzularımıza ne yaptın teğmenim?

Hüseyin Gülerce

Silahlı Kuvvetler, bizim göz bebeğimiz. Ancak, demokrasi içinde askerin olması gerektiği yeri savunmak başka şeydir. Ergenekon davası toplumu şaşkına çevirmiştir. Terörle mücadele adı altında, ordumuza yakışmayan, bizim subay anlayışımızla hiç bağdaşmayan karakterlerin ortaya çıkmasını, bu millet hazmedemiyor.
Tam böyle düşünürken, Taraf gazetesi önceki gün manşetten, "O dört er böyle öldü. Pimi çekip bombayı verdi" manşetini attı. Habere göre, 17 Ağustos günü Elazığ'da meydana gelen olaya, komutanın, ceza için nöbette uyuyan askerin eline verdiği pimi çekilmiş bombanın yol açtığı ileri sürüldü. Oysa resmî makamlarca hadisenin kaza sonucu gerçekleştiği açıklanmıştı. Ancak cinayet gibi olay üzerine açılan soruşturmada ifadesi alınan Teğmen Mehmet Tümer, yaşananları doğruladı. Dokuz gün önceki patlamada er İbrahim Öztürk'ün yanı sıra mevzide bulunan Mesut Bulut, İbrahim Yaman ve Ali Osman Altın şehit olmuştu. Hürriyet gazetesi haberi dün sürmanşetten gördü ama TSK'dan, bu yazının yazıldığı sırada resmî bir açıklama henüz gelmedi. Zaferler Haftası'nda bu üzücü olayın, benim hissiyatımda uyandırdığı düşünce şu oldu: Türk Silahlı Kuvvetleri artık, kendisinin dışarıdan değil, içeriden yıpratıldığını görmelidir. TSK, durumunu baştan aşağı bir değerlendirmeye almalıdır.

Dünyada hiçbir millet oğullarına kına yakıp askere göndermiyor. Öz değerlerimizin bütün tahribatına rağmen, derinlerden gelen bir ses, bu toplumun büyük bir kesiminde inancın parlattığı gazilik ve şehitlik mertebelerinin ulviyetini asker ocağına taşımaya devam ediyor. Fakat biz istiyoruz ki, bu ruh komutanda da olsun. Kınalı kuzularımıza kıyan teğmenler, korumasız karakollarda teröristlerin yüzlerce defa baskınına uğrayan ciğerparelerimizin halini düzeltmeyen komutanlar olmasın. Terörle mücadele, profesyonel birlikler vasıtasıyla yapılsın. Otobüs terminallerinde halaylarla, davullarla uğurlanan, düğüne, bayrama gider gibi asker ocağına gönderilen yiğitlerimize, ana gibi, baba gibi şefkat ve merhamet gösterilsin. Bizim evlatlarımızın disipline asla itirazları yok, ancak hakarete gelemeyen aslanların yüreğini acıtmanın, o muameleyi yapanlara, cennetin kapılarını kapatacağını da bilsin herkes... Hele şu dayak, şu asker ocağında bir son bulsun artık...

Komutan, kışlanın, cephenin, harp meydanının ruhudur. Gözler ondadır. Onun simasındaki yağızlık, mertlik, kararlılık, masumiyet, ciddiyet ve vakardır; bizi Malazgirt'te, Mohaç'ta, Preveze'de, İstanbul surları önünde, Çanakkale'nin bayırlarında bayraklaştıran... Ben hamaset yapmıyorum, benim komutanım budur. Mehmetçiğin karakteri, terbiyesi, değerleri, inancı neyse, komutanınki de odur. Mehmetçik ve komutan, ruh ikizidir. Böyle olduğumuz her dönemde, mazlumların hamisi, adaletin kılıcı, inancımızın bayraktarıydık biz...

Bir diğer mesele, çağa ayak uydurmak, çağı doğru okumaktır. Bugün ilerlemenin yolu; kendimiz kalarak özgürlükleri, hürriyetleri genişletmekten, hukukun üstünlüğünden, herkesin hesap verebilmesinden ve şeffaflıktan geçiyor. Kısacası, evrensel insanî değerlerde buluşmayı savunan ileri demokrasi, bugünkü çıkış yoludur. Silahlı kuvvetlerimizin de buna göre yeni bir yapılanmaya ve şeffaflaşmaya ihtiyacı var. Mesela, dört erimiz, bizim subayımızın asla temsilcisi olamayacak bir teğmenin yanlışı sonucu şehit olmuşsa, bunu kaza diye açıklamanın, askere ne faydası var? Demokrasi dışına çıkanları, darbe peşinde koşanları, andıçlar hazırlayanları himaye etmenin ne anlamı var? Bunlara kurumsal olarak neden tavır konulmuyor? Siyasetle uğraşmayan, demokrasi terbiyesini özümseyen bir silahlı kuvvetler zayıflamaz, tam tersine daha da güçlenir.

ordumuzun güçlü ve harp kabiliyetinin yüksek olmasını istiyoruz. Biz ordumuzu, asli işini yaparken seviyoruz.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.