18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 15°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 1°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 4°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 5°C Balıkesir
  • BIST: 106.991 0.49
  • Altın: 151,481 -0.24
  • Dolar: 3,6762 0.88
  • Euro: 4,3196 0.38

Asıl sorun farklı olana tahammülsüzlük

Abdulkadir Özkan

Maliye Bakanlığı, Doğan Yayın Holding'e 3 milyar 755 milyon lira ceza kesmiş. Böyle olunca da Holding'in tüm yayın organları bu konuyu manşet ya da sürmanşete çekmişler. Çekmelerini de yadırgıyor değilim. Çünkü, böylesine bir para cezası söz konusu holdingin sonunu getirebilir. Bu bakımdan patronlarından çok insanlar çalıştıkları kurumun ayakta kalması için ellerinden geleni yapacaklardır, yapmalılar da. Hemen belirteyim ki para ve vergi işlerinden anlamam. Çünkü ticareti hiç beceremem. Bu bakımdan verilen cezanın haklı ya da haksızlığına karar verecek durumda değilim. Bu arada taraf olma durumunda da değilim. Ne iktidardan ne de Doğan Yayın Holding'den yana olmamı gerektirecek bir sebep var. Ancak, adı geçen holdingin bu ceza sebebiyle kapılarını kapatması durumunda binlerce meslektaşımın açıkta kalacağının endişesini içimde hissederim.

Maliye'nin kestiği cezayı değerlendiren yazısına Meral Tamer'in attığı "Ya benden ol ya da yok ol !" başlığı dikkatimi çekti. Aslında ülkemizde yaşananlara baktığımızda başlık doğru. Çünkü bu tavırla hemen her alanda sıkça karşılaşıyoruz. Şimdi iğnenin ucu Doğan Yayın Holding'e dokunduğu için olay iktidarın muhalif basını susturması olarak değerlendiriliyor. İktidarın böyle bir maksadı varsa böyle bir ceza en azından ahlaki değildir. Ancak, bu ülkede Doğan Yayın Holding'e bağlı medya organlarında da benzer tavırlar geçmişte sergilenmedi mi? Fikrini beğenmedikleri kişi ve kuruluşlara karşı yürütülen hukuk dışı uygulamalara alkış tutmadılar mı? Hatta bu tür tavırlar bugün bile sürmüyor mu?

Kısacası bu ülkede hep biz ve ötekiler oluşturulmasında bu holdingin yayın organları taraf olmadılar mı? Böylesine taraf oluş "Ye benden ol ya da yok ol" anlamına gelmiyor muydu? Hemen belirteyim ki Doğan Yayın Holding'e kesilen cezayı alkışlıyor, iyi olmuş diyor değilim.. Çünkü, kesilen cezanın yasal olup olmadığını bilmiyorum. Ancak, ülkemizde siyasi ve ideolojik taraftarlık insanların hak ve adalet duygularını maalesef köreltmiş durumda. Önemli olan siyasi ya da ideolojik beraberlik haline gelmiş.. Aynı saftaysak her türlü savunma ve korumaya hakkımız var,yok farklı siyasi ve ideolojik saflarda değilsek "Vurun abalıya" mantığı hep geçerli olmadı mı? Hatta mahkemelerde hak ararken bile bizden olanların devre dışı bırakarak bizden olmayanları cezalandırmaya çalışmıyor muyuz? Söz gelimi bizden gördüklerimize bir konuda yayın yasağı istemezken bizden kabul etmediklerimize yayın yasağı istemiyor muyuz? Bunu da adalet adına yapmıyor muyuz?

Derdim birilerini aklamak ya da karalamak değil. Zaten artık ülkemizde her şey birbirine karıştı. Doğru ile yanış bile kurumdan kuruma ve muhatap olunan kişinin ideolojik ve siyasi kimliğine göre değişebiliyor. Sorunda sanıyorum burada ortaya çıkıyor. Kanunlar herkese aynı şekilde uygulanmalı, hiç kimse hiçbir kurum ve kişi tarafından niyetlerine göre yani niyet okuyuculuğu yoluyla suçlanmamalı ya da aklanmamalıdır. Söz gelimi Süleyman Demirel ya da Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçilirken hatırlanmayan olmayan anayasa maddesi bir anda Abdullah Gül seçilirken birileri tarafından gündeme getiriliyor ve hatırlanıyorsa hiç kimsede "Madem böyle bir anayasa maddesi vardı geçmişte niçin uygulanmadı? Gelin bunun hesabını soralım" diyemiyorsa bu alanda da "Ya benden ol ya da yok ol" mantığının geçerli olduğunu düşünmek yanlış olur mu? 28 Şubat sürecinde yaşananlara alkış tutan yargı mensuplarının bazıları bugün bir başka yargılamada usul tartışması açıyor, yargılamanın usule aykırı olduğunu söylüyorlarsa bu da taraf olmanın, tarafı olunanın korunması, diğerlerine hayat hakkı tanınmaması anlamına gelmez mi?

Gelin sadece kendimize dokunduğu zaman hukuku hatırlamayalım. Kime dokunursa dokunsun hep hakkın ve hukukun yanında olalım. Böyle olursa her türlü yanlışlık karşısında toplumda birlik ve beraberlik oluşabilir. Aksi halde insanlar birbirlerinin uğradığı haksızlıktan zevk almaya başlarlar. Bu ise insanın manevi hasletlerini yitirmeye başladığını gösterir ki o toplumu ayakta tutamazsınız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.