12 Aralık 2017 Salı24 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:12Öğle 13:05İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 11°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 6°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 109.050 -0.10
  • Altın: 153,540 0.17
  • Dolar: 3,8375 0.53
  • Euro: 4,5051 0.00

Farklılıklara tahammül bazılarına zor geliyor

Abdulkadir Özkan

Ülkemizin ana sorununun farklılıklara tahammülsüzlüğün oluşturduğuna sıkça dikkat çekiyorum.
Çünkü, Cumhuriyetin ilanının ardından özellikle de Şeflik döneminde tek tip adam yetiştirmek gibi bir hevese kapılınmış, ülkenin güçlü olması farklılıklarda değil tek tip insan ve tek tip düşüncede yattığına inanılmış. Bu yüzden de bu ülkede yıllardan beri bir tek milletin olduğu, bunun dışında farklı ırklara mensup insanların bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu anlayışın temsilcileri hâlâ var... Hem de tek bir kesimde değil birbirleri ile hiçbir fikri irtibatı olmayan daha doğrusu olmadığı sanılan kesimler içinde bile bu ülkede Türk'ten başka bir halkın olmadığı ısrarla ilerdi sürülüyor. Diyelim ki bu iddiayı bir takım araştırmalar doğruluyor, böyle iddia edenler var... Ancak kendisini farklı biçimde tanımlayan insanlar bulunduğuna göre bu insanlara ille de sen sandığın gibi değil benim düşündüğüm gibisin demenin anlamı nedir?

Halbuki bu tartışmalara hiç girmeden farklılıklara tahammülün gerekliliğini, birlikte yaşamının şartının bu olduğunu topluma anlatabilsek ve benimsetebilseydik belki bugünkü pek çor tartışmayı ve sorunu yaşamazdık. Ancak, şunu niye yapmadık diyerek vakit geçirmenin anlamı yoktur. Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün "Çeşitlilik içinde birlik" benim ise sıkça "Farklılıklara tahammül" olarak ifade ettiğim hususu artık hayata geçirmek gerekiyor. Çünkü Sayı Gül'ün ifade ettiği gibi çeşitlilik içinde birlik mümkündür. Ancak bunun ilk şartı farklılıkları kabul ve tahammüldür. Bu işin başaka yolu da yoktur.

Evet... Ceylan'ı kim vurdu?

Lice'de bir havan mermisi isabeti sonucu 12 yaşındaki Ceylan hayatını kaybetmişti. Çocuğun yakınları havan topunun askeriyeden atıldığını ileri sürdü. Bir havan topunun nereden atılabileceği sorusuna verilecek ilk cevap askeriye olabilir. Ancak, Genelkurmay'dan yapılan açıklamada "Ceylan'ın öldüğü sırada askeriyeden havan topu atışı yapmadığı" resmen açıklandı. Bu açıklama üzerine de medya akla gelen ilk soruyu sayfalarına taşıdı: "Ceylan'ı kim öldürdü?

Bu sorunun cevabı sanıyorum önümüzdeki günlerde netlik kazanacaktır. Kazanmalıdır... Çünkü, bu sorunun cevabı verilemediği sürece başlatılmış olan açılım çabaları tümden boşa çıkmış olacaktır.

Görünen o ki, havan topu askeriyeden atılmadığına göre açılımı içine sindiremeyen, barışın değil çatışmanın sürmesinden yana olan, hatta terörist saldırıların hızlanmasından yarar uman birileri var. Ve havan topu onlar tarafından atılmıştır. Her kim ya da grup ise mutlaka bulunması gerekiyor.

Adalet ağır işlerse!

Sanatçı Deniz Seki bu yılın başlarında bir operasyon sonucu uyuşturucu ticareti yapmak suçuyla gözaltına alında. Aradan tam 218 gün geçti ve ilk duruşmaya çıktı. İlk duruşmanın ardından mahkeme Seki'nin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Geçen süre için tutuklu Seki hemen her yere mektuplar yazdı ve kendisinin biran evvel mahkemeye çıkartılmasını istedi. Ama olmadı... Seki'nin ilk duruşmaya çıkartılabilmesi için 218 günün geçmesi gerekiyormuş.

Mahkemelerin iş yükünün ağırlığı biliniyor. Bunun için Bakanlığın acil önlemler alması, gerek mahkemelerin mekanı gerek hakim ve savcıların sayısının artırılması gibi çalışmaları başlatması gerekiyor. Çünkü ağır işleyen yargı vicdanlarda rahatsızlık oluşturuyor. Bugün için söz konusu olan Deniz Seki ama geçmişte de benzer olaylar çok yaşandı. Hatta, içeride birkaç yıl yatan ve sonunda tahliye olan insanlar vardı. Bunun için olaya yargının eleştirisi penceresinden bakmamak, yargıya duyulan güvenin azalmaması için duyulan endişe olarak değerlendirmek gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.