19 Ocak 2017 Perşembe20 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız.Sonra, nasıl davranacağınızı görelim diye, onların ardından yeryüzünde sizi onların yerine getirdik.(Yûnus 13-14)
  • “İslâm hidayeti nasip edilen ve yeterli miktarda maişeti olup, buna kanaat edene ne mutlu!”Tirmizi, Zühd 35, (2350).
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:48Güneş 08:18Öğle 13:22İkindi 15:49Akşam 18:12Yatsı 19:37
    • 4°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • -2°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 7°C Antalya
    • -1°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 82.779 0.51
  • Altın: 146,779 -0.07
  • Dolar: 3,7701 -0.17
  • Euro: 4,0274 -0.27

Siz Hangi Görüştesiniz?

Cemal Nar

Hayırlı işlerde acele etmek gerekmiş. Aslında bizim dinimizde teenni ile hareket etmek öğütlenmiştir, “acele şeytandandır” denilmiştir ama, “hayırda acele etmek” de tavsiye edilmiştir.

Neden?

Hayrın önünü kesmek isteyen bir sürü ins ve cin şeytanları vardır da ondan. Bunlar hayrı haber alır almaz, engellemek için plan yapar ve icraya koyarlar. Sonuna kadar da uğraşırlar.

Onun için önceleri “Kürt Açılımı” iken şimdilerde daha doğru bir tespitle “Demokratik Açılım” adını alan çalışmalarda da acele etmek gerekir.

Aslında bu iki şeyin, yani hayır ve acelenin iç içe olması daha güzeldir. Yani hayırlı olduğu için acele etmek. Ama bu hayrın önünü kesmek için çabalayanların tuzaklarına düşmemek için de teni ile hareket ederek, düşüne düşüne hareket etmek. Bakalım bunu başarabilecek miyiz?

Hadi hayırlısı. Asıl olan iyi niyettir. Allah sulhu sever, birlik ve beraberliği sever, kardeşliği sever, cemaatı sever, yardımlaşmayı sever. Kavgayı, tefrikayı, ırkçılığı, menfaatçılığı, nefisperestliği, aç gözlülüğü sevmez.

Allah Teâlâ sevdiği işi yapanları başarılı kılsın, sevmediği işleri yapanları da başarısız kılsın. Bunlar kim olura olsunlar, hısımlarım veya hasımlarım, önemli değil.

Biz iyi niyetle iyi işler yapmak isteyenlere dua ediyoruz, destek veriyoruz.

Diyebilirsiniz ki, “biz de öyleyiz. Ama iyi niyetli kim?”

İyi bir soru.

Cevabı da kolay.

Nedir mi o cevap?

İşte cevap: “Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.” Nisa, 59)

İşte bu kadar. Bu meseleyi de Allah ve Resulünün isteklerini ifade eden İslam’a sunalım. O ne istiyor, nasıl istiyor bakalım, ona göre çözelim. Onların ne istedikleri belli. Özünü yukarıda yazdık.

Öyleyse soralım, sorunu Allah ve Resulüne arzederek çözmeye var mısınız, yok musunuz?

İşte size asıl sorun!

Asıl sorun burada başlıyor ve bitiyor. Karnımızdan konuşmaya gerek yok. Geçiştirmeye, savsaklamaya, üstünü örtmeye gerek yok. Gizlemeye, saklamaya gerek yok canım, asıl sorun burada.

Ben şuna inanıyorum; eğer biz sorunu böyle çözmeyi istersek bu mümkündür, hatta çok da kolaydır, üstelik masrafsızdır.

Ama sorunu buna göre çözmeyi reddedersek, sorun karmaşıktır, çünkü fikirler karma karışıktır. Çözüm hem zor, hem de maddî ve manevî çok pahalıya mal olur.

Meselenin can damarı şu; bu açılımı İslam’a göre yapmak isteyenler ve istemeyenler kimlerdir? İmkanları ne kadardır?

Gördüğümüz kadarıyla bu açılımı İslam’a dayalı bir kardeşlik ile çözmeye halkın çoğu vardır, ama devlet yönetiminin çoğu yoktur. Gerekçeleri de laikliktir. Onlara göre laiklik buna imkan vermez. Oysa batıda laiklik “din ve vicdan özgürlüğünün teminidir.” Buna göre laiklik sorun çıkarmaz, aksine sorun çözer. Ama bizdeki anlayış tam tersi.

Bu anlayışa göre şu tespiti yapalım: laiklik, çözümün önündeki en büyük engeldir.

Eğer ülkede gerçek bir demokrasi olsaydı, çoğunluğun görüşü hakim olur, sorun yine kalmazdı.

O zaman ikinci tespiti yapalım: bu ülkede gerçek bir demokrasi yoktur.

Buradan şu sonuç çıkar: gerçek bir demokrasi ve doğru anlaşılır bir laiklikle de sorun çözülebilir.

İslam’ın sunduğu çözümü kabul etmeyenler, hiç olmazsa gerçek bir demokrasi ve laiklik içinde sorunu çözmeyi kabullenmeye mecburdurlar.

Neden mi?

Birileri kalkıyor ve diyorsa ki, İslam’ın sunduğu çözümü de kabul etmem, gerçek demokrasi ve laiklik de istemem. Ben, mevcut halin muhafaza edilmesini isterim.

Bu muhafazakarlık bu haliyle ne demek istiyor?

Gayet açıktır; “ben bu halden memnunum. Çözüm mözüm istemiyorum.”

Görüşler açık. Anlaşılıyor ki ülkede üç temel görüş var.

Birincisi, çözümü İslam’da arayanlar.

İkincisi, çözümü gerçek bir demokraside arayanlar.

Üçüncüsü, çözümü sorunun kaynağı olan mevcut düzenin muhafazasında arayanlar.

Buna göre siz, çözüm arayan hangi görüştesiniz?


www.cemalnar.com

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.