21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 32°C Adana
    • 39°C Adıyaman
    • 27°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,635 1.09
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Çekin Ellerinizi Camilerimizden

Cemal Nar

Hemen söyleyelim, bu mahya işi tam bir skandal, yani rezalettir. Ve öyle bir çirkinlik ki, kimse sahip çıkmıyor. Demek yapılanın ne anlama geldiği biliniyor.

Öyleyse bu bir kötü niyettir, bu bir provokasyondur.

Hükümet bu kadar uyumamalı, önceden bilmeli böylesi çirkinlikleri ve izin vermemeli.

Olayı hatırlayalım: İstanbul’da büyük camilere mahya asılmış. Mahyalarda şunlar yazılı: Önce vatan. Ne mutlu Türküm diyene. Ordumuza şükran burçluyuz. Milli birlik esastır…

Yarın Ankara, İzmir, Diyarbakır, Kahramanmaraş… camileri de sırada mı acaba?

Yeni Asya’nın haberine göre müftülük “bize sorulmadı. Fikrimiz alınmadı. Yazılanlar da uygun değil” diyormuş. Acaba?

Yeni Şafak’ın haberine göre Diyanet’ten Mehmet Görmez de kendilerinin haberi olmadığını yazıyor. Hani camilerden kendileri sorumluydu?

İşte Türkiye bu; camilerden kim sorumlu? Diyanet mi, Vakıflar Genel Müdürlüğü mü?

Her şey karma karışık, tuttuğun her dal elinde kalıyor. O yüzden diyoruz, bu sistemle bir yere gidilmez. Önce bu sistem bir an önce değişmeli…

Mehmet Görmez diyor ki orada: “mahyaların içeriğinde sorun yok, ancak siyasallaşmamalı.”

Bu doğru değil. Elbette sorun var ve Mehmet Görmez de bunu çok iyi bilir ama açıktan söyleyemez. Böyle kuş diliyle konuşur. “Ancak siyasallaşmamalı” imiş. Yani öyle olursa sorun olurmuş. Peki ama bu sözlerin hangisi siyasi değil?

Görmez de bunu bilir ama ne yapsın, bir “din görevlisi” gibi değil, ancak bir “diplomat” gibi konuşmak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet biraz yasalardan, biraz da marazi bir psikolojiden kaynaklanmaktadır maalesef.

Tez elden Diyanet de içinde bulunduğu bu ayıp konumdan kurtarılmalıdır. Bir Müslüman olarak Diyanetin devlet içinde idari, evet dini değil sıradan bir idari kurum olması kanıma dokunuyor. Benim gönlümdeki devletimde Diyanet zaten olmaz. Laik devlette de olmamalı. İlle de olacaksa, en azından Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi gibi yöneticileri dertlerini açıkça söyleyebilecek kadar özgür olmalı, bağımsız olmalı…

Peki Diyanet’in haberi yoksa, İstanbul’da müftülüğe de danışılmamışsa, kimdir bunu yapanlar? Buna da vali cevap vermeli elbette. Çünkü hepsinden sonuçta o sorumlu.

Bence hükümet valiyi derhal görevinden almalı. Böylece bu tür skandallara bir daha kimse cesaret edememeli…

Olay skandaldır, rezalettir. Neden mi?

Bir kere kutsadıkları laikliğe aykırıdır. Dinin merkezi olan kutsal mabetlerle devlet adamlarının, vali vs. yöneticilerin ne işi olabilir? Devlet din işine niye karışır? Bu, ilkelerine ters düşmez mi?

Sorarız ama işin gereği. Yoksa biz de biliriz ki bu ülkede laiklik de yoktur, ilke milke de… Devlet işine gelirse her yere karışır, her işi yapar. Zekat da toplar, deri de. Hacca da götürür, bayram da ilan eder. Din görevlilerini bile kendisi yetiştirir, hem de istediği müfredatla. Din işlerine bakan Diyaneti de kendisine bağlar. “Laik devlette bu nasıl olur?” sorusuna cevap için de “Diyanet dini değil, idari bir kurumdur” der çıkar. İster inan, ister inanma. Sana inandırma gibi bir derdi de yoktur.

Peki bu olayda siyaset yok mudur?

Son günlerin en hararetli tartışmaları ne üstüne? Bunun merkezinde de “Ne mutlu Türküm diyene” sözü yok mudur? “Türk” kavramı siyasal bir kavram değil midir? Yoksa “Müslüman” ile eşit sayılan “dini” bir kavram mıdır? Öyleyse Gayr-ı Müslim azınlıklara ne diyeceksiniz?

Sonra buram buram militarizm kokan “Önce vatan” sözü doğru mudur? Bir Müslüman için önce din iman vardır. O yüzden vatanında dinini yaşayamıyorsa, oradan hicret etmek, yani dinini yaşayabileceği bir yere gitmek farzdır. İlk Müslümanlar “önce vatan” deselerdi, Habeşistan’a hicret ederler miydi?

Bu söz bir hamurdur ki çok su götürür. Bir Müslümanın öncelikli biricik amacı Allah’tır, O’nun rızasını kazanmaktır. Bu yüzden müslüman için “Önce İslam” sözü geçerlidir.

Birileri kalkıp da “İslam’da vatan sevgisi yok mudur?” diyerek demagoji yapmasın. İslam’da hiçbir şey Allah Teâlâ’ya iman, itaat ve sevginin önüne geçemez. Söz konusu imansa, gerisi teferruattır.

Sonra o mahyalarda yazılanlar konusunda bir sürü ihtilaflar var. İsteseniz de istemeseniz de bir sürü siyasi ihtilaf var bu sözlerde. Peki bunca ihtilafı niye camiye taşıyor ve o huzur yuvasının huzurunu bombalıyorsunuz? Camide her siyasi görüşten insan var ve huzuru bunları camide konuşmayarak sağlıyorlar. Niye orasını da siyaset, yani ihtilaf ve kavga merkezi yapmak istiyorsunuz?

Hani kışlaya, mektebe ve mabede siyaset girmeyecekti?

Zaten siyasetin girmediği bir cami kalmıştı, ona da böylesi rezaletlerle siz mi sokmak istiyorsunuz?

Yapmıyor, yıkıyorsunuz. Bari camilere karışmayın. Camiyi kirletmek, ecelin gelmesine işarettir. Bilirsiniz, ataların boş sözü yoktur. Yapmayın Allah aşkına! Ne kendinize, ne de millete yazık etmeyin.

Bu şartlarda Diyanet, müftülük kendini korumak ve savunmaktan acizdir. Devlet karşısında onlardan bir şeyler beklemek boş bir temennidir. Ama siz ey dinini ve camisini seven Müslümanlar, lütfen o kutsal mekanları kendi siyasetlerine kurban etmek isteyen istismarcıları tanıyınız ve hadlerini yasal çerçevede bildiriniz.

Siyasetin dini istismarına izin vermeyiniz lütfen.





Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.