29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 10°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -3°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 10°C Antalya
    • 0°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,216 0.93
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

Davranışlarınızda tutarlı mısınız?

Fatma Tuncer

Allah Resülü, eğitim ve öğretim konusunda, sadece İslamın ilkelerini anlatmakla kalmamış aynı zamanda bu ilkeleri hayatına aktararak davranışlarıyla da insanlara örnek olmuştur . Yani, Efendimiz tavsiyede bulunduğu ve insanları uyardığı konuları kendi yaşam tarzıyla da göstermiş ve davranışsal olarak da tebliğini sürdürmüştür. Bu insanlar üzerinde oldukça tesirli bir yöntemdir ve geçerliliğini her dönem korumaktadır...

Tebliğ çalışmalarında olduğu kadar çocuk eğitiminde de tutarlılığın olması , aktarılan ilkelerin davranışsal olarak gösterilmesi önemlidir. Çünkü bu, çocuğun doğru davranışı benimsemesini kolaylaştırır... Zira her çocuk anne babasının yapmasını istediği ve kendisinden beklediği davranışın aktif yansımalarını önce onların hayatlarında görmek ister. Çünkü çocuk, bu yöntemle hem bilgi olarak hem de yaşantısal olarak kendisine aktarılan ilkeleri benimseyecek ve bu noktada anne babaya güveni artacak davranışın geçerliliği konusunda ikna olacaktır.

Hazreti Peygamber, Bedir Gazvesinde ellerine düşen esirleri sahabeye teslim ederek, onların misafir edilmelerini istemiştir. Bu yöntemin faydalı olabilecek çeşitli mulahazaları da vardır ancak bu kapsamda esirlerin Müslümanların hayat tarzlarını görüp benimsemeleri de önemli bir yer tutar. Çünkü, ilkelerin davranışsal olarak izlenmesi çok daha kuvvetli bir tesir bırakır. Nitekim bir Roma atasözü " Sözün yolu uzundur ama yaşanan tecrübelerin kısadır" der ve davranışlarımızın bireyler üzerinde ne kadar etkili olduğuna vurgu yapar.

Çocuklarımıza bırakabileceğimiz en önemli miras, güzel ahlak ve buna dayalı bir hayat tarzını benimsemeleridir. Ancak bunun için, özümüzle sözümüzün bir olması ve çocuklarımızdan beklediklerimizi kendimizde sindirmiş olmamız gerekir. Bu konuda tutarsız davranmamalıyız , çünkü yaptığımız hiçbir şey çoğun gözünden kaçmaz...Ne kadar üstünü örtmeye çalışsanız da çocuk çelişkiyi yakalar ve saf bir niyetle bunu sorar. Sürekli " sakın yalan konuşma çocuğum, yalan çok kötü bir şeydir" diye çocuğuna nasihat eden anne, evin telefonu çaldığında çocuğuna " annem yok de" türünden yönlendirmede bulunduğunda çocuk " ama bana yalan söylemenin kötü olduğunu belirtmiştin" der ve annenin çelişkisin ortaya koyar... Çünkü çocuk anneyi mükemmel görmekte ve ona güvenmektedir. Anne bu davranışıyla çocuğun güvenini sarsmış, ondan istediği ilkeleri kendisi ihlal etmiş dolayısıyla ikna edebilirliğini yitirmiştir.

Anne baba tutumlarındaki tutarlılık ve itidal çocuğun doğru davranış modelini benimsemesi ve sağlıklı bir kişiliğe sahip olabilmesi için şarttır. Bunun için ebeveynler yaptıkları her eylemlerinin, ağızlarından çıkan her sözün, her tutum ve davranışlarının çocuklar için bir ayna olduğunu unutmamalıdırlar. Çocuk hayatı sadece kitaplardan öğrenmiyor, aksine hayatı tanımak, olayları anlamlandırmak için çevresindeki insanların mimiklerinden sözlerine ve hayat tarzlarına kadar her şeyi okuyor. Aslında hepimiz bunu yapıyoruz. Çocukluk döneminden başlayarak, tutum ve davranışlarımızın büyük bir kısmını çevremizde sevdiğimiz ve benimsediğimiz kimselerden görerek ve taklit ederek öğreniyoruz. Ve bu öğrenme sürecimiz hayat boyu devam ediyor.

İnsanlar, bilginin sadece kitaplarda ya da okullarda yer alabileceğini düşünüyorlar. Kitaplar gerçekten bilgiyi saklayan birer koruyucu kaplar gibidir. Ancak bilginin hayat bulduğu yer aslında insanın kendisidir ve bizler hayat boyu o kadar çok insandan, o kadar çok şey öğreniriz ki, bu öğrenim süremiz her daim devam eder.

Uzmanlar, sosyal öğrenme ya da özdeşim olarak tanımlasalar da tanımlamasalar da, insanın karşısındaki kişiyi bir ayna gibi proseslemesi ve onun davranışını kendi yapısına ve hayat algısına uygun olarak alması insanlık tarihi kadar eskidir. Bunu burada dile getirmemizin nedeni ise, tutum ve davranışlarımızın bir kitap kadar etkin olduğunu vurgulayarak doğru ve tutarlı davranışlar geliştirmemizin önemini ortaya koymamız içindir.

Allah kitabında " Ey insanlar! Yapmadığınız şeyi niçin söylersiniz? Diyerek sözümüzle davranışımız arasındaki tutarlılığın önemini vurguluyor. Çünkü bu tutarlık gerek çocuklarımız için gerek çevremizdeki insanlar için önemli bir etkendir aksi takdirde söylediğimiz hiçbir söz müsbet bir tesir göstermez.

Her birimiz bu dünya güzergahında bir yolcuyuz...Yolculuğumuz süresince hem kendimiz için hem de çevremizdeki kimseler için bir ayna, bir kılavuz, aktif eğitmen oluyoruz. Bu nedenle önce kendi içimizde tutarlı olmalıyız... Oysa başkalarından beklediğimiz davranışları kendimizden esirgiyoruz ve bundan kendimizi muaf tutuyoruz.... Bilmem ki, neden diğer insanlar için istediğimiz iyiliği kendimiz için istemeyiz? Çocuğumuzu yalandan, hilekarlıktan, başarısızlıktan, sabırsızlıktan, ilkesizlikten korumaya çalışırken neden kendimizi ihmal ederiz? Herhalde işin kolayına kaçıyoruz ve bireysel olarak nerede bulunduğumuzu pek görmek istemiyoruz. Oysa değişim her zaman bireyden başlar ve daha geniş kitlelere yayılır. Unutmayın eğer siz değişirseniz, çocuğunuz da çevrenizde değişecektir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.