24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 20°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 4°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 13°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 8°C Balıkesir
  • BIST: 89.900 0.15
  • Altın: 144,693 -0.58
  • Dolar: 3,6140 -0.32
  • Euro: 3,9061 -0.13

Protesto ile terör arasındaki çizgi

Abdulkadir Özkan

Dünya Bankası ile IMF'nin İstanbul'daki yıllık toplantıları münasebetiyle gençlerin protesto gösterilerini televizyonlardan izlerken olayın protesto boyutlarını aştığını düşündüm. Gerçi bazı yazarlar protesto hakkını kullanan herkesi terörist ilan etmenin faşizan bir yaklaşım olduğunu ileri sürseler de İstanbul'daki olayların protesto olarak nitelendirilmesi bana göre mümkün değil. Kaldı ki İstanbul'daki olaylar eğer protesto ise terör nasıl olur?

Hemen belirteyim ki fikren IMF ve Dünya Bankası'na karşı protestocu gençlerle aynı çizgideyim. Ancak, göstericilerin arasına düşmüş bir trafik polisi aracı ile içindeki iki trafik polisine karşı yapılanların protesto olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Gençler müthiş bir öfke ve kinle hareket ediyorlardı. Sisteme karşı olmak tüm devlet memurlarına karşı kin ve öfke kusmak olarak tezahür edebilir mi? Kaldı ki, protestocular daha meydanlara gelmeden kırmak, parçalamak üzere kendilerini programlamışlar ki ellerinde kırıcı, parçalayıcı aletler vardı. Önceden hazırlıklı olmayanlar ise içinde bulundukları grubun havasına çabuk girmişler, bu defa kırıp dökmek için etraftan ne bulurlarsa kullanmaya başlamışlardı. Hepside yaptıkları işin suç olduğunun bilincindeydi ve bu yüzdende tanınmamak için yüzlerini kapatıyorlardı. Bu arada IMF ve Dünya Bankası'nı protesto ile bankaların ve bazı mağazaların tahrip edilmesi arasında doğrudan bağ kurmak ne kadar doğrudur? Belli ki göstericiler bir öfke patlaması yaşamaktadırlar. Maksat sadece protesto değildir. Gençlerin heyecanlarını, bozuk düzene tepkilerini, hatta isyanlarını anlamak mümkün olabilir. Hatta uygulanan sistemin kendilerini işsizliğe ve yoksulluğa mahkum ettiğini görmenin tepkisini gençlerin öfke patlaması şeklinde dışa vurdukları şeklinde nitelendirilebilir.

Ancak, görünen o ki, gençler meydanlara bir protesto için çıkmamış, tepkilerini ve düşüncelerini duyurmak adına protesto eylemine girişmemişler. Sanki işin ideolojik boyutu daha ağır basıyordu. Bu ideolojik boyut ise yakmayı, yıkmayı kısacası tahribatı öngörüyordu. Çünkü, verilen zarar ne Dünya Bankası'na ne de IMF'ye idi. Hatta, bankalara verilen zararın faturası bile geri dönüp yine fakir ve dar gelirlilere kesilecekti? Her zaman olduğu gibi gençlerin protesto adına yaptıkları tahribat sonunda topluma dönecekti. Kapitalist sistemin iflas ettiğini aslında toplantıya katılan küresel sermayenin patronları da itiraf ediyor, bundan sonraki uygulamalarda bazı değişiklikler yapılması gerektiğine dikkat çekiyorlardı. Ne derlerse desinler vahşi kapitalizmi uysallaştırmak, para babalarını korumaktan vazgeçerek fakir ve yoksulları da kollayıcı politikalar uygulamalarını beklemek doğru olmaz. Çünkü dünyayı bugünkü çıkmaza sürükleyen para sahiplerinin bitmek bilmeyen hırslarıdır ve canları çıkmadan bu hırslarından vazgeçmelerini beklemek hayaldir.

Daha öncede belirttiğim gibi parayı putlaştıran anlayışın hakim olduğu bir dünyada fakirin ve dar gelirlinin akla gelmesi mümkün olmaz. Çünkü, öncelikli olarak insanların keselerine göre değerlendirilmesi gibi bir çarpık anlayışın terk edilmesi gerekiyor. Bu ise Batının materyalist zihniyeti ile mümkün değildir. Çünkü, güçlü olmak haklı olmak, paralı olmak güçlü olmak anlamına gelen materyalist bir dünyada sosyal adaletin tesisini beklemek biraz aptallık olur. Bu bakımdan protestolardan fazla bir sonuç alınamaz.

Dünyamızın ciddi bir zihniyet değişikliğine; maddeciliğin yerine maneviyatçılığın hakim kılınmasına ihtiyaç vardır. Ne var ki bu yöndeki gelişmelere de küresel sermayenin emrindeki emperyalist güçler izin vermiyorlar. Nerede bir manevi kalkınma, gelişme filizlenmeye başlasa oraya el atıyor, orayı karıştırıyor, hatta işgal ediyorlar. Bu bakımdan yapılacak iş topyekün emperyalizme karşı ayağa kalkmaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.