27 Mart 2017 Pazartesi29 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:49Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:31Yatsı 20:52
    • 20°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 10°C Balıkesir
  • BIST: 89.629 -0.83
  • Altın: 146,317 1.32
  • Dolar: 3,6219 0.28
  • Euro: 3,9415 1.01

Demirkapı'nın komşu kapısına dönüşmesi

Abdulkadir Özkan

Suriye ile yakınlaşma ve arkasından Ermenistan açılımı Türkiye'nin önemli gündem maddesi haline geldi. Ne var ki, Ermenistan ile imzalanan protokolün ardından yapılan Ermenistan-Türkiye maçına Azerbaycan bayraklarının sokulmaması kardeş ülkede tepkiye yol açtı. Ermenistan ile buzların eritilmesinin Türkiye'ye bir getirisi varsa buna karşılık Azerbaycan ile ilişkilerin bozulmasının götürüsünün ne olacağının iyi düşünülmesi gerektiğine daha öncede dikkat çekmiştim ama bir kez daha hatırlatmakta yarar var.

Azerbaycan'ın devreye hemen doğalgazı sokması, şimdiye kadar ucuz verildiğini bundan böyle dünya piyasalarındaki fiyat üzerinde verileceğini açıklamaları, hatta Azerbaycan Doğalgazı'nın Karadeniz üzerinden Avrupa'ya satışının düşünülmesi gibi hususların elbette bırakın komşuluk ve kardeşlik ilişkilerine sığmayacağını, ilk fırsatta tehdit unsuruna dönüştürülmesi sanıyorum ticari kurallara da uymaz. Ancak, işin bu noktaya gelmesinde Türkiye'nin rolünün de düşünülmesi gerekiyor. Belli ki Azerbaycan'ın alınganlığının temelini aldatılmış duygusu oluşturuyor. Gerçekten Ermenistan ile imzalanan protokol hususunda Azerbaycan aldatılmış mıdır?

Resmi ağızlardan yapılan açıklamalarda Azerbaycan'ın çıkarlarına aykırı hiçbir gelişmeye destek verilmeyeceği belirtiliyor. Ancak, açıklanan protokolde yapılan açıklamaların sadece sözde kaldığı görülüyor. Buna bir de Ermenistan tarafının yaptığı açıklamalar eklenince ister istemez Karabağ sorunu Türkiye'nin gündeminden çıkmış gibi görünüyor. Bu noktada sanıyorum başta Başbakan Erdoğan olmak üzere yapılan açıklamaların nasıl sonuçlanacağını beklemek gerekiyor. Çünkü Başbakan Erdoğan Karabağ sorununda bir gelişme olmadığı sürece protokolün Meclis'ten geçmeyeceğini ve sınır kapısının açılmayacağını söylüyor. Meclis'ten geçmemiş bir protokol ise fazla bir anlam ifade etmeyecektir.

Görüldüğü kadarıyla Türkiye istemesine rağmen protokole Ermenistan'ın Karabağ'dan çekilmesini koyduramamıştır. Bu hususta başta ABD olmak üzere Fransa gibi ülkelerde Ermenistan'a yeteri kadar baskı yapmamıştır. Protokole madde olarak konulmamış bir hususta uygulamada Ermenistan'a baskı yapmak mümkün olabilir mi? Doğru söylemek gerekirse bu soruya 'evet' karşılığı vermek pek mümkün değil. Böyle olunca da bir sözlü mutabakat varsa ve bu mutabakat uygulamaya sokulamayacaksa Azerbaycan ile ilişkilerimiz dost ve kardeş ülkeler arsındaki ilişkiden bir anda düşmanlığa dönüşme istidadı göstermektedir.

Bu arada Suriye ile ilişkilerin hızlı bir şekilde gelişmesi, vizenin kaldırılması ile iki ülke arasındaki gidiş gelişlerin artması dikkat çekiyor. Yıllardan beri birbirine çok yakın komşu şehirler arasında demir kapılar kalkmış yerini komşu kapısı almıştır. Bu gelişme gerekliydi ve ilk bakışta iki taraf için de faydalı olacak görüntüsü vermektedir.

Cumartesi günü bir dostum gazeteye gelmiş sohbet ediyorduk. Halep'te oturan bir tanıdıklarının geçtiğimiz hafta başında günü birliğine arabasına atlayarak Kahramanmaraş'a geldiğini, akrabalarını görüp geri döndüğünü belirtiyordu. Bu arada Halep ile Kahramanmaraş'ın arasının 130 kilometre olduğunu hatırlatıyordu. Bölge ülkeleri arasında İngiliz ve Fransızlar tarafından sınırlar çizilirken çoğu yerleşim merkezinin ortadan bölündüğüne, bunun sonucu olarak ailelerin bir kısmının Suriye ya da Irakta; bir kısmının ise Türkiye'de kaldığına dikkat çeken dostum bu ayrılığın artık sona erdiğini belirtiyordu. Tüm bunlar doğruydu. Ancak, bu görüşmemizden biraz sonra bir başka dostum Türkiye'den Suriye'ye göç etmiş çok sayıda Ermeni bulunduğunu hatırlatarak Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasının Suriye Ermenilerinin Ermenistan ile kucaklaşmalarını da sağlayacağına dikkat çekerek bir yazımda bu hususa da dikkat çekmemi istiyordu.

Görünen o ki her gelişmenin farklı tarafları oluyor. Kimileri çok yararlı olarak nitelendirirken kimileri de olayların görünenin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Temennimiz gelişmelerin iyi yönde olmasıdır. Topluma 'Tarih yapmak' olarak takdim edilen gelişmelerin gelecekte başımıza iş açmamasıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.