Gerek Turkiye’de, gerekse ABD de suç işledikleri gerekçesiyle cezalandırılanların büyük bir bölümünü ekonomik ve sosyal açıdan dezavantajlı konumda olanların oluşturduğu açıkça görünür bir sosyal vakıa. Bir marketten çok az bir değerde de olsa herhangi bir mal aşıran kisiyi cezalandırma konusunda ceza adalet sistemleri herhangi bir tereddüt göstermez. Ancak, orta veya yüksek gelir duzeyinde bulunan bir kişinin vergi kaçırmak suretiyle çok daha büyük ekonomik değeri kendine mal edinmesi durumunda ceza adalet sisteminin aynı hassasiyeti gösterdiği söylenemez.
Ceza adalet sistemlerini ayarları ve hassasiyetleri bakımından sorgulamak mümkündür. Ancak, ceza adalet sistemleri bir başka açıdan daha sorgulanabilir: Aşırı suç sayma ve aşırı cezalandırma.
ABD de son yıllarda hem federal hem de eyelet duzeyinde maddi ceza hukukunun uygulama alanında ve cezalandırmanın bir yontem olarak kullanılmasında büyük artış gözlenmektedir. 1970’li yıllardan itibaren başlayan hapishane nüfusunda artış eğilimi devam etmektedir. 1970’lerde her 100.000 kişiye düşen cezaevindeki mahkum sayısı 144 iken, bugün bu sayı 737 ye ulaşmıştır
Aslında, tüm Dünyada 1980’li yillardan itibaren hapsedilen kişi sayısında büyük artış yaşandı. Ancak, en büyük artış ABD’de görülmektedir. Dünya genelinde bugün 8 milyon kişi demir parmaklıklar arkasında bulunmaktadır. Bu sayınin yaklasik 1/3 lük kısmını tek basina ABD nin demir parmaklıklar arkasına kapattığı kişiler oluşturmaktadır.
ABD de federal ve eyelet cezaevlerinde bulunan mahkum sayısı 2.2 milyon kişiye ulasmıştır. Bu rakamın anlami sudur. Her 100.00 kisiden 737’si cezaevinde bulunmaktadir. Bir başka ifadeyle, bugün ABD de yasayan her 138 kişiden biri cezaevindedir. ABD’de doğan her 20 çocuktan biri hayatının bir bölümünü cezaevinde gecirme ihtimaliyle karşı karşıyadır.
Azınlık gruplarına mensup kişilerin hapsedilmeleri daha da bir orantısız şekilde gerçeklesmektedir. 25-29 yaş grubu arasındaki zencilerin % 12.6 si, aynı yaş grubundaki beyazların ise %1.7 si cezaevinde bulunmaktadır.
Ceza adalet sistemi tarafindan kendilerine hapis cezası verildiği halde, cezaevinde bulunmayan büyük bir kitle de mevcuttur. Yargı sistemi tarafından suçlu bulunan 4.2 milyon kişi denetimli serbestlik sisteminden yararlanarak ceza süresini cezaevinde değil cezaevi dışında denetim altında geçirmektedir. 784.000 kişi ise aldığı cezanın bir kısmını çektikten sonra şartlı tahliye edilmiştir. Genel tabloya bakıldığında, ABD ceza adalet sistemi her yıl 7 milyonun üstünde bir sayıda kişiyi suçlu bulmakta ve ceza yüklemektedir.
ABD cezaevlerinin vergi ödeyenlere yıllık maliyeti ise 185 milyar dolar. Cezaevinden cıkanlarının önemli bir kısmının üç yıl içerisnde tekrar cezaevinde döndükları olgusu da dikkate alındığında bu maliyeti haklı çıkaracak net bir sosyal fayda ise henüz ortaya konulamamıştır.
İnsan davranışlarını kontrol edebilmek için ceza hukuku mekanizmlarına çok başvurulması ve çok sayıda davranışın aşırı şekilde suç sayılması, aşırı bir cezalandırmayı da beraberinde getirmektedir. Bu durumdan kaçınılması gerekir. Yeni Türk Ceza Kanunu hazırlanırken “suç olmaktan çıkarma” politikasının esas alınmamış olması (Radikal, 24 Haziran 2003) tarafımızdan eleştiri konusu yapılmıştı. Aşırı suç sayma ve aşırı cezalandırmanın nasıl kaygı verici bir düzeye gelebileceği ABD ceza adalet sisteminin uygulamalarıyla daha net bir şekilde karşımızdadır.
kadın doktoru hastanede falakaya yatırsınlar,sabahın altısında ekmek parası için bekleyen 5 kadını ezip geçsinler, dügünde içip silah atıp 3 yaşındaki çocugumu vursunlar,sabah namazına giden adamı vursunlaR,rakıya etil yerine metil alkol koyup insanları öldürsünler,NASIL OLSA CEZA YOK BÖYLEMİ İYİ
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155