23 Ekim 2017 Pazartesi1 Safer 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:51Güneş 07:17Öğle 12:56İkindi 15:50Akşam 18:21Yatsı 19:40
    • 18°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 108.489 0.05
  • Altın: 152,547 0.93
  • Dolar: 3,6704 0.34
  • Euro: 4,3242 -0.08

Cuntacılar ve Başbuğ

Hüseyin Gülerce

Demokrasiye ve millete ihanet belgesinin, ıslak imzalı aslının ortaya çıkması, Ergenekon davasından sonra, demokratikleşmenin ikinci kilometre taşıdır. Artık Türkiye, asla eski Türkiye olmayacaktır.
Genelkurmay karargâhında bir cunta tarafından hazırlanan bu belge, niye demokrasiye ve millete ihanet belgesidir? Belgede dört ana unsur var: 1. AK Parti'nin, dinî esasları temel alan bir rejimi hedeflediğinden hareketle, yıpratılması için yapılacak faaliyetler. 2. Ergenekon davasına müdahale. Tutuklanan emekli ve muvazzaf subayların masum olduğu havasının yayılması. Onların terörle ve irtica ile mücadele ettikleri için cezaevine konuldukları yönünde haberler yapılması. 3. Dost unsurların başında sayılan medyanın, propaganda çalışmalarının önemi ve haber yaptırılacak hususlar. 4. Fethullah Gülen hareketine yönelik komplo ve provokasyonlar. "Beklettiğimiz elemanlar" diye vasıflandırılan bazı isimlere, irticai faaliyetler yaptırılarak, bunların Gülen cemaatine mal edilmesi. Radyo ve televizyonlardaki canlı yayınlara, sanki Gülen cemaatine mensupmuş gibi bağlanıp; "bizimle uğraşan herkes Ergenekoncudur, bize kimsenin gücü yetmez" gibi ifadeler kullanarak, kamuoyunun tahrik edilmesi. Bazı öğrenci evlerine, silah ve mühimmat konulması, Yahudiliğe, CIA'ye, Mossad'a, Moon Tarikatı'na, Humeyni'ye ait evrak, belge, yayın gibi objelerin de aynı ortamda bulundurulması ve sonra bu evlerin ihbar edilip, jandarma tarafından basılması. Evlerde ayrıca Alevi düşmanlığını körükleyici bilgi ve belgelerin de bulundurulması. Askerî suç kapsamında yapılacak Işık Evleri baskınları sayesinde, "Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü" kurulduğunun ilan edilmesi, devreye askerî yargının sokulması.

Şimdi, bunları planlayan cuntacıların, rütbe ve makamları ne olursa olsun, bırakınız demokrasiye ihanet etmelerini, vicdan ve insaflarından bahsedilebilir mi?

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu milletin ordusudur. Bu planlar neyin nesidir? 27 Mayıs 1960'tan beri on yılda bir demokrasiye darbeler vuran bir zihniyet, adeta bazı subayların genlerine işlemiş. Nesilden nesile geçiyor. Bunlar birbirlerini ordu içinde yetiştiriyor, kolluyor, yedekliyor ve demokrasiyi kabullenmeyi asla içlerine sindiremiyor. TSK'nın generalleri, bizzat kendi kurumlarını yıpratıyor. Bütün milletin gözü önündeki hukuksuzluğun, pervasızlığın hiç önemli olmadığını düşünüyorlar. "Gerçek, sadece bizim dediğimizdir, oturun oturduğunuz yere" diyorlar. "Biz her şeyin üstündeyiz, biz hesap vermez, hesap sorarız" diyorlar.

Cuntacılar, koskoca bir Genelkurmay Başkanı'nı, düşebileceği en zor duruma düşürüyor. Sayın Başbuğ, 29 Nisan 2009'da düzenlediği basın toplantısında göğsünü gere gere şöyle demişti:

"Silahlı Kuvvetler olarak; biz demokrasiye, demokratik rejime, hukuk devletine bağlıyız ve saygılıyız. Dolayısıyla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bünyesinde mevcut demokratik rejime aykırı faaliyette bulunan kimse barınamaz, bunu da çok açık söylüyorum, buna müsaade etmeyiz. Böyle bir durum da söz konusu değildir."

Bu bir komutan sözüdür. Millet bu söze inanmak ister. O zaman nasıl oluyor da, sayın komutanın bulunduğu katta, demokrasiye ihanet belgeleri hazırlanabiliyor? Bir önceki Genelkurmay Başkanı Büyükanıt da, Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale için hazırlanan e-muhtırayı, kendi elleriyle yazdığını söylemişti. O belgenin demokrasiyle, hukuka bağlılıkla ne alâkası var?

TSK adına bir şeyler ters gidiyor. Milletle ordusu arasına güven bunalımı girmiştir.

Bu yükü ne TSK, ne demokrasi, ne de bugün 86. yılını kutladığımız Cumhuriyet kaldırabilir.

Islak imzalı belge, kartopu oldu ve tepeden aşağı iniyor. Giderek büyüyor ve çığa dönüşecek. Altında kalan da çok olacak. Bütün gözler Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ'da. Cuntacıları adalete teslim edip, bundan böyle darbecilerden kurtarılmış demokratik bir Türkiye'nin önünü açabilecek cesareti gösterebilecek mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.