29 Mayıs 2017 Pazartesi4 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:34Güneş 05:29Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:35Yatsı 22:21
    • 28°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 22°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 21°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 21°C Balıkesir
  • BIST: 97.859 0.33
  • Altın: 145,775 0.00
  • Dolar: 3,5783 -0.05
  • Euro: 3,9984 -0.09

Merkezde olmak renksiz olmak mı?

Abdulkadir Özkan

Yıllarca kitle partileri kendilerini "Merkez Parti" olarak tarif ettiler. Ama bu tarifin içini de hiçbir zaman doldurmadılar, dolduramadılar. Belki de işlerine böyle geldiği için kendilerini tarif etme gereği duymadılar. Uzunca süre merkezin sağına ve soluna birer parti yerleştirildi. Birisi kendini 'sol' diğeri de 'sağ' olarak nitelendirdi. Böylece seçmenin sağını da solunu da bu iki parti adeta tekeline almış oldu. Aslında sağ ile sol arasında ciddi ideolojik bir fark yoktu. Zaman içinde kendilerini sağda ve solda ama bu merkez partilerden farklı bir konumda ve düşüncede gören seçmen arayışlara girdi. Bunun sonucu olarak sağda ve solda farklı partiler ortaya çıktı. Ne var ki Merkez partileri söğüt gölgesindeki paylarının azaldığını gördükçe kendileri dışında kalan partilere aşırı sağcı ya da aşırı solcu damgasını vuruverdiler. Bir partiye aşırı demekle sistemin dışına itmek eş anlamlıydı. Merkez partileri ve yandaşları farklı söylemlerin sahibi partilerden toplumu uzak tutmak için 'aşırı' nitelendirmesini öcü olarak kullandılar.. Çünkü genellikle iki partiye şartlandırılmış korkutmak çok kolaydı. Özellikle de bu partilerin aşırı olarak nitelendirilmesi ister istemez kitleler bu aşırılığı ille de bir tehlike anlamına geldiği şeklinde değerlendirdi.

Bu manzara 12 Eylül 1980 darbesi sonrasına kadar devam etti. Darbenin ardından darbecilerde geçmişten beri devam eden iki merkez partili bir yapı oluşturmak istediler ama darbecilerin destek verdiği partilerin aksine Turgut Özal'ın Anavatan Partisi aradan sıyrılarak ortaya farklı bir yapının çıkmasını sağladı.

Aslında Özal'ın Anavatan Partisi de bir merkez partisiydi. Hatta geçmişteki iki merkez partinin her ikisini de bünyesinde birleştirme görüntüsü veriyordu. Çünkü, Anavatan Partisi bütün eğilimlerin temsilcilerini bir araya getirmişti. Öyle ki hem merkez sağ ve sol partilerin, hem de sağın ve solun o güne kadar aşırı olarak nitelendirilen partilerinin mensupları da Özal'ın etrafında toplanmışlardı. Peki Özal'ın Anavatan Patisi'nin geçmişteki merkez partilerden farkı neydi? Tam bir çorba mıydı? Yani her renkten biraz alarak alacalı bir görünüme mi bürünmüştü? Böyleydi demek sanıyorum Özal'a haksızlık olur. Özal'ın Anavatan Partisi Özal'ın rengini taşıyordu. Yani öyle pek renksiz değildi. Bu renk ise atılımı ve değişimi temsil ediyordu. Halbuki Özal'dan önceki merkez partiler sağı ve solu ile statükonun devamından yana partilerdi. Tek görevleri toplumu bu statüko içinde kalmaya mahkum etmekti. Özal'ın Anavatan Partisi Özal'ın ardından çözülmeye ve dağılmaya başladı. Kısa zamanda geçmişte olduğu gibi merkez sağ parti görünümü kazandı.

Böyle olunca da halkımız ortaya çıkan boşluğu değişimden yana olan, bu milletin kökleri ile bağını kesmemiş partilerle doldurdu. Ne var ki bundan rahatsız olan ve statükonun devamından yana olan, bundan yararlanan kesimler halkın oluşturduğu siyasal yapıyı yeniden tanzime soyundular, bunun sonucu olarak ortaya 28 Şubat süreci çıktı.

Halkın bu sürece tepkisi AK Parti'yi iktidara getirdi. Çünkü, halk kendisini merkez olarak tarif eden renksiz partilere artık iltifat etmiyor, merkezde de olsalar bu milletin köklerinden ve değerlerinden kaynaklanmış partiler istiyordu. Aslında Sayın Erdoğan da Özal gibi her rengi bir arada toplamayı hedeflemişti. Bir ana kitle etrafında bir araya gelecek farklı kesimlerin temsilcileri ile o da merkez bir parti oluşturmuştu. Şimdilerde bu oluşumun da Özal'ın ANAP'ında olduğu gibi kan kaybetmeye ve çözülmeye başlaması karşısında geçmişte merkez sağ ve solda siyaset yapmış kişileri bir araya toplama gayreti ortaya çıktı. Anavatan ile DP'nin birleşmesi işte bu dönemini kapatmış merkez parti anlayışının yeniden ısıtılarak milletin sofrasına konulma gayretinden başka bir şey değildir.

Adına merkez denen bu renksiz oluşuma milletin destek vermesini beklemek siyasetin 40 yıl geriye götürülmesi olacaktır ki bu dönemin kapandığını çok geçmeden görmek mümkün olacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.