11 Aralık 2017 Pazartesi23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:39Güneş 08:12Öğle 13:04İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 15°C Adana
    • 7°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 6°C Balıkesir
  • BIST: 108.827 0.84
  • Altın: 154,122 0.04
  • Dolar: 3,8359 0.02
  • Euro: 4,5239 0.41

Kabak tadında karpuz ya da tohumu olmayan sebzeler

Abdulkadir Özkan

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı Ürünler (GDO) konusu birden bire gündeme geldi. Sebep ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın konu ile ilgili olarak hazırlayıp yayınlığı yönetmelik. Yönetmelik bu konuda gerek bilim adamlarını gerek kamuoyunu ikiye bölmüş durumda. Bir taraf yönetmeliğin GDO'lu ürünlerin ithalatının önünün açıldığını, buna karşılık bir başka kesim de bu yönetmelik ile GDO'lu ürünlerin ithalatının kontrol altına alındığını ileri sürüyor. Hangisi doğru sorusuna ne cevap verirseniz verin şimdiye kadar kimsenin haberi olmadan ithal edilen GDO'lu ürünler bundan böyle devlet kontrolünde ve belli esaslar dahilinde yapılacak. Bu kontrolün ne ölçüde sağlanacağı ya da sağlanamayacağı ayrı bir konu.

Hemen belirtelim ki bu ülkede özellikle sebze tohumları dışarıdan ithal edilir. Ve bu tohumların genetiği ile oynanmış olduğunu ithal eden de, satan da, üretici de bilir. Nasıl bilir? Çünkü, bu tohumların ekimi sonucu elde edilen ürünlerin tohumu yoktur. Yani bu ürünler bizim bildiğimiz hıyar, domates ve patlıcanlar gibi tohum vermezler. Çünkü kısırlaştırılmışlardır. Dolayısıyle tohum alınır, çimlendirilir ve dikilir. Bir sezon bu fidelerden ürün alınır sonra da sökülüp atılır. Meseleye bu açıdan bakıldığında hiçbir zararı olmasa bile artık yediğimiz sebzeler, özellikle kış mevsiminde seralarda yetiştirilen sebzeler bizim tadını ve kokusunu bildiğimiz sebzeler değildir. Onların tohumları ile oynanmış, tohum yapısı değiştirilmiş ve kısırlaştırılmıştır.

Niçin kısırlaştırıldığı sorusuna verilecek cevap; bu tür tohumları üretenlerin çiftçileri kendilerine bağımlı hale getirmek olabilir. Bu yönüyle olay sadece ticaridir. Yani bu tür tohumları geliştirenler sürekli olarak çiftçilerin kendilerine mecbur olmasını sağlamış oluyorlar. Bu yönüyle yıllardan beri bu saha dışarının kontrolünde olmuştur. Özellikle de bu alanda Türk çiftçisi uzun yıllar İsrail tohumunu kullanmaktadır. Bundan sonrada kullanmaya devam edilecektir.. Son yıllarda benzer tohumların ağırlık yine yabancılarda olmak üzere yerli bazı firmalar tarafından da üretildiği biliniyor.

Bu tür tohumlardan üretilen sebzelerin yapısında yerlilere göre ciddi değişiklikler olduğu biliniyor ve bu değişiklikler tartışılıp duruyor. Bir defa şekil değişiklikleri ortaya çıktığı gibi, tadında da değişiklikler meydana geliyor. Söz gelimi bu tür tohumlardan seralarda üretilen domatesler ortadan ikiye bölündüğünde içinde su ve tohum olmadığı görülür. Kısacası şekil olarak domates ama yediğinizde domates tadını alamıyorsunuz. Bu arada son yıllarda üretilen bazı karpuzların kalın kabuğu ve lezzeti ile kabağı andırdığını da biliyoruz. Tüm bunlar genleri ile oynanmış ürünlerde ilk anda akla gelen değişiklikler. Bu bakımdan genetiği değiştirilmiş ürünlerin ne kadar zaralı olup olmadığının tartışılmasının ötesinde kendi tohumlarımıza sahip çıkmayı konuşsak daha iyi olmaz mı? Sebze ve meyvelerde bildiğimiz tadı ve lezzeti korumanın daha yararlı olduğunu görsek boşa tartışmamış oluruz.

Hemen belirtelim ki daha uzun süre dayanan daha fazla ürün elde etme adına pek çok bitkinin tohumları ile oynanmış ve bu da çiftçilerin işine gelmiştir. Bunun sonucu olarak yıllardan beri insanımıza genetiği değiştirilmiş ürünler yedirilmektedir. Bu noktada bana göre tartışılması gereken ve cevaplandırılması gereken husus, "Kâr uğruna bitkilerin genetiğinin değiştirilmesi ne kadar doğrudur?" sorusudur.

Bitkilerin ıslah edilmesi, geliştirilmesi yönünde çalışmaların yapılması doğaldır. Zaten ülkemizde bu tür çalışmalar en az 50 yıldır yapılıyor. Bitkilerin ıslah edilmesi ile genetiğinin değiştirilmesi aynı şey değildir. Kim ne derse desin genetik ile oynanmasının şu an için bilinen bir zararı olmasa bile her an ortaya sıkıntılı durumun çıkmayacağını kimse söyleyemez. Bu bakımdan daha çok kazanmak adına bitkilerin genetiği ile oynanmasının önüne geçilmesi gerekir diye düşünüyorum. Bir takım çağdaş ilimsel gelişmeler gibi kavramların arkasına gizlenerek bitkilerin genetiğinin değiştirilmesini savunmanın fazla bir anlamı yoktur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.