25 Ocak 2017 Çarşamba25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:45Güneş 08:14Öğle 13:23İkindi 15:55Akşam 18:20Yatsı 19:43
    • 12°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • -1°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 6°C Antalya
    • -4°C Artvin
    • 9°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 84.208 1.40
  • Altın: 147,005 0.12
  • Dolar: 3,7769 0.44
  • Euro: 4,0596 0.51

Anlayış birliği olmayınca

Abdulkadir Özkan

Anlayış birliği olmayınca sorunları çözmek zorlaşıyor

Bazı çevreler her fırsatta "Demokrasilerde rejimi değiştirme hakkı ve hürriyeti olamaz" derler. Bu söze katılmamak mümkün değil. Elbette her rejimin kendini koruyacak mekanizmaları da birlikte oluşturulmuştur. Ancak, bu ülkede yıllardan beri demokrasiye askeri müdahaleler tartışılıyor olmasına rağmen bir türlü bu müdahalelerin önünü alacak mekanizmalar oluşturulamamıştır. Bunu çeşitli sebepleri olabilir. En başında da her fırsatta "Demokrası kendi varlığına son verecek hakları korumaz" diyenlerin nedense demokrasiye müdahale ile yerine askeri yönetimlerin gelmesine şu yada bu biçimde destek veriyor olmalarıdır. Ve bu desteklerinin gerekçesi de rejimin tehlikeye girmesidir. Ne zaman seçimlerden bir kısım çevrelerin istemediği sonuç çıkmış ise basarlar yaygarayı, "Rejim tehlikede. Zinde güçler harekete geçmeli, rejimi korumalıdır" şeklinde. Zinde güçlerin harekete geçmesi ise demokrasinin rafa kaldırılmasıdır. O zaman ister istemez sözünü ettiğimiz çevrelerin derdi kesinlikle demokrasinin korunması ve kollanması değildir. Onların kafalarında oluşturdukları bir rejim anlayışı vardır ve hedef işte bu kafalarındaki rejimi koruma gayreti içindedirler. Bunun için demokrasi falan fazla bir önem ifade etmez.

İşte bu noktada toplumda belli kavramlar üzerinde bir ortak anlayışın olmayışı kesin şekilde görülür. Kavramlara ortak anlamlar yüklenmeyince herkes kendine göre kavramları anlamlandırınca bir taraf için demokrasinin korunması önem kazanırken öbür yandan bir diğer taraf için kafalarındaki rejimin korunması önem kazanıyor. Onlara göre önemli olan kendi anlayışlarına uygun rejimin devamıdır. Bunun için demokrasi fazla bir anlam ifade etmez. Bir diğer ifade ile bu çevreler demokrasiyi de kendileri kurmuşlardır, kafalarındaki rejimi de... Demokrasi sadece bir araçtan ibarettir. Bu araç onların düşüncesine ve düşündükleri müdahaleci rejimin devamına hizmet ettikçe iyidir, korunması gerekir. Aksi halde rafa kaldırılmasında bir sakınca yoktur. Kısacası bu kesimin demokrasi anlayışı çağdaş demokrasileri içine almaz. Onların farklı bir demokrasi anlayışları vardır.

Bu arada hukuki bir konuda bile bu ülkede hukukçular arasında anlayış ve yorum birliği yoktur. Böyle olunca bir eylem ya da fiilin suç olup olmadığı konusunda ortaya ortak bir görüş çıkmıyor. Bazıları eylem ve fiilin suç olduğunu belirtirken bazıları o eylem ve fiilin rejimin korunmasına yönelik ve dolayısıyle alkışa layık görüyorlar. Neticede bir tarafın suçlu dediğini bir başka kesim kahraman ilan edebiliyor. Böyle bir ülkede huzurun sağlanması, çatışmanın önlenmesi mümkün olabilir mi?

Meseleye bu açıdan bakıldığında özellikle hukuk kurallarının ve kanun metinlerinin kişiden kişiye değişen anlamlandırmalarını engelleyen bir çözüm bulunması gerekiyor. Son günlerde Genelkurmay tarafından geçmişte oluşturulmuş internet siteleri konusu basında tartışılıyor. Bu arada medya hukukçuların görüşlerine de yer veriyor. Genellikle hukukçular yapılan işin suç olduğunu belirtirken bazı hukukçular ise ya susarak ya da açıktan destek veriyorlar. Böyle olunca da ortada bir suç varsa bunun müeyyidesinin olması ve uygulanması gerekirken, uygulanamıyor

Benzer fikir ayrılığı darbe belgesi hazırlayan askerlerin sivil mi yoksa askeri mahkemede mi yargılanacağı hususunda da benzer bir ayrılık yaşanıyor. Çoğunluk itibariyle darbe belgesini hazırlayanların sivil mahkemede yargılanmasının gerektiğini, çünkü böyle bir suçun askeri mahkemeyi ilgilendirmediğini söylüyor olsa da hatta askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasını ön gören son yasa değişikliği Anayasa Mahkemesi'nde iptal edilse bile yargılamanın sivil mahkemede olması gerektiği hususunda yüzlerce hukukçu görüş belirtiyor. Buna rağmen mesele açıklık kazanmış değil. Böyle olunca da toplum ister istemez tedirgin oluyor. Bu tedirginliğin sona erdirilmesi için bir takım yeni yasal düzenlemeler olsa bile bu tür konular Yasama ve Yürütmeyi ilgilendirmeden yargıda sonuçlandırılamıyor. Normal işleyen bir sistemde diyelim ki bir darbe hazırlığı olmuş ve bu hazırlığın belgeleri emniyet güçlerince ele geçirilmiş ve yargıya intikal ettirilmiş ise bunun etrafından günler boyu medyada tartışmaların sürdürülmemesi, meselenin yargı tarafından verilerek kararla sonuçlandırılması gerekir.

Böyle olmalıdır diyoruz ama olmuyor... Oldurulamıyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.