Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Devlet ve millet

Devlet ve millet

İnsanların siyasi hedefi ne olmalıdır diye bir soruyla karşılaşsam benim için yaşam rehberi haline gelen şu dileği tekrarlardım: “Allah devlete, millete zeval vermesin!”
Bugün devletle milleti birbirinin rakibi olarak gören, birinin öne çıkmasının diğerinin ezilmesiyle mümkün olacağını düşünenlere halkımızın dilinden düşürmediği bu dilek en doğru cevaptır. Son zamanlarda demokrasi uğruna mücadele verdiğini ve bunun ancak devletin gücünü yitirmesiyle mümkün olacağını söyleyenlere halkımızın vereceği cevap da budur.

Güçlü bir devlet halkına eziyet etmez ama güçlü bir devlete sahip olmayan halklar, demokrasi bir yana, yaşamlarından bile emin olamazlar. Hiçbir değerlerine sahip çıkamazlar. Bazen halkla devlet arasındaki kopukluk tarihi şartların sonucu olabilir. Mesela cumhuriyetimiz kurulduğunda halkın karşılaştığı yönetim kendisine tamamen yabancıydı ve bazıları o günleri otoriter bir yönetim anlayışının sonucu saydılar: Oysa yaşanan büyük yenilgi ve günün şartları bir imparatorluğun tebaası olan halkı bir ulus devlete alıştırmaya çalışıyordu. Bu bizim tercihimiz olduğu kadar dünyadaki şartların bir gereğiydi. Yani devletimizi kuran irade var olmak için gerekli olanları yapıyordu ve bunlar yapılabileceklerin en iyisiydi. Bugün demokrasi savaşı yapanlar o günleri eleştireceklerine var olmalarını o günlere borçlu olduklarını düşünseler daha doğru bir tavır sergilemiş olurlar.

Güçlü devlet otoriter ve sertlik uygulayarak hedefine varan devlet değildir. Eğer böyle olsaydı Saddam’ın yönettiği Irak halkı bugün bir ölüm tarlasına dönüşmezdi ve insanların tek merakı kendilerinin ve yakınlarının yarına sağ çıkıp çıkmayacakları olmazdı. Güçlü devlet halkıyla bütünleşen, bilgi ve zeka düzeyleri yüksek kadrolar tarafından yönetilen ve bu kadroları herhangi bir inanç ve ideolojiyi ülke sevgisinden daha üstün görmeyen insanlardan oluşandır.

Ülkeyi yöneten siyasi kadrolar halk tarafından seçilir bunun halkın iradesini yansıtmak ve bütünleşmek açısından gerekli olduğuna şüphe yoktur. Ancak siyasi kadrolar devletin ihtiyaç duyacağı teknik bilgiden yoksun olabilirler. Çünkü halk onların bilgi düzeyleriyle değil kendilerine yakınlığıyla değerlendirir. Bu durumda devletin bürokratik kadroları devreye girer ve siyasetçilere bilgi ve deneyimleriyle yol gösterir. Bunların siyasal tercihlerinin iktidarla aynı olması gerekmez ama onlar da siyasi tercihlerini görevlerine yansıtmamak zorundadır.

Ülkenin güvenliği konusunda iki güç arasında ihtilaf çıkarsa çözümü birlikte tartışarak bulmaları gerekir.

Devletin tüm kurumları bir bütünün parçalarıdır. Onları birbirinden ayırmak ve karşı kutuplar olarak görmek ve göstermek, demokrasi halkın iradesi ise, onun sözü olan devlet ve milletin birlikte yaşamaları ve Allah’ın hiçbirine zeval vermemesi dileğine ters düşmek demektir.

Günümüzün siyasi ve bürokrasi kadrolarında bu bütünleşmeye zıt eğilimlerin tasfiyesi ve güçlü ülkenin yeniden inşası süreci olmasını dileyelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi