27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 33°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 28°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 108.352 1.07
  • Altın: 143,327 -0.03
  • Dolar: 3,5324 -0.59
  • Euro: 4,1408 0.23

Allah'ını seven provokasyona gelmesin...

Hüseyin Gülerce

Tokat Reşadiye'de yedi askerimizin şehit edildiği saldırı, tek kelimeyle provokasyondur.
Bu topraklarda, bir defa daha oyun oynanıyor. Bu oyun, koskoca bir milleti, birbirine düşürerek sürdürülüyor. 60 sene öncesine dönüp bir bakalım. Bütün darbe zeminleri birbirine benziyor. Önce anarşi hortlatılıyor. Aynı günde aynı tabancayla bir solcu, bir sağcı genç öldürülüyor. Gazeteciler, aydınlar, akademisyenler, sendikacılar, politikacılar suikastlara uğruyor. Günlük hayat çekilmez hale getiriliyor. Millet canından beziyor. Sonra, "size bir kurtarıcı lazım artık..." diye konuşulmaya, yazılmaya başlanıyor. Ve "kurtarıcılar" sahne alıyor.

Bu oyun 27 Mayıs 1960'tan beri aleni, acımasızca, insafsızca oynanıyor. İnsan hayatının bu oyunda, hiç ama hiç önemi yok. Sadece 12 Eylül 1980 öncesi büyük çoğunluğu üniversite gençliği olmak üzere, tam beş bin insan öldürüldü. Güneydoğu'da son 25 senede tam 17 bin 500 faili meçhul cinayet var. Teröre verdiğimiz can sayısı 40 bin.

Burası nasıl bir ülke? Bunca provokasyondan, bunca tertipten, bunca oyundan neden toplum olarak ders çıkaramıyoruz? Çünkü onlar çok güçlü. Ellerinde silah var. Emirlerinde kamuoyu oluşturan, yönlendiren güçlü bir medya var. Yüksek tepelerde himayecileri, dışarıda yaslandıkları merkezler var.

Fakat şimdi bir fırsat doğdu. Daha önce olmayan bir durum var. Alternatif bir medya, bunların üzerine cesaretle gidebilen mangal yürekli insanlar var. Artık toplumun büyük çoğunluğu oyunu fark etti. İki şey insanımızın gözünü açtı. Biri Ergenekon davası, diğeri açılım.

Mesela Ergenekon davası ile birleştirilen Danıştay saldırısı. Hain saldırı, dindarların üzerine yıkılmak istendi. Laik sisteme, Cumhuriyet'e saldırı diye yaftaladılar. Şimdi tezgâhın farkındayız artık. Mesela, Sivas'ta Madımak otelinde yakılarak öldürülen 37 insanımız. Buradan bir Sünni-Alevi çatışması çıkarılacaktı. Ama şimdi Alevi kardeşlerimiz sorular sormaya başladılar. Dört gün önce, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız; "Madımak'tan belki Ergenekon çıkacak, üstüne gidilsin. Tugay, iki adımlık yoldan neden saatlerce aşağı inmedi? Askerler, olay yerine 20 metre yakına kadar gelip neden ellerini bağlayıp baktı, sonra çekip gitti?" diye soruyor.

Demokratik açılım da öyle. Güneydoğu insanımız, Kürt vatandaşlarımız ilk defa ümitlendi, heyecanlandı. Bir de baktık, sözde Kürt sorununun çözümünü en çok ister görünenler, tekere taş koymaya başladılar. DTP; açılımı, PKK açılımına döndürmenin Şark kurnazlığına yattı. Faili meçhullerle ilgili, "Albay Temizöz" davası diye bir dava başladı. Ne beklerdiniz? Güneydoğu'nun sivil toplum örgütleri, DTP'li belediye başkanları bu davaya sahip çıksınlar, değil mi? Ama öyle olmadı. Nihayet, yine birkaç gün önce uzun yıllar, DEHAP'ta, DTP'de genel başkan yardımcılığı yapan Taraf Gazetesi yazarı Orhan Miroğlu patladı: "Kürtler, Ergenekon ve Temizöz davasında iyi sınav vermiyorlar. Eğer DTP isteseydi, hem Ergenekon davasını, hem de bölgede süren JİTEM davasını, çok daha canlı biçimde kamuoyu gündeminde tutabilirdi..."

Her geçen gün, resmi tarihin yalanları üzerine oturan vesayetçi sistemin temelleri sarsılıyor. Dün kendi gençlerinin birbirini öldürmeleri için provokasyon yapanlardan, onları birbirine kırdıranlardan, Güneydoğu'da 17 bin beş yüz faili meçhul cinayet işleyenlerden her şey beklenir.

Onun için hissiyatlarımıza esir düşüp, provokasyonlara gelmeyelim. İnsan olarak, toplum olarak ağır tahrik altındayız. Daha büyük oyunlar oynayabilirler. Büyük şehirlerde daha fazla cana kıyabilirler. Sonra bize dönüp, "ey Türkler daha ne duruyorsunuz?", Kürt kardeşlerimize dönüp, "ey Kürtler daha ne duruyorsunuz?" diyeceklerdir.

Türkiye, hiç bu günler kadar, bir iç savaş tehlikesi altına girmedi.

Oyuna gelmeyelim. Hissi davranmayalım. Devletin güvenlik güçleri varken kimse kanunsuzluğa kalkmasın. Allah'ını seven provokasyona gelmesin...


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.