26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 18°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

ABD terörle mücadele etmiyor, besliyor

Abdulkadir Özkan

ABD dünya üzerinde terörle mücadele ettiğini, terörün kökünü kazıma mücadelesi verdiğini söylüyor. Bu iddia ile ülkeleri işgal edişini bile meşru göstermeye çalışıyor ve yeryüzündeki pek çok ahmak yönetici sebebiyle de işgallerini meşru gösterebiliyor.

Ben bir adım daha ileri atarak Amerika’nın terörle mücadele ettiğine inanmıyor, terörü ve teröristleri çeşitli yollarla desteklediğine ve beslediğine inanıyorum. Elbet de bu inancım sadece sübjektif bir değerlendirmeden ibaret değil. Amerika’nın ardında ya da içinde olduğu dünya üzerindeki olaylar incelendiğinde bu gerçek bütün çıplaklığı ile görülür.

Amerika terörü niçin destekler ve besler? Bunda ne çıkarı vardır?

İki gün önceki bir yazımda El Kaide örgütünün Amerikan istihbarat örgütleri tarafından kurgulanmış olduğunu başkan adaylarından Obama’nın ağzından aktarmıştım. New York’taki ikiz kulelerin vurulması olayının da yine istihbarat örgütlerinin bir kurgusu olduğu iddiaları da olayın ardından sıkça dile getirildi. Tüm bu iddiaların elbette matematiksel bir ispatı mümkün değil. Ama El Kaide’nin kökünü kazımak için yıllardan beri işgal altında tutulan Afganistan’a ve orada üstlendiği iddiası ile işgal edilen Irak’a ve gelişmelere bakıldığında bu iki ülkenin terörle mücadele adına işgal edildiğine inanmak için saf olmak yetmez aynı zamanda aptal da olmak gerekir.

Elbette yeryüzünün aptallar tarafından doldurulduğu buna karşılık ortada sadece ABD’yi yöneten akıllıların(!) kaldığını söylemek ve buna inanmak güç karşısında boyun eğmek, teslim olmak anlamına gelir. Böyle bir yaklaşım ve kabul ise meydanı baş terörist ABD’ye direnmeden teslim etmek demektir.

Aslında Amerika sanıldığı kadar güçlü değildir, yenilmez hiç değildir. önemli olan mazlumların bu eli kanlı zalim karşısında birlik oluşturabilmeleri ve bir de ayağa kalkıp yeter diyebilmelerini sağlamaktır. Bu birliğin sağlanmasının ilk adımı Amerika’nın propagandasını boşa çıkarabilmek, propaganda gücü ile gösterilmeye çalışılanların bir yalandan ibaret olduğunu dünyaya gösterebilmekten geçiyor. Böylece Amerika’nın terörle mücadele etmediği aslında baş terörist olduğu gerçeğini insanlığa göstermek mümkün olabilir. çünkü, günümüzde propaganda gücü silah gücünden çok daha etkili oluyor. İnsanlar önce bu propaganda silahı ile yalana inandırılıyor, etkisiz hale getiriliyor. Silahla kapıya dayanıldığında savaşmadan teslime hazır kitleler oluşturulmuş oluyor. İşin garip tarafı bu propaganda gücü sayesinde Amerika işgal için gittiği ülkelerde yandaşlar buluyor. Bu yandaşlar kendi ülkelerini işgalcilere gönüllü olarak teslim ediyorlar.

Elbette zalimler kendilerine böylesine destekçiler bulabildikleri sürece yeryüzünde zulüm sürüp gidecektir. Ve yine zalimler böyle destekçiler bulabildikleri sürece Filistin’de İsrail dünyanın gözünün içine baka baka soykırım uygulayacak, kimseden de ses çıkmayacaktır. çünkü, sergilenen yalan bombardımanı ile uyuşturulmuş bir insanlık vardır ortada.

Uyuşturulmuşluk öylesine boyut kazanmıştır ki, insanlık bugün 30-40 yıl önceki hassasiyetlerini kaybetmiştir. Dün dünyanın neresinde olursa olsun kan dökülüyorsa ayağa kalkanlar, meydanlara dökülenler artık yan gelip yatabiliyorlar. Akan kandan rahatsızlık duymuyorlar. Meseleye kendi ülkemiz açısından baktığımızda bile bu gerçeği açıkça görüyoruz. İnsanımız 30 yıl önce Filistin’deki olaylar karşısında böylesine duyarsız mıydı? Afganistan ve çeçenistan konusunda eskisi kadar yüreği yanıyor mu? Yanıyorsa bile bunu tepkiye dönüştürüyor mu?
Ne oldu bize? Diye sorduğumuzda yalan propaganda bombardımanının tesirlerini görüyoruz. Bizim ve yer yüzündeki pek çok insanın bu duyarsızlaşması teröre destek veren ve destekleyen Amerika’yı terörle mücadele eden bir güç gibi algılamamıza yol açıyor. Bu ise mazlumlar üzerinde zulmü artırırken, zalimlerin işini kolaylaştırıyor. Halbuki imanımız bize zulme karşı çıkmamızı, elimizden geliyorsa karşı koymamızı emrediyor. Yer yüzünde nerede bir haksızlık ve zulüm varsa Müslümanın orada mazlumun yanında yer alması inancı gereğidir. Ama öyle tesirli bir uyuşturucu iğnesi yemişiz ki televizyon ekranlarında seyrettiğimiz vahşet sahneleri bile ayağa kalkmamızı sağlamaya yetmiyor. Bunun içindir ki zalimlerin borusu ötüyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.