27 Mayıs 2017 Cumartesi1 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 17°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 12°C Afyon
    • 9°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,745 1.21
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Türkiye’nin bu kaostan kurtulması gerek

Abdulkadir Özkan

Son iki yıldan bu yana yaşananları tekrar sıralayacak değilim. Ancak, birbirini takip eden operasyonlar, kazılar, bir takım örgütler, davalar, intiharlar ve şüpheli ölümler başlatılmış olan soruşturma ve yargılamaların toplumu tatmin edecek bir sonuca ulaştırılması gerektiğini gösteriyor. Bunu söylerken haklarında dava açılmış olanların hepsinin suçlu bulunması ve mahkum edilmesi gibi beklentinin içinde değilim. Ancak, bunca gelişmeden sonra ne yönde olursa olsun sürdürülen çalışmalar toplumu tatmin edecek bir sonuca ulaşmak durumundadır.

Niyet ya da yapılmak istenen böyle olmasa bile bazı olaylara baktığımızda sanki devletin emniyet güçleri ve yargısına meydan okunduğu izlenimi ortaya çıkıyor. Bu yapıya hiçbir ülkenin dayanması mümkün değildir. Böyle bir yapının hakim olduğu bir ülkede bırakın demokrasinin kökleşmesi ve yerleşmesini hiçbir sistem tam olarak oturtulamaz. Çünkü, bir takım güçler eğer yasaları kendi istedikleri gibi yorumlayabiliyor, kendilerine bir takım görevler icat edebiliyor, kendilerini vatan kurtaran kahramanlar olarak ilan edip, kendilerini eleştirenleri hain ilan edebiliyorlarsa ve bu ilan edilen hainlerin(!) kendilerini koruma ve muhataplarından hesap sormak imkanı yoksa o ülkede hakim olan sistemin mutlaka bir şekilde nitelendirilmesi gerekiyorsa bu nitelendirme kesinlikle demokrasi olamaz. Elbette farklı nitelendirmeler sıkça gündeme geliyor, kimi zaman bazı kurumların egemenliğinin halkın egemenliğinin yerine geçtiğinden söz ediliyorsa, halkın seçtiklerine karşı bir takım direniş odakları oluşuyor ve bu odaklar çeşitli kesimlerden buldukları taraftarları ile ülkeyi halkın seçtiklerinden kurtarmak(!) adına gelebilen bazı hareketler gelişebiliyor ve halkın seçtikleri şu ya da bu yolla işbaşından uzaklaştırılabiliyorsa bu ülkede ciddi bir rejim sorunu var demektir.

Bu noktada bilmem halkın seçtiklerinden ülkeyi kurtarmaya kalkışmanın halktan kurtulmak anlamına gelebileceğini hatırlatmaya gerek var mı?

Kısacası ülkemizin dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan bir sisteme mahkumiyetten kurtarılması gerekiyor. Bunun içinde başlatılmış soruşturma, operasyonlar ve devam eden mahkemelerden bu belirsizliği aydınlatacak bir sonuç beklemek sanıyorum halkımızın hakkıdır.

Çünkü, başlatılan soruşturma ve operasyonların ardından ortaya çıkan bir takım hareketlenmeler ciddi bir iz üzerinde olunduğunu gösterir niteliktedir. Hatta arada bir gözlenen kurumlar içinde ve farklı kurumlar arasındaki kuvvet gösterileri, en azından böyle değilse bile halkın bu yönde düşünceye itilmesine sebep oluyor. Olayların örtülmesi anlamına gelebilecek bir gelişmeyi halkın içine sindirmesi mümkün değildir. Tekrar ediyorum hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlanamaz, kamuoyunda mahkum edilemez. Bu yöndeki bir takım gelişmeler doğru değildir. Ancak, yıllarca devam eden bir soruşturma ve yargılama ne çarpıklıkların önlenmesine katkıda bulunur ne de halkın beklentilerine cevap verir.

Hatta soruşturmaların dallanıp budaklanması halkın bu iş unutulmaya terk ediliyor şeklinde bir duyguya kapılmasına sebep oluyor. Sokaktaki insan soruşturmanın ve yargılama usulünün ne olduğunu bilmediği için böyle düşünüyor olabilir. Ancak, dünkü yazımda da belirttiğim gibi her gün yeni şüpheler ortaya atılıyor, her yeni gelişmenin bir yanı kesinlikle belirsizliğe terk ediliyor. Böyle olunca da halkın yanlış düşüncelere saplanması kaçınılmaz oluyor.

Türkiye'nin kaostan kurtulmasının ilk şartı yeni sivil bir anayasa yapılarak tüm kurumların yetki ve sorumluluklarının net bir şekilde belirlenmesidir. Bazı kurum ve makamların kendisine bir takım görevler ve sorumluluklar icat etmesinin önüne geçilmesinin yolu yeni bir anayasadan geçiyor. Bu noktada iktidar partisi diğer partilerinde desteğini aramak adına harekete geçmiyor halkın oyları ile TBMM'de yer alan muhalefet partileri ise yeni bir anayasanın yapılmasına katkıda bulunmaktan kaçınınca işler sürüncemede kalacak düşüncesi haklılık kazanmaya başlıyor. Kişi ve kurumları hedef almaktan ziyade aksaklıkları giderecek düzenlemeye ihtiyaç var. Bunun yolu da elbette başlatılmış olan soruşturma ve yargılamanın sonuçlanmasından geçiyor ama kalıcı çözüm kesinlikle yeni bir anayasa ile mümkün. Bu nasıl sağlanır bilemiyorum ama millet olarak herkesin kendi partisine bu yönde gayret göstermeleri için baskı yapması gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.