24 Mart 2017 Cuma25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 7°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 3°C Afyon
    • -8°C Ağrı
    • 1°C Amasya
    • -2°C Ankara
    • 12°C Antalya
    • -2°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Muhalefetiz diye kör bir şekilde eleştirmeli miyiz?

Abdulkadir Özkan

Bilinmeyenlere rağmen taraf olmanın yanlışlığı

İki yıldır devam eden araştırma, soruşturma ve yargılama bir tarafa özellikle Bülent Arınç'a suikast hazırlığı olarak ifade edilen son gelişmeler karşısında medyada bazı köşe yazarlarının tavrı sanki bazı kurumları çatıştırmaya yönelik bir görünüm arz ediyor. Halk tabiriyle yayınlar tarafları kapıştırmak için bir tırnak kaşıma yarışı halini aldı. Halbuki kurumların çatışmasından ne ülkenin ne de insanımızın bir yararı olabilir... Sadece zarar görülür. Bunu sanıyorum herkes biliyordur. Bildikleri halde böyle bir yola girilmesi ise karmaşadan yarar ummak anlamına gelmez mi?

Hemen belirtelim ki gelişmeler konusunda net bilgiye sahip olan kişi ve kurumlar bellidir. Onlar da çok az konuşuyor, sonucun beklenmesini istiyorlar. Bu sebeple de yapılan açıklamalar bu konuda kesin bilgi sahibi olmaya elverişli değil. Söz gelimi son gelişmeleri olayın içinde olanların dışında tam bilerek bilmek mümkün değildir. Böyle olduğu içinde olayları ne hafife almayı, hatta dalga geçmeyi ne de gereğinden fazla büyütmeyi, bir takım senaryolar yazmayı haklı kılar.

Çünkü araştırmalar yapılıyor, araştırma sürüyor. Belki şunu söylemek mümkündür; şimdiye kadar yapılmamış bir takım işler yapılıyor. Bu işlerin yapılabilmesi için kurumlar arasında bir işbirliğinin olması zorunluluğu vardır. Bu bakımdan bir tarafı tutup diğer tarafı mahkum etmek anlamına gelebilecek haber ve yorumlar bilinmelidir ki işleri sadece zora sokar. Var olan işbirliğini zedeleyebilecek yaklaşımlar sahiplerini eğer varsa darbe hazırlığı içindekilerle aynı konuma sürükler.

İki tarafta da çok bilmiş edalarında boy gösterenler, okuyucunun duygularını mıncıklamayı marifet sayanlar belki bilinmeyenleri yazdıkları duygusunu uyandırabilirler, böylece popülerlik de kazanabilirler ancak tüm bunlar kurumların işlerini rahat görmelerini engellemez mi?

İktidara muhalif olunabilir. Biz de muhaliflerdeniz. Ancak, yaşanan süreç Başbakan tarafından, "Tarihi bir süreç yaşıyoruz. Akla kara ortaya çıkıyor" şeklinde değerlendiriyorsa sırf muhalefet olsun diye bu sözleri gırgıra almak sanıyorum en hafif ifadesiyle ciddiyetsizliktir. Yaşananları tarihi bir süreç olarak değerlendirmemek mümkündür, ancak şimdiye kadar hiç yaşanmamış olayların yaşandığını görmek için fazla bir zekaya ihtiyaç yoktur. Normal zeka düzeyinde olan herkesin görebileceği gelişmeler olmaktadır ve bu konuda laf olsun diye yazı yazmak yerine en azından gelişmeleri bir süre beklemek gerekir. Çünkü, olaylara muhatap olan kişi ve kurumlar Hükümet başta olmak üzere fazla konuşmaktan kaçınıyor, son sözü yargının söyleyeceği ifade ediliyor. Sön sözü söyleyecek kurum ise günlerden beri sadece araştırma ile meşguldür. Hazırlanmış mahkemeye sevk edilmiş bir iddianame bile ortada yokken bir takım kişisel istekleri olayların gerçeği imiş gibi takdim etmekten vazgeçmek gerekiyor.

Araştırmalar yıllar boyu sürecek değildir. Bir gün neticelenecek en azından kesin delile dayananlar kamuoyuna açıklanacaktır. O zaman gelişmeleri yetersiz bulmak, hatta dağ fare doğurdu yorumunu yapmak ya da tarihi bir adım atıldığını söylemekte mümkündür. O zaman elbette yapılacak yorumlarda kişisel yaklaşım önemli bir rol oynayacaktır.

Bu arada medyanın olayı "Kozmik odanın sırrı" falan gibi takdim etmesini insan yadırgıyor. Sanki bilinmeyenlerin peşinde koşan bir gazeteciler ordusu görevden dönüyor ve elde ettiği bilgileri haber yapıyor sanırsınız. Halbuki kimsenin olayların özü hakkında kesin bir bilgisi yok. Eğer birilerine bazı bilgiler sızdırılıyor ise bunlar da fazla bir anlam ifade etmez. Çünkü fısıltılar delil olamaz. Hangi kesimden sızdırılırsa sızdırılsın bu bilgiler gerçeğin ifadesi olabileceği gibi yönlendirmeyi de hedefliyor olabilir. O zaman oyununa gelinmiş olma ihtimali çok fazladır. Kesin bilgiler elde olmadığı sürece çelişkili değerlendirmeler yapmak da mümkündür. Söz gelimi son gelişmeleri "Asker hukuk dışı yapıları kararlılıkla tasfiye ediyor", "Asker değişiyor yargı direniyor" şeklinde değerlendirmek de, bir takım gelişmelere bakarak "Askerin direndiğini" iddia etmek de mümkündür. Bu değerlendirmelerin okuyucu hangisini doğru kabul edecektir?

Bu bakımdan bu aşamada işi ilgili kurumlara bırakmak, ancak gelişmeleri de mümkün olduğunca yakından takip etmek gerekiyor. Tahminler ya da kişilerin siyasi ve ideolojik mensubiyetlerine göre niyetlerini olayların gerçeği gibi takdim etmeleri geçmiş yıllarda hep zarar verdi. Sistem yara aldı. Bundan da herkes zarar gördü. Hiç olmazsa bir takım gizliliklerin üzerindeki perdenin aralanma ihtimalinin ortaya çıktığı bir dönemde olsun gerçeği aramanın peşine düşmek gerekiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.