25 Mayıs 2017 Perşembe28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 15°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

İlaç fiyatları ve marketlerde ilaç satışı

Abdulkadir Özkan

İlaçların ucuzlatılması ve eczacıların boykotu ile gündeme gelen zincir eczaneler Başbakan'ın marketlerde ilaç satışına imkan verecek yasal düzenlemeyi hayata geçireceklerini açıklaması belki de önceden kararlaştırılmış bir düşüncenin hayata geçirilmesi olacak. Hatta diyebiliriz ki böyle bir düşüncenin hayata geçirilmesini eczacıların boykotu hızlandırmış oldu. Hemen belirteyim ki marketlerde ilaç satışı bana pek sıcak gelmedi. Belki de yılların alışkanlığı sonucu ilaç deyince aklımıza eczanelerin geliyor oluşu buna sebep oluyor. Gerçi zaman içinde pek çok alışkanlığımız unutulup gitti. Söz gelimi sebze meyve deyince manav, et deyince kasap, günlük ihtiyaçlarımızı karşılamak için de bakkal akla gelirdi. Ne var ki marketlerin hızla yayılması manavları da, kasapları da, bakkalı da silip yok etti. Öyle anlaşılıyor ki şimdi sırada eczaneler var.

Bugün "Et kasaptan, sebze ve meyve manavdan alınır" diye bir kampanya başlatsak eskiyi geri getirebilir miyiz? Hiç sanmıyorum. Çünkü semtimizde zaman zaman açılan manavlar çok geçmeden kapanmak zorunda kaldılar. Görünen o ki artık eskinin mahalle düzenini özellikle büyük şehirlerde yeniden tesis etmek mümkün değil. Bizler için de artık manav ve kasap geçmişte kalmaya mahkum oldu.

Nereden nereye geldim. Sürekli kullandığım ve daha önce 13 liraya aldığım bir ilacı dün eczaneden 8.5 liraya alınca ister istemez eczacıların boykotu aklıma geldi. Boykotu değerlendirirken halka gerektiği gibi anlatılamadığına dikkat çekmiştim ve boykot hedefi sadece ilaç fiyatlarının ucuzlaması gibi halk tarafından anlaşılmıştı. Bu yazım üzerine bazı eczacı dostlarım aradılar ve aslında bana hak verdiler. Çok sevdiğim ve yıllardır yakın ilgisini gördüğüm Sevgili Eczacı Mehmet Gebenç de aramış ama bana ulaşamayınca Zeki Ceyhan'a yazıyı okuduğunu konuyu izah bakımdan uzunca bir bilgi notu göndereceğini söylemişti. Bekledim ama bu cevap gelmedi. Hemen belirteyim ki o yazımda da hedefim eczacılar değildi. Bugün de değil. Ben şahsen alışkanlıklarını kolayca terk edebilen birisi değilim. Bu bakımdan eczaneleri yok edecek bir uygulamayı kesinlikle alkışlayamam. Ancak, boykot öncesi 13 liraya satılan bir ilaç karşılıklı ithamların ardından 8.5 liraya satılmaya başlanmışsa eczacılar boykotlarında istedikleri kadar haklı olsunlar haklılıklarını anlatmaları çok zordur.

Bu noktada sanıyorum asıl verilmesi gereken cevap yıllar boyu ilaçların niçin çok yüksek fiyatlara satıldığıdır. Hem devletin hem de insanımızın soyulmasına niçin izin verildiğinin, bu soygunun sorumlularının peşine düşülüp düşülmediğinin araştırılması gerekmez mi? Elbette bu soygunun eczaneler tarafı değildir. Onlar aldıkları ilacı üzerindeki fiyattan satmaktadırlar. Bu bakımdan marketlerde ilaç satışını, "Eczacılar işsiz kalmayacak, marketlerde iş bulacaklar" şeklindeki bir yaklaşımla savunmayı da doğru bulmuyorum.

Belli ki ilaç fiyatlarındaki yükseklikten en büyük zararı devlet gördüğü için harekete geçmiş ve bugünkü ucuzluğu sağlamıştır. Eğer ilaç fiyatları konusunda devletin kasasından para çıkmamış olsaydı sanıyorum daha çok canımız yanardı. Her ne ise gerçekten ilaç fiyatlarında ciddi bir düşüş olmuş, iyi de olmuş.

Domuz gribi ve aşı kavgası ne oldu?
Dünkü haberlerde Domuz gribi salgınının inişe geçtiği, salgın dolayısıyla hastanelere başvuranların sayısında düşüş görüldüğü belirtiliyordu. Elbette sevindirici bir gelişme. Bu arada aşılananların sayısının çok az olduğu dikkat çekiyordu. Yani aşı kampanyasında istenen hedefe ulaşılamamış, kısacası kampanya ile salgının önünün kesilmesi söz konusu olmamıştır. Belli ki salgın kendiliğinden hızını kaybetmeye başlamış.

Bunu söylerken aşıya karşı olanlar grubunda olmadığımı belirtmek isterim. Şahsen biz ailece aşı olduk. Burada dikkat çekmek istediğim husus şu; ayaküstü açıklama yapma alışkanlığımız genellikle dış kaynaklı propagandaların tesiri altında kalmamıza yol açıyor. Bu noktada bilim adamlarımız, siyasilerimiz ve bürokratlarımız kendilerine söylenenleri, daha doğrusu fısıldananları tekrarlama durumuna düşüyor gibi görünmüyor.

Başlangıçta salgının hangi boyutlara ulaşacağını söylerken dinleyenlerin paniğe kapılmaması mümkün değildi. Benzer durumu Kuş Gribi salgınında da yaşadık. Artık her sene bir merkezden üflenen belki de üretilen salgınlara yaklaşımımız daha gerçekçi olmalıdır. Çünkü, hem para ve emek kaybı oluyor hem de insanımız gerçekten bunalıyor. Hayat şartları zaten sıkıntı verici buna birde bu tür kampanyalar eklenince insanlar canından bezdiriliyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.