18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 26°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,366 -0.06
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3291 0.22

Kurumları, 'yıpratmayalım' çağrıları yıpratıyor

Abdulkadir Özkan

Sıkça yapılan "Kurumları yıpratmayalım" çağrılarının hedefi kimdir ya da hangi kurumlardır? Gerçekten birtakım yayınlar mı kurumları yıpratır yoksa bazı kurumların birtakım eylemleri yıpranmalarına vesile mi olur? Ne zaman bazı kurumlara yönelik eleştiriler gündeme gelse hemen, "Kurumları yıpratmayalım" çağrıları başlıyor. Kimsenin aklına yapılan yayınların haklı ya da haksızlığı, doğru ya da yanlışlığını araştırmak, bu yönde bir değerlendirme yapmak gelmiyor. Söz gelimi geçtiğimiz bir yıl boyunca özellikle yargı ve TSK hakkında yapılan yayınlar hep "Kurumları yıpratıcı" bulundu ve bunun yanlışlığına vurgu yapıldı.

Elbette hedef bazı kurumlar ve bu kurumların yıpratılması ise ve bunun için yalan yanlış haberler yapılıyor ve bu yalan yanlış haberlere dayanılarak yorumlar hedef haline getiriliyorsa suç işleniyor demektir. Böyle olunca yapılan iş bazı kurumların yıpratılma çabasını çok aşar. Kaldı ki yıpratma sadece TSK ve yargıya yönelik olmuyor. Aynı şeyi yasama ve yürütme için de söyleyebiliriz. Ne var ki yasama ve yürütmenin yıpratılmasına pek fazla ses çıkartılmıyor da sıra yargı ve TSK'ya gelince hemen savunmaya geçiliyorsa bunda da bir yanlış yok mudur? Esas olan hiçbir kurum ve makamın yıpratılmaması değil midir?

Genellikle medya hedef tahtası haline getiriliyor. Bir kurum ya da makamın yıpratılması söz konusu olunca hemen medyanın yayınlarına vurgu yapılıyor. Elbette medyanın da yanlışları vardır. Ancak, gerçekten bir yıpranma ve yıpratılma söz konusu ise tek suçlu medya değildir. Yıpratıldığı söylenen kurumlar ile devletin bazı kurumlarının buna yardımcı olduğunu görmek gerekiyor.

Bu yıpratılmaması çağrısının son sahibi Cumhurbaşkanı Sayın Gül.. Sayın Gül açıklamasında kurumlar arasında sorun olmadığını belirterek, "TSK'yı yıpratmayın" demiş. Hedef belli değil. Sanki ortaya söylenmiş bir söz. Gerçekten bir yıpratma söz konusu ise bunun sorumlularının açık bir şekilde ifade edilmesi gerekir. Eğer Sayın Gül'ün maksadı son zamanlarda yapılan yayınlar ise bu yayınlara kimlerin kaynaklık yaptığını araştırmak gerekmez mi? Medya kendisine ulaşan ya da ulaştırılan haberi doğru olup olmadığını araştırarak vermek durumundadır. Medyanın görevi budur. Medya kendisine ulaşan haberleri kamuoyuna ulaştırıyorsa, bazı bilgileri gizliyor demektir. Böyle bir durumda medya görev yapamaz. Kısacası yanlış bilgilerle medya kamuoyunu yanıltıyorsa bu yanlış bilgide hedef olan kurumların yıpratılması söz konusudur. Ancak, haberler doğru ise o zaman işin rengi değişir.

Hemen belirtelim ki ülkemizde asıl sorun dün de bugün de her olayda hazırlık soruşturmalarının hakimin önüne gitmeden medyaya servis yapılıyor olmasıdır. Ve yasama, yürütme ve yargı mensuplarının medyada yer alan bu haberlere dayanarak açıklama ve yorum yapmalarıdır. Yanlış buradadır. Böyle olunca zaman ve döneme göre güçlü taraf kendince kamuoyu oluşturma gayreti içine girmekte bunun için medyada da taraftar bulmaktadır.

Hemen belirtelim ki kurumların yıpratılmasından kimse karlı çıkmaz. Kurumlar ne kadar güçlü ve hukuka saygılı olursa ülke o ölçüde güçlü, insanımız huzur ve güven içinde olur. Ancak, aynı olay karşısında aynı kuruma mensup kişiler iki farklı görüş ortaya koyuyor, bununla da kalmıyor iki farklı kutup oluşturuyorsa söz konusu kurumların yıpratılması için ayrıca bir gayret göstermeye gerek kalmaz. Çünkü, o kurumlar zaten kendilerini yıpratıyorlar demektir.

Söz gelimi JİTEM diye resmen kurulmuş bir kurum olmayabilir. Ama yıllardan beri bu ülkede JİTEM tartışılıyor, varlığına da tüm toplum inanmış durumda. Şimdi "JİTEM diye bir kurum yok" demek gerçekten yoksa bile kamuoyunu tatmin etmez, etmiyor. Hele bir de bu arada eski TSK mensubu bazı kişiler ya kendisinin kurduğunu ya da içinde bulunduğunu açıklıyorsa o zaman yapılan açıklama tamamen havada kalır. Bu arada bir hakim ve savcı günlerden beri Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda arama yaparken ve bu aramaların gerek Genelkurmay Başkanı gerek, Başbakan ve diğer ilgililer yasal olduğunu belirtiyorken bir başka yargı mensubu arama yapan hakimin suç işlediğini, aramanın hukuki olmadığını ileri sürüyorsa ve ortaya çıkan bu çelişki sebebiyle yargı yara alıyorsa "Yargıyı yıpratanları" dışarıda aramanın anlamı olabilir mi?

Demek istediğim o ki kurumların yıpratılmaması sorumluluğu sadece medyaya ait değildir. Belki de medyadan çok söz konusu kurumların mensupları bundan sorumludurlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.