27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 20°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Avatar - Ebabil Kuşları

Ahmet Taşgetiren

Miladi 571, Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.)'in doğum yılıdır. Tarihlere "Fil vak'ası" diye geçen hadisenin Peygamberimiz'in doğduğu yıl gerçekleştiği rivayet edilir.Yemen Kralı Ebrehe, kendi hükümranlığına rakip bir merkez olabilir endişesiyle Kabe'yi yerle bir etmek üzere harekete geçer. Ordusunda, zamanın en güçlü savaş araçlarından olan filler vardır.

Mekke'nin yakınlarına kadar gelirler.

Mekke civarında otlamakta olan deve sürülerine el koyarlar.

Onlardan bir kısmı Peygamberimiz'in dedesi Abdülmuttalip'e aittir.

Abdülmuttalip, Ebrehe'nin çadırına gider ve develerini ister.

Ebrehe ona istihza ile bakar ve:

-Hem bu memleketin büyüğü olacaksın hem de şehri savunmayı bırakıp develerinin peşinde koşacaksın der.

Abdülmuttalip, Ebrehe'ye şu cevabı verir:

-Kabe'nin sahibi var, onu O korur. Ben ise develerimden sorumluyum.

Sonra Ebrehe ordusu şehrin üzerine yürür ve bu sırada, Kur'an'da Fil Suresi'nde anlatılan olay gerçekleşir:

"Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine.

Boşa çıkarmadı mı onların kötü tasarılarını.

Onlara sürü sürü kuş gönderdi.

Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atarak,

Ve sonunda O, yenilmiş ekin yaprağına döndürdü onları..."

Kuşlar, ayaklarında taşıdıkları balçıktan pişirilmiş taşları Ebrehe'nin dev ordusu üzerine atar, Ebrehe ordusu, yenilmiş ekin yaprağına döner.

Bütün bunları neden anlatıyorum?

Avatar'ı seyrettikten sonra, bunları hatırladığım için anlatıyorum.

Ülke Pandora.

Tabiatı tahrip edilmemiş bir dünya Pandora.

İnançlı ve mutlu bir halkı var. Naviler.

İnançlarının sembolize olduğu, kutsal ağaçları ve zikri andıran ritüelleri var.

"Gök insanları" dedikleri bizim dünyamızdan farklılıklarının farkındalar.

Ama Pandora'ya, süper bir güç, deyin ki "Beyaz Adamlar" göz dikiyor. Çünkü orada çok kıymetli bir maden bulunuyor. Maden tam da kutsal ağacın altında.

Beyaz Adamlar, Pandora'yı teslim almakta ve kutsal ağacın altındaki madene el koymakta kararlı.

Pandoralılar ise ülkelerini vermemekte kararlılar.

Sonunda Beyaz Adam'ın istila girişimi başlıyor.

Deyin ki İsrail Gazze'ye saldırıyor ya da Amerika Vietnam'a...

Filmde, Beyaz Adam'ın silah gücü, olabilecek en korkunç boyutta sergilenmiş.

Bu silah gücüne karşılık, Pandoralılar'ın oklarının hiçbir anlam taşımayacağından eminsiniz.

Bu bölümde, bilgisayar ortamında üretilmiş müthiş sahneler yer alıyor. Hele üç boyutlu seyrettiğinizde filmin içinde yaşıyorsunuz.

Savaşın seyrini tersine çeviren şey, Pandoralılar'ın sırtlarına binerek uçak gibi kullandığı kuşlar...

O kuşlarda kuşları aşan bir şey var.

Bir ayrı güç.

Film, bence bunun özenle altını çiziyor.

Filmin hikâyesi içinde olabilecek en güzel biçimde eritilerek, bu ilahi güce sık sık atıf yapılıyor.

Film hikâyesini yazanlar ya da yönetmen, "Fil vak'ası"nı biliyor muydu, "Ebabil"den haberdar mıydı bilmiyorum. Ama dev Ebrehe Ordusu ile çağın "Beyaz Adam"ının birbiriyle birebir örtüştüğü, kutsallıklara yapılan atıfların ve "Olağanüstü Kuşlar" temasının "Kabe" ve "Ebabil"i çağrıştırdığı çok net.

Avatar, kesinlikle moral mesajlar taşıyan bir film.

Ve Avatar, Kur'an'da geçen kıssaların manevi muhtevasının, çağımız insanına, olağanüstü güzellikte taşınabileceğini örnekleyen muhteşem bir sinema eseri.

Gerekli olan ne?

Kur'an'daki kıssalarla çağımız arasında ilişki kurabilecek bir zihin grafiği ve orada üretilenleri perdeye taşıyacak sanat performansı...

İnsan, James Cameron mu gelip bunları filme dönüştürsün diye sormaktan kendini alamıyor. Ve her alanda olduğu gibi, sinema alanında da yetişmiş insanın ne kadar hayati önem taşıdığını düşünüyor.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.