Yasin Doğan

Yasin Doğan

TSK'yı ve sivil siyaseti korumak...

TSK'yı ve sivil siyaseti korumak...

Sivil siyasete güç kazandırmak, öncelikle siyasilerin olmak üzere herkesin görevidir. Demokrasinin kökleşebilmesi, sivil siyasetin güçlenmesiyle mümkündür.

Bu alanın genişlemesi, her türlü harici ve gayrı demokratik müdahalenin dışında tutulmasıyla gerçekleşebilir. Ancak milli meselelerde ortak duruş sergileyebilmek ve bir kısım devlet kurumlarının yıpranmamasını sağlamak da önemlidir.

Terörle mücadelede bu birlikteliğin bozulması, bu konunun siyasi polemik alanına çekilmesi ilk hata olmuştur. Kara harekatı üzerinden hükümetin ve TSK'nın yıpratılmaya çalışılması üzerine yaşananlar ise yanlışa yeni bir halka eklemiştir.

Askerin siyasetçilerle polemiğe girmesinin doğru olmayacağını, bizzat Genelkurmay açıklaması söylüyor.

Başbakan Erdoğan'ın grup konuşmasında belirttikleri doğru çizgiyi gösteriyordu. Muhalefetin her konuyu eleştirme hakkı vardır, ancak eleştirilerin muhatabı, siyasi sorumluluğu üstlenen hükümet olmalıdır. Başbakan bu yüzden "muhatabınız benim" demiştir.

TSK'nın yıpratılmaması konusunda Başbakan'ın gösterdiği duyarlılığı, muhalefet gösterememiştir. MHP'nin "ben hükümeti hedef aldım, sen araya girme" türünden yaptığı karşı açıklama, doğrusu yerine oturmuyor.

Muhalefet, işi, askeri operasyonun kapsamı ve süresiyle ilgili eleştiri hakkının ötesine geçirip, kurumları yıpratacak bir saldırganlığa dönüştürmüştür.

Muhalefet doğrudan TSK'yı hedef tahtasına oturtmayı seçmiştir.

Baykal'ın eleştirileri isim ve adres vermeden yapıldığından bir yere kadar anlayışla karşılanabilir. Ancak Bahçeli'nin TSK'yı isim vererek eleştirmesi ve hatta suçlaması haksız ve insafsız bir boyut kazanmıştır.

PKK'ya itibar kazandırmakla suçlamak, TSK'yı can evinden vuran bir yaklaşımdır. Böyle bir suçlamaya sessiz kalmak zordur. Gelen cevabın içeriği ve şiddeti tartışılabilir. Ancak terörle mücadele eden ve şehitler veren bir kuruma, "terör örgütüne itibar kazandırıyor" suçlaması yapmak gerçekten ağırdır.

TSK gibi devletin çok önemli bir kurumuyla, siyasi partilerin karşılıklı söz düellosuna girmesi, siyasal sistemimiz açısından sağlıksız bir durumdur. Sürecin bir an önce normalleşmesi, herkesin kendi alanına odaklanması doğru olandır.

Bu olay, hükümet-asker ilişkilerine muhalefetin tahammül gösteremediğini de ortaya koymuştur.

Asker görevi gereği hükümetle ilişki içindedir.

Eleştirilerin sertliği, bu ilişkiye muhalefetin antipati duyduğunu gösteriyor.

Muhalefet, terörle mücadele konusunu siyasi polemik dışında tutamayarak hata yaptığı gibi, devlet kurumları arasında olması gereken ilişkiyi kabullenemeyerek de hata yapıyor.

Muhalefet aslında bu huya eskiden beri sahiptir. Bir şekilde hükümetin politikaları, uygulamaları ve söylemiyle yan yana düşen kesimler, bürokratlar, gazeteciler, hep bu yargısız infaza ve suçlamaya maruz kalmıştır.

Bu tür haksız suçlama ve tavır almalar hep yaşanmıştır.

Böyle önemli bir konuda aynı huyun tekrar etmesi talihsizlik olmuştur.

Yaşananlar hem demokrasimiz açısından, hem de ulusal bütünlüğümüz açısından iyi olmamıştır.

CHP ve MHP liderleri, bu eleştirilerinin, tabanlarında, milyonlarca insan üzerinde etki yapabileceğini, bunun ciddi olumsuz sonuçlar doğuracağını hesap etmeliydi.

Tarafgirlik duygusu, tartışmalarda insanların duruş belirlemesine etki yapar. Parti başkanlarının TSK'yı böyle bir eksene çekmesi ciddi bir yanlıştır.

MHP son dönemde AK Parti'yi taklit etme stratejisi içinde görünüyor. Cumhurbaşkanlığı sürecindeki tavrı, başörtüsüyle ilgili adımı, TüSİAD'ı eleştirmesi ve son olarak askerin açıklamasına cevap vermesi bunu gösteriyor.

Ancak son olaydaki çıkış, yanlış bir hamle olmuştur. çünkü haksız suçlamalarınız sonucu çıkan gerilimden haklı konuma ulaşmanız mümkün değildir…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yasin Doğan Arşivi