28 Mayıs 2017 Pazar2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:35Güneş 05:29Öğle 13:08İkindi 17:05Akşam 20:34Yatsı 22:19
    • 21°C Adana
    • 18°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

İktidar olabilmek için yeni anayasa

Abdulkadir Özkan

Ülkemizde halkın oyları ile hükumet olmak maalesef iktidar olmaya yetmemiştir. Bir takım güçler sık sık hükumetin önünü kesmiş bu ise iktidar zafiyetine yol açmıştır. Bir diğer ifade ile halkın oyları iktidar olmaya yetmediği için siyasiler bazı güç odaklarının onayını almaya, iktidarlarını paylaşmaya zorlanmıştır. Bundan siyasiler sıkça şikayetçi olmalarına karşılık engelleyici köklü bir adım atmaktan kaçınmışlardır. Neticede halka verdikleri pek çok sözü yerine getirememişlerdir. Elbette statükonun devamından yana olan siyasiler de olmuştur. Hatta, mevcudun korunmasına destek bile vermişlerdir. Bu ise siyasileri halkın gözünden düşürmüş, seçim meydanlarında verilen sözleri anlamsız kılmıştır. Diyebiliriz ki halk nazarında siyasiler vaatlerde bulunur ama seçimlerden sonra unuturlar kanaatini yaygınlaştırmış sonuç itibariyle siyaset dışı güçlerinin elini kuvvetlendirirken siyaset kurumunu zayıflatmış, yıpratmıştır.

Her ne kadar egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğu söylense de egemenliğini kullanmak üzere yetki verdiği yasama ve yürütmenin yanı başında başka güç odakları oluşmuştur. Hatta, öylesine kurumlar oluşmuştur ki millete karşı hiçbir sorumlulukları yokken sorumlu olanların sahip olması gereken gücü kullanmışlardır. Bunun içindir ki bu ülkede demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile yerleşmesini savununlar ısrarla yeni bir sivil anayasa yapılmasının zaruret olduğunu dile getirmişlerdir.

Diyebiliriz ki AK Parti yıllardan beri beklenen bu değişim için millette bir ümit oluşturmuştu. Ne var ki tek başına anayasayı değiştirecek güce sahip iken AK Parti ilk dönemini bu hususta yapması gerekeni yapacak adımı atmamış, atamamıştır. Belki bazı adımların atılmasını kendine göre şartların olgunlaşmasına bırakmıştı. En azından iyimser olanlar böyle düşünüyordu. Ne var ki ikinci dönemde de bazı adımlar atılır gibi oldu ama hemen geri çekildi. Giderek köklü bir anayasa değişikliğinin düşünülmediği AK Parti sözcüleri tarafından söylenmeye başlandı.

Gelinen noktada belli ki AK Parti yeni bir anayasa yapmaktan çok bazı değişiklikler düşünülüyor. Ancak bunun da referandumsuz Meclis'ten geçmesi mümkün görünmüyor. Bunun içindir ki bir anayasa değişikliği Meclis'ten sadece AK Parti oyları ile geçecek olursa 4 aylık referandum süresini 45 güne çekecek bir değişiklik gündeme getiriliyor. Referandum süresinin kısaltılması akla çifte sandığı da getiriyor. Bu çifte sandık bir erken seçimi düşündürebileceği gibi zamanında seçim için de bu ihtimal geçerlidir. Ancak referandum ile seçim sandığının aynı anda milletin önüne sürülmesi ciddi sıkıntılara yol açabilir. Hatta, seçim sonuçlarını bile tartışmalı hale getirebilir. Daha doğrusu CHP ve MHP seçim sonuçlarını istismar etmede malzeme haline getirebilirler.

Elbette tüm bunlar birer tahminden ibarettir. Ancak, seçimlerde bir partinin tek başına iktidar olabilmesi için yüzde 50'nin üzerinde oya ihtiyacı yoktur ama anayasa değişikliğinin kabul edilebilmesi için referandum söz konusu olduğunda yüzde 50'nin üzerinde desteğe ihtiyaç vardır. Seçim kampanyalarında muhalefet partileri referanduma hayır kampanyası yürütürlerse anayasa değişikliği için yüzde 50 oyun temini çok zorlaşır.

Ama iki sandık ayrı ayrı milletin önüne getirilecek olursa anayasa referandumunda 'evet' oyların yüzde 50'yi bulması biraz daha kolay olur.

Bu bakımdan genel seçim ile anayasa değişikliğini ayrı düşünmek ve değerlendirmek doğru olandır. İkisinin birbirinin peşine takılması iyi niyetli bir yaklaşımla yanlış olur. Bunun da ötesinde AK Parti'nin gerçekte anayasa değişikliğini istemediği ama istermiş gibi görünmeye çalıştığını akla getirebilir.

Bu noktada erken seçim tartışmalarına da kısaca değinmekte yarar var. Hemen belirtelim ki AK Parti Grubu istemediği sürece erken seçim sandığı milletin önüne gelemez. Bir diğer ifade ile AK Parti'nin hayır demesi halinde erken seçim olmaz. AK Parti'nin erken seçim istemesi de şartları kendi lehine görmesine bağlıdır. Bu ise dar ve sabit gelirlilerin biraz olsun rahat nefes almasının sağlanması, işsizler ordusunun azaltılması ile mümkündür. Kısacası krizin giderilmesi ile yakından ilgilidir. Bazı düzeltmeler yoluyla AK Parti'nin erken seçime hazırlandığını söylemek mümkündür. Söz gelimi devlet kadrolarına alınacak yüksek orandaki memurlar, temmuz ayında tüm emekliler ile çalışanlara verilebilecek yüksek oranlı zam erken seçimi elbette akla getirir. O takdirde sonbaharda seçim sürpriz olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.