Türkiye ile İsrail arasında bir kriz yaşanıyor, büyükelçinin zâtında, millete hakaret ediliyor, diplomatik nezaketsizliğin daniskasına imza atılıyor, hanımefendi İsrail’in avukatı kesiliyor.
CNN Türk spikeri Şirin Payzın’dan bahsediyorum…
Sözüm ona kendisi deneyimli diplomasi muhabiri…
“360º” derece adlı birde program yapıyor…
Ancak olaylara bakışında 30 derece bile zor dönebiliyor…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz yıl Davos'ta sergilediği tavrın nezaketsizlik olduğunu ve Tel Aviv Büyükelçisine yapılan hareketle de buna cevap verildiğini söyleyen Payzın’a göre, Peres ılımlı ve Türkiye’yi seven bir politikacıymış…
Payzın’ın bu sözlerine açıklık getirişi de bir önceki açıklamalarından daha beter. ( “Sen nezaketsizlik yaparsan, küfredersen senden daha fazla nezaketsiz, daha fazla küfreden, daha fazla bağıran her zaman biri çıkar. Güvercini ezersen şahinle karşı karşıya kalıyorsun.” )
Payzın’ın diplomasi anlayışı da aynı İsrail’e benziyor!
Bravo, böylesi habercilikte herkese nasip olmaz…
Filistin’de katledilen kadın çocuk binlerce kişiyi görememek…
Fosfor bombası kullanarak savaş suçu işleyen bir ülkenin Cumhurbaşkanı’nı ılımlı siyasetçi kabul etmek…
Bugün birçok Yahudi’nin bile Davos çıkışını haklı bulmasını algılayamamak…
Ve kendi ülkene hakaret eden başka bir ülkeyi haklı görmekte her televizyoncuya nasip olmaz…
Tüm bunların neticesinde Şirin Payzın bir yüreklilik yapıp, benim mesleğimi devam ettireceğim tek yer İsrail olmalı derse de, bize de onu tebrik etmek düşer…
Tebrikler Şirin Payzın Tebrikler…
Savaş suçu işleyen İsrail’i savunmanız tam 360 dereceydi!
Tebrikler!
------------------------------------
ALİ MURAT GÜVEN’E AÇIK ÇAĞRIMDIR…
Çok değerli meslektaşım ve aile dostumuz Ali Murat Güven, 2010 yılının ilk yarısında mesleği bırakacağını açıkladı. Bu haberi duyar duymaz kendisini aradım. Kendisiyle ve güzel yürekli eşiyle her zamanki gibi dertleştik… Bu konuşmanın üzerine yaşanan sıkıntıları günlerdir düşünüyorum. Ve neticede kendisine bu köşeden de bir çağrı yapmak istedim…
Öncelikle belirtmekte yarar var ki, eşini ve kızlarını çok seven, onlar için sürekli mücadele eden bir baba ve mesleğini çok iyi yapan Ali Murat Güven gibi insanlara bu camiada çok ihtiyaç var…
Onun yakaladığı sinemaya bakış açısının beni tek kelimeyle çok etkilediğini söyleyebilirim…
Abartmıyorum böylesini hiç görmedim…
Toplumu ilgilendiren değer yargılarıyla sinema yazarlığını birleştirme sanatını ilk keşfeden bu yazar, işin içine engin kültürünü de ekleyince, diğerlerinle aradaki fark bariz şekilde ortaya çıkıyor…
Sürekli gençlerin önünü açması, sıcakkanlılığı, yardımseverliği, dostluğu ise bu camiada çok az bulunan özelliklerden…
Onu her an karşılık beklemeden sana destek olarak görebilirsin…
Ama gel gelelim, yalaka, fesat, ikiyüzlü, meslekten bir haber adamlar daha kıymetli oluyor ve hak etmediği koltukları işgal ediyor.
Vefa, yardım, adalet gibi sözcüklerde bu tipler yüzünden hep rafta bekliyor.
Hele birde işsiz kaldın mı vay haline…
Sürünsen dönüp yüzüne bakmazlar…
Ama tekrar gelirsen bir yerlere hemen en iyi dostun olurlar…
İşte Ali Murat gibi bizlerinde canını sıkan, bu mesleği bir gün bırakacağım dedirten konuların sadece bir kaçı bunlar…
Yoksa birileri gibi herkesin bir eli yağda bir eli balda değil anlayacağınız…
Ama ben Ali Murat Güven gibi sayıları az olanlarında birer birer gidişini seyretmek istemiyorum…
Ve bir kez daha kendisine diyorum ki;
Bu camianın senin gibi adamlara çok ama çok ihtiyacı var…
Gitme…
Gitme ki…
Doğru şeyler yazarak, topluma örnek teşkil eden kişinin sayfasını başkaları doldurmasın…
Gitme…
Gitme ki…
Çok sevdiğin gençlere akıl verecek bir ağabeyleri olsun…
Gitme…
Gitme ki…
Kendisi haksızlığa uğradığında ahh dostum diye seni arayacaklar olsun…
Sen gitme ki…
Asıl gitmesi gerekenler açığa çıksın…
Ve bil ki…
Bu devran hep böyle gitmez, yapılan her kötülükte karşılıksız kalmaz…
LÜTFEN!
---------------------------------------
İSRAİL’DE KENDİNİ EVİNDE GİBİ HİSSEDEN TÜRK GENERALLER
İsrail istihbaratına yakınlığı ile bilinen Debka File sitesinde İsrail ile yaşanan son diplomatik krizin ardından konuyla ilgili yayınlanan bir makale çok ilgimi çekti ve içeriğini sizlerle de paylaşmak istedim.
Makalede, Türkiye'nin artık Batı karşıtı radikaller Ahmedinejad, Esad ve Chavez'e doğru koştuğunu ve İsrailli liderlerinde kafalarını kuma gömerek bu gerçeği görmek istemedikleri söyleniyor. Ancak bu durumu kabullenselerdi, bu hafta yaşanan gereksiz diplomatik hamle de gerçekleşmezdi deniliyor.
Obama yönetiminin de eleştirildiği makalede, ABD’nin de Erdoğan rejiminin Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün ve İsrail'i içeren Batı yanlısı bloktan ayrıldığını ve İran, Lübnan Hizbullah'ı ve Hamas'ı içeren "Kuzey İslam Birliği"ne geçtiğini kabul etmediğinden söz ediliyor.
Makalede, 11 Ocak'ta Lübnan Devlet Başkanı Saad Hariri’nin Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaret de ele alınıyor. Ziyarete Hizbullahlı Tarım Bakanı Hüseyin El-Hac’ın eşlik etmesinin her ne kadar tarım alanında bir anlaşmanın imzalanması için gerçekleştiği görünse de bu vesile ile Erdoğan hükümetinin Hizbullah'ın terörist bir grup değil, Lübnan'da baş siyasi aktörlerden biri olduğunu göstermiş olduğu iddia ediliyor. Ankara’nın yeni yönelişini Filistin'e Yol Açık konvoyuna verdiği destek ile
göstermiş olduğu söylenen makalede, şu cümlelerse hayli ilginç görünüyor:
“Savunma Bakanı Ehud Barak ve Ticaret Bakanı Binyamin Ben Eliezer, Türkiye ile sıcak ilişkilerin yeniden tesis edileceğine inanıyor. Hâlbuki artık Türk ordusu İsrail'de kendini evinde gibi hisseden generaller tarafından yönetilmiyor. Generaller Erdoğan'ın İslami dalgasının önünde duramadılar ve Anayasının verdiği ülkenin laik karakterini koruma görevini sürdürmek konusunda da ısrarlı olmadılar."
Tek Kelime: Bu enteresan sözler bu makalenin ne kadar “ilginç” olduğunu gözler önüne seriyor.
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155