25 Mart 2017 Cumartesi27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:26Güneş 06:52Öğle 13:17İkindi 16:43Akşam 19:29Yatsı 20:49
    • 16°C Adana
    • 10°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • -2°C Ağrı
    • 8°C Amasya
    • 7°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Bana "düşman" diyen zihniyet

Ahmet Taşgetiren

MHP lideri Bahçeli diyor ki:

"Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklamalarını tatminkâr bulmak mümkün değildir. Eğer, bir üst karargâh maiyetindeki gelişmelerden haberdar değilse, bu, çok ciddi bir sevk ve idare kusurudur. Yok, eğer, bu vahim iddialar gerçekse, bu da kontrol dışı tehlikeli sapmalara işaret etmektedir."

Evet, bunlar, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili eleştirilerinde çok ihtiyatlı davranan bir siyasi liderin ortaya koyduğu kaygılardır.

Ama bu kaygılar gene de Genelkurmay'a yönelik ithamları değil, sevk ve idare kusuru ya da kontrol dışı yapılanmaları hedef almaktadır.

Ama işin içinde bence, Genelkurmay açısından daha sıkıntılı durumlar vardır.

Böyle zamanlarda her şey yeniden hatırlanıyor.

İşte şimdi, TSK'dan YAŞ kararıyla ihraç edilenler "Bizim 'Allah' demekten başka suçumuz yoktu, namaz kılıyorduk ve eşimiz başörtülüydü. Bizi niye attınız" diye soruyorlar.

Genelkurmay Başkanı, mademki, camilerin bombalanması iddiası ile ilgili olarak "Allah Allah diyerek taarruz eden bir ordu nasıl Allah'ın evini bombalar, bunu söyleyenleri lanetliyorum" dedi, yani, mademki, toplumun dini duygularının rencide edilmesi ihtimalini reddetti, yani, mademki, ordu-din-toplum ilişkilerini son derece hassas buldu... O zaman, eşi başörtülü subaylar neden ordudan atıldı? Bu soru sorulamaz mı?

"Bizim başka ne suçumuz vardı" diye ortaya çıkan kişilerin sorusu anlamsız mı olur?

"Ordudan atılıncaya kadar askerlik hayatları madalyalarla geçen insanlar, birdenbire nasıl kötü kişi oldular" sorusu sorulamaz mı?

Bunlar sorulur.

Ben, kendi meslek hayatıma yansıyan boyutuyla biliyorum.

Ben ve benim yazdığım (dün Yeni Şafak, bugün Bugün) gazeteler TSK'nın akreditasyon uygulamasında hep yasaklılar arasında yer aldı. Basın brifinglerine bile davet edilmedik. Benim gibi onlarca insan bu muameleye tabi tutuldu.

Neden?

Dindar olduğum için mi?

TSK ile ilgili düşüncelerim tehlikeli bulunduğu için mi?

TSK ile ilgili hangi düşüncelerim hangi gerekçe ile tehlikeli bulundu?

Fikri çizgim Türkiye'ye zararlı olduğu için mi?

Bütün bu soruların sorulması bile abes. Çünkü bir yazarın çizgisinin faydalı veya zararlı oluşuna herhangi bir bürokratik kurum değil, okuyucu karar verir, bir de herhangi bir suç unsuru taşıyorsa yargı karar verir. Benim hakkımda ise, bugüne kadar ne TSK ile ilgili yazılarımdan dolayı ne de başka yazılarımdan dolayı verilmiş (iki tazminat kararı dışında) bir cezai mahkûmiyet kararı yok.

O zaman nasıl hangi keyfi kararla, benim mesleki bir çalışmama mani olunabiliyor.

Bu akreditasyon uygulamasına baktığımda, Balyoz harekâtı çerçevesinde der-dest edilecek yazarlar arasında yer almayı ihtimal dışı görmüyorum.

Memleket dış düşmanla uğraşırken, içeride "düşmanlık" edecek birilerini der-dest edip, şu veya bu spor salonunda istiflemek...

Bu planlanabilir.

Ben veya benim gibiler ise düşman!

Ben ve düşman!

Bunu benim ülkemin ordusunda yer alan birileri yapıyor.

Ne diyebilirim!

Yazıklar olsun!

Bu çizgi, ordu bünyesinde eşi başörtülü subayları barındırmayan çizgi... Onları yaparken, toplumun dini duygularını ezip geçtiğini akla getirmeyen çizgi.

Oradan yola çıkınca, benim gibi, bu konularda duyarlı birisini de enterne edilecek insanlar arasında göreceksiniz.

Mantık böyle işliyor.

O zaman, memleket düşmanla harp ederken arkada bir "irticai ayaklanma" tasavvur edeceksiniz.

Kim teşebbüs edecek bu irticai ayaklanmaya?

100-110 bin kişi?

Allah Allaaah!

Hiç şüphe etmiyorum böyle ortamlarda, "irticai gruplar" diye tanımlananların isim isim anıldığından... Çünkü böyle onlarca devlet raporuna tanık oldum hepsi saçma sapan bilgilerle yüklü...

Böyle bir toplum değerlendirmesi yapan ve savaşı bu kuvvet değerlendirmesine dayandıran kurmayın aklına şaşarım ben.

Bizim savunma planlarımız böyle yapılıyorsa vay halimize derim ben.

Çünkü irticai grup diye tanımlananların çok büyük kısmı, vatan sevgisi ile imanı bir arada mütalaa eden insan ve gruplardır. Ben onların profesyonel duygularla değil, gerçekten derin bir aşkla memleketlerini sevdiklerini biliyorum.

Genelkurmay Başkanı "cami bombalanması" iddiasına isyan etti, iyi etti. Ama öte yanda çarpık bir irtica tanımının içinden ne çarpıklıklar çıktığını görmezse, bunun bir anlamı olmaz.

"Lanet" kelimesi son zamanlarda sıkça kullanılıyor. Ben pek kullanmam o kelimeyi. Ama ne diyeyim, beni "düşman" diye niteleyen zihniyet nasıl tanımlanır?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.