Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Dinleme terörü... Peki, siz kimsiniz arkadaş!

Dinleme terörü... Peki, siz kimsiniz arkadaş!

çok bilinen ve defalarca aktardığımız “hikâye”yi tekrarlamakta yarar var... Adam, “mürekkep yalamış” biridir... “Okumuş”tur... “Aydın” olarak bilinmektedir... Zaten bu yüzden de “köyün muhtarı” seçilmiştir... “Köy kahvesi”nde, etrafında toplanan adamlarla sohbet etmektedir... Adam, “gidişatın kötülüğünden” yakınmaktadır... Ona göre; “ahlâksızlık” almış başını gitmektedir... En çok da, “mini etek” giyenlere gıcıktır... “Böyle giderse, başımıza taş yağacak”tır!.. Kızlar veya kadınlar, “uluorta bacaklarını ve bedenlerini teşhir etmekte” ve “erkekleri tahrik etmekte”dirler!.. Uzatmayalım; “mini etek kötü”dür!.. Kadın dediğin biraz derli-toplu giyinmelidir!.. Köylüler, “doğru söylüyorsun” derler; “Mini etek bir ilericilik belirtisi değil, tam aksine ilkellik göstergesidir!.. Eğer çıplaklık bir medeniyet ve çağdaşlık ölçüsü olsaydı; Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan ve çıplak dolaşan kadınları da çağdaş ve medeni kadınlar olarak görmemiz gerekirdi... Oysa biz, onlara, ilkel ve çağdışı diyoruz!”
Onlar, “mini etek” ve “çıplaklık” eksenli konuşmalarına devam ederlerken, olacak ya; az ileriden “muhtarın kızı” görünür!.. Kendilerine doğru gelmektedir!.. Şu işe bakın ki; kız “mini etekli”dir ve “kırıta kırıta” yürümektedir!.. Bağrı da, “göğüsler fora” denilecek derecede açıktır!.. üstelik, ağzında da “sakız” vardır ve “cakkada cakkada” çiğnemektedir!..
Köylüler, “muhtar”a dönerler;
“Bu ne hâl?”
Muhtar, hiç istifini bozmaz... Bir kızına bakar, bir de köylülere... Sonra, büyük bir “pişkinlik”le şöyle der:
“Haspama da yakışıyor hani!”
Evet, mini etek “çirkin”dir, “iğrenç”tir, “kötü”dür ama, eğer “muhtarın kızı” giyiyorsa, “yakışır!”
GENELKURMAY’DAKİ KöSTEBEK KİM?
Tabiî, amacımız “hikâye” anlatmak değil... Hikâyeden hareketle, sözü “kartel medyası”na getirmek istiyoruz...
Ama, öncelikle “hadise” nedir, ona bakalım.
Geçtiğimiz günlerde; Ankara'da ve medyada bir “YouTube depremi” yaşandı... Olayı biliyorsunuz... Tam da “sınırötesi operasyon”un yapıldığı günlerde; Tuğgeneral Münir Erten'in, bir “brifing” esnasında sarfettiği sözler, “YouTube” adlı internet sitesinde “kendi sesinden” yayınlandı!..
Vakit, 23 Şubat'ta da sormuştu:
“Kuzey Irak’a kara harekâtı” yapılacağını da içine alan Genelkurmay'daki bir konuşma, YouTube adlı internet sitesinde nasıl yayınlanır?
Hem de 48 saat önceden?..
Hem de komutanın ağzından ve onun banda kaydedilen kendi sesiyle?
Bu harekâtın başlayacağı, “48 saat önce”den YouTube adlı internet sitesine “nasıl” ulaştı?.. Dünyaya “kim” veya “kimler” duyurdu!.. Genelkurmay'ın içinde bir “casus” veya “köstebek” mi var?..
Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı gibi; “istihbarat-karşı istihbarat” fonksiyonu bulunan bir komutanlığa “sızanlar” ve Tuğgeneral Münir Erten'in konuşmasını banda alanlar “kimler”dir?..
Bunlar “köstebek” midir, “casus” mudur, arkalarında “örgüt” var mıdır, varsa hangisidir?..
Düşünebiliyor musunuz;
GES, yani Elektronik Sistemler Komutanlığı; bir anlamda “istihbaratın kalbi” durumunda... Burası, “en hassas dinleme operasyonları”ndan da sorumlu bir komutanlık!..
Uydu takibi ve iletişim izleme sistemleri de GES karargâhından yapılıyor.
Ayrıca donanım ve teknik personel açısından TSK'nın en ileri teknolojiye sahip komutanlıklarından biri.
İşte böyle bir komutanlığa giriliyor, Tuğgeneral Münir Erten'in “konuşma”sı kaydediliyor.
ŞİMDİ DE SAVCI’NIN KONUŞMASI
Banda kaydedilen ve YouTube adlı internet sitesinde yayınlanan, sadece Tuğgeneral Münir Erten'in konuşması değildir...
Eski YöK Başkanı Erdoğan Teziç ve Tuğgeneral Münir Erten'den sonra şimdi de Başbakan'a küfreden savcı!..
Malûm; Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Salim Demirci'nin sözleri YouTube'a düştü. Muhtemelen iki yıl öncesine ait bir kayıt. Savcının Başbakan ve müsteşarına küfrettiği ses kayıtları sitede yer aldı. Görüşmenin adliye koridorlarında bir başka savcının odasında kaydedildiği anlaşılıyor.
YouTube'da art arda yayınlanan kayıtların ardından, Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler (GES) Komutanı Tuğgeneral Münir Erten'in görevinden affını istediği ileri sürüldü.
Bu iddia önce yalanlandı, sonra ortada kaldı...
Savcı Salim Demirci, dönemin Diyarbakır Valisi, şimdinin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala'ya yönelik, isim vermeden çok ağır sözler sarfediyor ve ilde güvenliği sağlayamadığından bahsediyor.
Salim Demirci'ye atfen yayınlanan konuşma kaydında, askerin uyarılarını yaptığı, şimdi kenardan seyrettiği belirtilirken, “Şimdi asker o kadar hoşuma gidiyor ki... Asker Diyarbakır’a girse hiç affetmeyecek... Sincan’da tank yürüten adam... Hava Kuvvetleri, istese bugün de yapar Diyarbakır’da...” gibi sözler geçiyor.
Ayrıca, güvenlikten şikâyet ederek, “3 ayda Diyarbakır’ı mum gibi yapmazsam” sözleriyle bölgede görev yapmak istediği belirtiliyor.
Konuşmada, Başbakan Erdoğan'a yönelik de ağır küfür ve hakaretler yer alıyor. Erdoğan'ın, “Türkiyelilik” ve “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” açılımları için “... Türkiyelilik ha... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ha...” ifadeleri geçiyor.
Konuşmanın devamında, Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığına, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri'nin engel olduğu iddiası yansıyor.
KARTEL... TERöRE YARDIM VE YATAKLIK!
Bu konuşmalar; bir “zihniyetin deşifresi” açısından elbette çok önemli... Ancak, bundan da önemlisi, bu konuşmaların “kim” veya “kimler” tarafından kaydedilip de, YouTube internet sitesine verildiği!..
İşte, “kartel gazeteleri” tam bu noktada devreye giriyor ve soruyorlardı:
“Kimsiniz siz arkadaş?”
Aydın Doğan'a ait Hürriyet ve Milliyet gazeteleri, bu “dinleme”lere karşı çıkıyor ve haberi “dinleme terörü” başlığıyla veriyorlardı.
Hürriyet Gazetesi'nin internet sitesinde, insanların özel hayatlarının devletin içerisinde yuvalanmış “tetikçi zihniyet” tarafından her gün delik deşik edildiği belirtilerek, “Kimsiniz siz!!! Kardeşim...?” ifadeleri kullanılıyordu...
Her iki gazetenin de tavrı doğruydu!..
Evet, “mini etek”e karşı çıkan “köyün muhtarı”nın tavrı kadar doğruydu!..
Ne var ki;
Aynı gazeteler, “bu ne perhiz, bu ne turşu” dedirtecek bir eylemi, sürekli yapıyorlar ve “dinlemeleri meşru” gösterecek haberler veriyorlardı!..
Evet, son günlerde meydana gelen hadiseler birer “dinleme terörü”ydü ama, bu teröre “yardım ve yataklık” yapanlar aynı gazeteler değil miydi?
Yoksa, yoksa;
“Haspama da yakışıyor” muydu?..
“DİNLEME TERöRü” öRNEKLERİ!
Tarih, 20 Haziran 1999... Fazilet Partisi hakkında “kapatılma dâvâsı” açılmış... Dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, Anayasa Mahkemesi'ne bir “kaset” sunuyor... Her nasıl oluyorsa oluyor, Milliyet, bu kaseti “ele geçiriyor!”
Ve “kasetteki konuşma”yı yayınlıyor:
“Hatipoğlu yalvardı!
Aynı tarihli Hürriyet ise; “Delil kasetten ayrıntılar” başlığı altında şunları yazıyor:
“Kapatılan RP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, siyasi yasağını kaldırma sözü aldığı küskünler hareketinin başarısız olduğunu öğrenince, FP’li TBMM Başkanvekili Yasin Hatipoğlu’nu telefonla arayarak,
‘Tüh! Keşke biraz daha dayanıp, zorlasaydınız’ dedi.
Hatipoğlu ise şu cevabı verdi:
‘Elimizden geleni yaptık, ama olmadı Hocam. Burada ortalık ana baba gününe döndü. Zaten süre de yetişmiyordu.’ “
Konuşma, bu minval üzre devam ediyor.
Tarih, 5 Haziran 2005... Milliyet, “Reisin hayranları” başlıklı manşet haberinde, “dinleme kayıtları”na geçen birçok ünlü isim ile, onlar arasında geçen konuşmaları aktarıyor!..
Hem de, “özel hayatın gizliliği”ne filân aldırmadan!..
Bunlar gibi, birçok haber!..
KARTELE SORMALI: SİZ KİMSİNİZ?
Ne garip değil mi; “dün” kasetlerden ayrıntılar yayınlayan Hürriyet ve Milliyet, bugün, benzeri dinlemelere “dinleme terörü” diyerek karşı çıkıyor!..
Doğrudur, yapılan iş bir “terör”dür!.. Ama, bu teröre dün “yardım ve yataklık” edenlerin, bugün şikâyete hakları var mıdır?..
Yani, kartel yayınlayınca “terör” olmuyor da YouTube yayınlayınca mı terör oluyor?..
Ortada, bir “dinleme” var!.. çirkin olan, iğrenç olan bu!.. “Dinleyen” şu olmuş, bu olmuş ne farkeder ki?..
Ama, en başta dedik ya;
“Mini etek” giyen eğer “muhtarın kızı” ise, “haspama da yakışır!”
“Dinleme” olayı da böyle!..
Bant kayıtlarını YouTube yayınlarsa; bu bir “dinleme terörü” olur ve “Kimsiniz siz?” diye sorulur!.. Ancak, bant kayıtlarını “Aydın Bey’in gazeteleri” yayınlarsa, “haspalarıma da yakışır!”
Yakışır mı acaba?..
Şimdi, “Patron’un gazetecileri”ne sormanın tam sırası değil midir;
“Siz kimsiniz arkadaş?!?”
Ve dün, nerelerdeydiniz?
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...

çok bilinen ve defalarca aktardığımız “hikâye”yi tekrarlamakta yarar var... Adam, “mürekkep yalamış” biridir... “Okumuş”tur... “Aydın” olarak bilinmektedir... Zaten bu yüzden de “köyün muhtarı” seçilmiştir... “Köy kahvesi”nde, etrafında toplanan adamlarla sohbet etmektedir... Adam, “gidişatın kötülüğünden” yakınmaktadır... Ona göre; “ahlâksızlık” almış başını gitmektedir... En çok da, “mini etek” giyenlere gıcıktır... “Böyle giderse, başımıza taş yağacak”tır!.. Kızlar veya kadınlar, “uluorta bacaklarını ve bedenlerini teşhir etmekte” ve “erkekleri tahrik etmekte”dirler!.. Uzatmayalım; “mini etek kötü”dür!.. Kadın dediğin biraz derli-toplu giyinmelidir!.. Köylüler, “doğru söylüyorsun” derler; “Mini etek bir ilericilik belirtisi değil, tam aksine ilkellik göstergesidir!.. Eğer çıplaklık bir medeniyet ve çağdaşlık ölçüsü olsaydı; Afrika’nın balta girmemiş ormanlarında yaşayan ve çıplak dolaşan kadınları da çağdaş ve medeni kadınlar olarak görmemiz gerekirdi... Oysa biz, onlara, ilkel ve çağdışı diyoruz!”
Onlar, “mini etek” ve “çıplaklık” eksenli konuşmalarına devam ederlerken, olacak ya; az ileriden “muhtarın kızı” görünür!.. Kendilerine doğru gelmektedir!.. Şu işe bakın ki; kız “mini etekli”dir ve “kırıta kırıta” yürümektedir!.. Bağrı da, “göğüsler fora” denilecek derecede açıktır!.. üstelik, ağzında da “sakız” vardır ve “cakkada cakkada” çiğnemektedir!..
Köylüler, “muhtar”a dönerler;
“Bu ne hâl?”
Muhtar, hiç istifini bozmaz... Bir kızına bakar, bir de köylülere... Sonra, büyük bir “pişkinlik”le şöyle der:
“Haspama da yakışıyor hani!”
Evet, mini etek “çirkin”dir, “iğrenç”tir, “kötü”dür ama, eğer “muhtarın kızı” giyiyorsa, “yakışır!”
GENELKURMAY’DAKİ KöSTEBEK KİM?
Tabiî, amacımız “hikâye” anlatmak değil... Hikâyeden hareketle, sözü “kartel medyası”na getirmek istiyoruz...
Ama, öncelikle “hadise” nedir, ona bakalım.
Geçtiğimiz günlerde; Ankara'da ve medyada bir “YouTube depremi” yaşandı... Olayı biliyorsunuz... Tam da “sınırötesi operasyon”un yapıldığı günlerde; Tuğgeneral Münir Erten'in, bir “brifing” esnasında sarfettiği sözler, “YouTube” adlı internet sitesinde “kendi sesinden” yayınlandı!..
Vakit, 23 Şubat'ta da sormuştu:
“Kuzey Irak’a kara harekâtı” yapılacağını da içine alan Genelkurmay'daki bir konuşma, YouTube adlı internet sitesinde nasıl yayınlanır?
Hem de 48 saat önceden?..
Hem de komutanın ağzından ve onun banda kaydedilen kendi sesiyle?
Bu harekâtın başlayacağı, “48 saat önce”den YouTube adlı internet sitesine “nasıl” ulaştı?.. Dünyaya “kim” veya “kimler” duyurdu!.. Genelkurmay'ın içinde bir “casus” veya “köstebek” mi var?..
Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı gibi; “istihbarat-karşı istihbarat” fonksiyonu bulunan bir komutanlığa “sızanlar” ve Tuğgeneral Münir Erten'in konuşmasını banda alanlar “kimler”dir?..
Bunlar “köstebek” midir, “casus” mudur, arkalarında “örgüt” var mıdır, varsa hangisidir?..
Düşünebiliyor musunuz;
GES, yani Elektronik Sistemler Komutanlığı; bir anlamda “istihbaratın kalbi” durumunda... Burası, “en hassas dinleme operasyonları”ndan da sorumlu bir komutanlık!..
Uydu takibi ve iletişim izleme sistemleri de GES karargâhından yapılıyor.
Ayrıca donanım ve teknik personel açısından TSK'nın en ileri teknolojiye sahip komutanlıklarından biri.
İşte böyle bir komutanlığa giriliyor, Tuğgeneral Münir Erten'in “konuşma”sı kaydediliyor.
ŞİMDİ DE SAVCI’NIN KONUŞMASI
Banda kaydedilen ve YouTube adlı internet sitesinde yayınlanan, sadece Tuğgeneral Münir Erten'in konuşması değildir...
Eski YöK Başkanı Erdoğan Teziç ve Tuğgeneral Münir Erten'den sonra şimdi de Başbakan'a küfreden savcı!..
Malûm; Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Salim Demirci'nin sözleri YouTube'a düştü. Muhtemelen iki yıl öncesine ait bir kayıt. Savcının Başbakan ve müsteşarına küfrettiği ses kayıtları sitede yer aldı. Görüşmenin adliye koridorlarında bir başka savcının odasında kaydedildiği anlaşılıyor.
YouTube'da art arda yayınlanan kayıtların ardından, Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler (GES) Komutanı Tuğgeneral Münir Erten'in görevinden affını istediği ileri sürüldü.
Bu iddia önce yalanlandı, sonra ortada kaldı...
Savcı Salim Demirci, dönemin Diyarbakır Valisi, şimdinin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala'ya yönelik, isim vermeden çok ağır sözler sarfediyor ve ilde güvenliği sağlayamadığından bahsediyor.
Salim Demirci'ye atfen yayınlanan konuşma kaydında, askerin uyarılarını yaptığı, şimdi kenardan seyrettiği belirtilirken, “Şimdi asker o kadar hoşuma gidiyor ki... Asker Diyarbakır’a girse hiç affetmeyecek... Sincan’da tank yürüten adam... Hava Kuvvetleri, istese bugün de yapar Diyarbakır’da...” gibi sözler geçiyor.
Ayrıca, güvenlikten şikâyet ederek, “3 ayda Diyarbakır’ı mum gibi yapmazsam” sözleriyle bölgede görev yapmak istediği belirtiliyor.
Konuşmada, Başbakan Erdoğan'a yönelik de ağır küfür ve hakaretler yer alıyor. Erdoğan'ın, “Türkiyelilik” ve “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” açılımları için “... Türkiyelilik ha... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ha...” ifadeleri geçiyor.
Konuşmanın devamında, Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adaylığına, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Fevzi Türkeri'nin engel olduğu iddiası yansıyor.
KARTEL... TERöRE YARDIM VE YATAKLIK!
Bu konuşmalar; bir “zihniyetin deşifresi” açısından elbette çok önemli... Ancak, bundan da önemlisi, bu konuşmaların “kim” veya “kimler” tarafından kaydedilip de, YouTube internet sitesine verildiği!..
İşte, “kartel gazeteleri” tam bu noktada devreye giriyor ve soruyorlardı:
“Kimsiniz siz arkadaş?”
Aydın Doğan'a ait Hürriyet ve Milliyet gazeteleri, bu “dinleme”lere karşı çıkıyor ve haberi “dinleme terörü” başlığıyla veriyorlardı.
Hürriyet Gazetesi'nin internet sitesinde, insanların özel hayatlarının devletin içerisinde yuvalanmış “tetikçi zihniyet” tarafından her gün delik deşik edildiği belirtilerek, “Kimsiniz siz!!! Kardeşim...?” ifadeleri kullanılıyordu...
Her iki gazetenin de tavrı doğruydu!..
Evet, “mini etek”e karşı çıkan “köyün muhtarı”nın tavrı kadar doğruydu!..
Ne var ki;
Aynı gazeteler, “bu ne perhiz, bu ne turşu” dedirtecek bir eylemi, sürekli yapıyorlar ve “dinlemeleri meşru” gösterecek haberler veriyorlardı!..
Evet, son günlerde meydana gelen hadiseler birer “dinleme terörü”ydü ama, bu teröre “yardım ve yataklık” yapanlar aynı gazeteler değil miydi?
Yoksa, yoksa;
“Haspama da yakışıyor” muydu?..
“DİNLEME TERöRü” öRNEKLERİ!
Tarih, 20 Haziran 1999... Fazilet Partisi hakkında “kapatılma dâvâsı” açılmış... Dönemin Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, Anayasa Mahkemesi'ne bir “kaset” sunuyor... Her nasıl oluyorsa oluyor, Milliyet, bu kaseti “ele geçiriyor!”
Ve “kasetteki konuşma”yı yayınlıyor:
“Hatipoğlu yalvardı!
Aynı tarihli Hürriyet ise; “Delil kasetten ayrıntılar” başlığı altında şunları yazıyor:
“Kapatılan RP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, siyasi yasağını kaldırma sözü aldığı küskünler hareketinin başarısız olduğunu öğrenince, FP’li TBMM Başkanvekili Yasin Hatipoğlu’nu telefonla arayarak,
‘Tüh! Keşke biraz daha dayanıp, zorlasaydınız’ dedi.
Hatipoğlu ise şu cevabı verdi:
‘Elimizden geleni yaptık, ama olmadı Hocam. Burada ortalık ana baba gününe döndü. Zaten süre de yetişmiyordu.’ “
Konuşma, bu minval üzre devam ediyor.
Tarih, 5 Haziran 2005... Milliyet, “Reisin hayranları” başlıklı manşet haberinde, “dinleme kayıtları”na geçen birçok ünlü isim ile, onlar arasında geçen konuşmaları aktarıyor!..
Hem de, “özel hayatın gizliliği”ne filân aldırmadan!..
Bunlar gibi, birçok haber!..
KARTELE SORMALI: SİZ KİMSİNİZ?
Ne garip değil mi; “dün” kasetlerden ayrıntılar yayınlayan Hürriyet ve Milliyet, bugün, benzeri dinlemelere “dinleme terörü” diyerek karşı çıkıyor!..
Doğrudur, yapılan iş bir “terör”dür!.. Ama, bu teröre dün “yardım ve yataklık” edenlerin, bugün şikâyete hakları var mıdır?..
Yani, kartel yayınlayınca “terör” olmuyor da YouTube yayınlayınca mı terör oluyor?..
Ortada, bir “dinleme” var!.. çirkin olan, iğrenç olan bu!.. “Dinleyen” şu olmuş, bu olmuş ne farkeder ki?..
Ama, en başta dedik ya;
“Mini etek” giyen eğer “muhtarın kızı” ise, “haspama da yakışır!”
“Dinleme” olayı da böyle!..
Bant kayıtlarını YouTube yayınlarsa; bu bir “dinleme terörü” olur ve “Kimsiniz siz?” diye sorulur!.. Ancak, bant kayıtlarını “Aydın Bey’in gazeteleri” yayınlarsa, “haspalarıma da yakışır!”
Yakışır mı acaba?..
Şimdi, “Patron’un gazetecileri”ne sormanın tam sırası değil midir;
“Siz kimsiniz arkadaş?!?”
Ve dün, nerelerdeydiniz?
Selâm, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...


Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi