29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (Tevbe, 119)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk’a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 24°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 17°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 23°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 89.412 -0.85
  • Altın: 146,694 -0.37
  • Dolar: 3,6411 -0.18
  • Euro: 3,9163 -0.89

Sıra, kozmik sermayenin açığa çıkarılmasında...

Hüseyin Gülerce

Aksiyon dergisinin bu haftaki sayısında, eski TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün çok önemli bir tespiti var. Özetle şunları diyor:
"Demokratik sistemin en önemli özelliği şeffaflık ve hesap verilebilirliği öngörmesidir. Kapalı bir yapıda her türlü senaryoyu uygulayabilirsiniz. 28 Şubat sürecinde, sadece sisteme-siyasete değil, ekonomiye de darbe yapıldı. 28 Şubat aynı zamanda finansal darbedir. Batık bankaları incelerken, bazen açıklanamayan bir kayıpla karşılaşıyoruz. Gizli, göremediğiniz kaçaklar var. Biz gizli harcamaları tespit ediyoruz, ama paraların nerede kullanıldığını kayıtlardan bulmak mümkün olmuyor. Analiz ettiğimizde ise, belli politik amaçları uygulamak, belli grupları finanse etmek, toplumu yeniden dizayn etme noktasında provokatif ve karanlık eylemleri finanse etmek için kullanıldığını düşünüyorum." (Detaylar için Aksiyon'u okumanızı tavsiye ederim.)

Cuntacıların, bütün darbelerde ihmal etmedikleri konu, akçeli işler konusudur. Başta Ergenekon davası olmak üzere, bu konunun üzerinde henüz layıkıyla durulmadı/durulamadı.

Maalesef, iş dünyasının bir kısmının, darbeler konusunda şaibeli geçmişi var. Esasen sistem, askerî vesayet rejimi olduğu için, bir bölüm işadamı bu sisteme damardan bağlı. Yani Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bir al gülüm-ver gülüm ilişkisi zaten var. Büyük sermaye, kurulu düzenin bir parçası olduğu için hep statükonun yanındadır.

Çok partili dönemde, bir de her iktidarın, kendi zenginini imal etme gerçeği var.

Darbe-büyük sermaye ilişkisine dönecek olursak, üç farklı tavır söz konusu.

Birincisi, işi sağlama alma yaklaşımı. Yani ülkede ne olursa olsun, kim iktidara gelirse gelsin, isterse darbe olsun, "biz işimize bakarız" uyanıklığı. Toplum gerilmiş, kutuplaşmış, demokrasi rafa kalkmış, işkence, zulüm insanları inletiyor, karanlık cinayetler, faili meçhuller... Ne olursa olsun; "ille de kâr, ille de bizim menfaatimiz" anlayışı; ne demokratiktir, ne ahlâkidir, ne de insanîdir...

İş dünyasındaki ikinciler, darbecilerle açıktan iş tutanlardır. Darbecilerin, "geliyoruz" vaadini önemseyen bu çevreler, örtülü ödenekten daha büyük fonlarla, darbecilere imkân sağlıyor ve darbe dönemlerinde bu vatanseverliklerinin karşılığını fazlasıyla alıyorlar.

Üçüncü tavır da, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" tavrıdır. Bunlar, "arada" durduklarını, kimsenin tarafı olmadıklarını, hatta demokrasiyi de desteklediklerini, fakat yapacak fazla bir şey olmadığını savunanlardır.

Yalnız, üçünün de bugün ortak bir paydası var: AK Parti'yi kabullenemiyorlar... AK Parti'nin alaşağı edilmesi, onların ortak tutkusu ve hedefi. Diyorlar ki; tamam darbe, asker müdahalesi kötü bir şey, ama AK Parti'nin iktidarda kalmasına tahammül edemiyoruz... Onun için, cuntacıların sürekli darbe hazırlığı yapıyor olmaları, onları şaşırtmadığı gibi, bunda yadırganacak bir taraf da göremiyorlar. (Yadırgadıkları, Taraf gazetesidir...)

Gelgelelim, Türkiye'nin ve dünyanın gerçekleri artık, Türkiye'nin sanayileşmesine, kalkınmasına öncülük etmiş büyük sermayenin yeniden düşünmesini zaruri kılıyor. TÜSİAD'ın yeni başkanı Sayın Ümit Boyner'in, "Gazeteci Abdi İpekçi Cinayeti Üzerine" yazdıklarını, bu açıdan önemsemek gerekiyor. Sayın Boyner, karanlık cinayetlerin arkasındaki muhtemel yapılanmaların hepimizi, demokrasi ve hukuk devleti adına kaygılandırdığını söylüyor. "Cinayetlerin arkasındaki perdenin ortadan kalkması, demokratik zeminin güçlenmesi açısından bir zorunluluktur ve borcumuzdur. TÜSİAD olarak, daha yüksek standartta bir demokrasi ve etkili bir hukuk devleti oluşturulması çerçevesinde, bu ve benzeri cinayetlerin çözülmesine yönelik çabaların destekçisi ve takipçisi olmaya devam edeceğiz." diyor.

Dileriz bu çıkış, yeni bir dönemin habercisidir ve TÜSİAD'ın kaygılarını, Sayın Baykal da duyuyordur...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.