24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 35°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 30°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 37°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 107.148 0.29
  • Altın: 143,559 0.61
  • Dolar: 3,5506 0.39
  • Euro: 4,1367 0.38

Oldu olacak, ülkeyi de Danıştay yönetsin!

Ahmet Kekeç

Son durum şudur: YÖK, kendisine verilmiş “katsayı oranını belirleme yetkisini” bundan sonra kullanamayacaktır...

Bu yetki Danıştay’ındır.

Danıştay, eğitim-öğretim işlerini düzenler; eğitim-öğretimle ilgili vaki şikâyetleri değerlendirir ve karara bağlar; üniversiteye girişte uygulanacak katsayı oranını belirler; meslek lisesi mezunlarının hangi programa, düz lise mezunlarının hangi programa yerleştirileceklerine karar verir...

Mesele ne?

Üniversiteye girişte uygulanan bir “katsayı sistemi” vardı.

İsteyen öğrenci, yeterli puanı topladığı takdirde, istediği yüksek öğrenim programına kaydını yaptırabiliyordu.

Bu uygulama değiştirildi.

Hem de kim tarafından?

Bugün marifetleri bir bir ortalığa saçılan 28 Şubat’çılar tarafından.

Şöyle oldu:

Görevi “sınırları korumak” olan asker, bir oldu-bitti yaratıp siyasete müdahale etti ve seçimle gelmiş “meşru” hükümeti düşürdü. Bu yaptığı şeye de, General Erol Özkasnak’ın ağzından “postmodern darbe” adını verdi.

Postmodern darbeciler, hükümeti düşürmekle yetinmediler.

Bir başka hükümetin işbaşına gelmesini sağladılar.

Bu “bir başka hükümet”e de, eğitim-öğretim alanında yapmak istedikleri şeyleri yaptırdılar.

Zorunlu ilköğretim 8 yıla çıkarıldı, Kur’an Kursu yönetmeliği değiştirildi, İmam Hatip’lileri engellemek için meslek lisesi mezunlarının girebilecekleri yüksek öğrenim programları sınırlandırdı.

Bu sonuncusu YÖK üzerinden yapıldı.

Daha doğrusu YÖK, “eşitsizlik” üzerine kurulu yeni bir katsayı sistemi icat ederek, meslek lisesi mezunlarını dışarıda bıraktı.

Bir süre sonra, bu “eşitsizliği” fark eden bir öğrenci, durumu düzelttirmek için Danıştay’da dava açtı.

Danıştay ne cevap verdi, biliyor musunuz? “Üniversiteye girişte uygulanan katsayı oranını

belirlemek bizim işimiz değildir... Bu işle YÖK görevlendirilmiştir. Şikâyetinizi yetkili kuruma yapmalısınız.”
Mantıklı, değil mi?

Üstelik “hukuk”a uygun...

Madem katsayı işlerinden YÖK sorumludur, madem YÖK patentli sistem 1997’ye kadar uygulanmıştır ve herhangi bir sorun çıkmamıştır, bundan sonra hangi sistemin uygulanacağına yine YÖK karar vermelidir.

Tam da öyle oldu...

Bu konularda “yetkilendirilmiş” olan YÖK, oturdu, yeni bir düzenleme yaptı ve 1997’den önceki sisteme döndü. Yani, “katsayı eşitsizliği”ni ortadan kaldırdı.

Sonra ne mi oldu?

Onursal Başsavcı Sabih Kanadoğlu, “Bu düzenleme Danıştay’dan döner” dedi.

Eğitim-öğretim işleriyle ilişkisini bilmediğimiz İstanbul Barosu da, yemedi içmedi, Danıştay’da dava açtı.

Peki, “Bu bizim işimiz değil” diyen Danıştay ne yaptı.

Bunu kendi işi belledi ve “yürütmeyi durdurma” kararı verdi...

Sonra ne mi oldu?

Katsayıdaki “sıfır” farkın meslek lisesi mezunlarına avantaj sağlayabileceği eleştirilerini dikkate alan YÖK, bu yıl üniversite sınavlarına girecek öğrencileri de mağdur etmemek için, yine “eşitsizlik” üzerine kurulu yeni bir katsayı oranı belirledi.

Sabih Kanadoğlu, “Bu da Danıştay’dan döner” dedi.

İstanbul Barosu, yine Danıştay’da dava açtı.

Danıştay yine yürütmeyi durdurma kararı verdi...

Hükümet yok, parlamento yok, “yetkilendirilmiş kurumlar” yok, artık Danıştay var. Kanadoğlu yol gösteriyor, İstanbul barosu “durumdan vazife çıkarıyor”, Danıştay da kilit vuruyor.

Geldiğimiz son nokta budur.

Madem memleket işlerine bu “üçlü” karar verecek; parlamentoyu kapatalım, kabineyi feshedelim, kurumları yok edelim... Onlar da rahat etsin, biz de işimize gücümüze bakalım...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.