11 Aralık 2017 Pazartesi23 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:39Güneş 08:12Öğle 13:04İkindi 15:22Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 8°C Adana
    • 3°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -9°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 10°C Aydın
    • 0°C Balıkesir
  • BIST: 107.921 1.38
  • Altın: 153,805 -0.17
  • Dolar: 3,8256 -0.25
  • Euro: 4,5063 0.02

Genelkurmay, meselenin özünü kabullenmiyor...

Hüseyin Gülerce

Silahlı Kuvvetler, Ergenekon davası başladığından beri sürekli gündemde. Sayın Genelkurmay Başkanı, bu durumun kendilerini çok rahatsız ettiğini söylüyor.
Hatta zaman zaman, asimetrik bir harekâtla karşı karşıya olduklarının altını çiziyor. Fakat bir türlü meselenin özünü kabullenmiyor. Son olarak Hürriyet Gazetesi temsilcilerine söyledikleri; "ordu büyük bir ordu, içinde bazen hata yapanlar olabiliyor. Ama maalesef kişilerin yaptığı hatalar kuruma mal ediliyor" diyor.

Kişisel denen hatalar, neden acaba kuruma mal ediliyor? İşte bu sorunun cevabı meselenin özü ile ilgilidir.

Üç açıdan bakmamız gerekiyor. Birincisi, kişilerin hataları gibi gösterilen hatalar, hiç de kişisel gibi görünmüyorlar. Koskoca 1. Ordu'da en üst seviyedeki komutanlarla darbe toplantıları yapıldığı iddiaları kişisel midir? Topraktan çıkarılan, zırhlı araçları delen silah ve mühimmatlar, bombalar, on binlerce mermi, darbe planları, amirallere suikast hazırlıkları, orduya sızmak için açılan karargâh evleri, teğmenlere kurulan seks ve uyuşturucu tuzakları, tutuklanan emekli orgeneraller, muvazzaf subaylar hiç de kişisel hatalarla izah edilecek gibi değil.

İkincisi, hatalar kuruma mal ediliyor, çünkü kurum bütün bu olup bitenler karşısında beklenen kurumsal tavrını ortaya koymuyor. Soruşturmaların selameti, yargı sürecinin sağlıklı işlemesi için tek bir subay açığa alınmıyor. 20 tane yargısız infaz iddiasıyla, 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanan albay bile, hâlâ Kayseri İl Jandarma Alay komutanı olarak görev başında tutuluyor. Adli Tıp Genel Kurulu'nun son, "imza hâlâ ıslak" kararına rağmen, Dursun Çiçek için idari bir tasarruf yapılmıyor. Yine, kurumun en başındaki komutan, dolu LAW silahları dururken, boş olanını eline alıp; "işte bakın bir boru, neden toprağa gömülmüş, anlayamadım" derse, kurum ciddiyeti zedelenmez mi? Bütün bu tavırlar, kurumun açık bir himayesi olarak yorumlanmaz mı?

Üçüncüsü, biz kişisel hatalardan söz etmiyoruz. Yüz yıldan beri devam eden bir askerî vesayet rejiminin; anayasal tahkimlerle statükoyu sağlama almasından, demokrasiyi göstermelik hale getirmesinden bahsediyoruz. Koskoca bir milletin, hür yaşama, vatanına sahip çıkma azim ve iradesini, kendi üzerlerinde toplayan ve "vatanı biz kurtardık, sahibi de biziz" deyip, her şeye hükmetmek isteyen bir zihniyetten şikâyet ediyoruz. Rica ederim, 60 yıldan beri durmadan tekrarlanan darbelerin, kişisel hatalarla ne alakası var? Emir komuta içinde demokrasiye müdahale edilmiş, başbakan, bakanlar asılmış. Parlamento'nun kapısına kilit vurulmuş, partiler kapatılmış, binlerce insan işkenceden geçirilmiş. Cinayeti itiraf eden katiller, Askerî Yargıtay Genel Kurulu'nda beraat ettirilmiş. Sıkıyönetim döneminde, koskoca tugaydan İpekçi'nin katili kaçırılmış... Lütfen, yeter artık, meselenin özü bir kenara bırakılıp, iş; üç beş "yanlış kişi"nin ayıklanmasına dönüştürülmesin. Herkes gerçeğin farkında iken bu tavırlar, yönetme ciddiyeti ile bağdaşmıyor...

Bugünün dünyasında, demokratikleşmenin toplumsal bir çağrı haline geldiği bir Türkiye'de, statükoyu kimse ayakta tutamaz. Halkın ve demokrasinin üzerindeki bu yükü artık yere indirin. Millet iradesini hiçe sayan zihniyetin yaşama şansı yok. Bu millete daha fazla çektirmeyin. Ülkeyi, insanımızı daha fazla yormayın. Gücümüzü, enerjimizi artık huzur, refah, insanca yaşama hamlelerine harcayalım.

Türkiye'de hiçbir anayasal kurumda kişisel hatalar yok. Hepsi, millet iradesine yaslanmayan bir yapının neticesidir. Ne Anayasa Mahkemesi'nin parti kapatması, üniversitelerde başörtüsünü yasaklaması kişiseldir, ne Danıştay'ın YÖK kararları ile uğraşıp, gençleri perişan etmesi kişisel hatadır. Ne de, TSK'nın, bırakınız Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı olmasını, Başbakan'a bile bağlı olmaması kişisel bir hatadır.

Hata, vesayet sisteminde... Hata, millete tepeden bakan, millet iradesini yok sayan zihniyette...


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.