Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Demokratik açılım

Demokratik açılım

Politik psikoloji uzmanı Prof. Vamık Volkan’ın demokratik açılım konusunda siyaset dışı aktörlerin rol alması önerisi son derece isabetli. Bu konuda bir anımı anlatmak istiyorum.
1994 yılında yurt dışındaki bir Kürt televizyonundaki bir açık oturuma katıldım. Söz alanlar Kürtlere yapılan haksızlıklardan söz edip örnekler verdiler. Sıra bana geline şunları söyledim: “Siz şikayet ediyorsunuz, devlet de sizi bölücülükle suçluyor. Bu tartışma bin yıl sürer ve bir sonuca varılamaz. Ortaya siyasi bir model koyun, bunu tartışalım. Ben önerimi şöyle özetleyebilirim. Türkiye’nin bugünkü sınırları minimal sınırlarıdır. Ülkenin siyasi yapısı değişmez, federasyon ve özerk bölge kabul edilemez. Dünyadaki tüm Kürtler Türkiye’nin soydaşlarıdır ve diğer soydaşlarımıza nasıl davranıyorsak onlara da öyle davranmalıyız. Kürtlerin bir devleti vardır ve adı Türkiye Cumhuriyetidir. Kürt sorunu demokratik kurallar içinde çözülmelidir.” Kürtlerin, Kuzey Irak’takiler de dahil, orada temsil edilenlerin biri hariç hepsi bu önerimi desteklediler. Küçük bir grubu temsil eden bir kişi federasyon talebinde bulundu. Konuyla ilgilendiğim süreç içinde halkın olumsuz bir tavrını gözlemlemedim. Ancak bölgedeki egemen kişiler konumlarını kaybetmek istemiyordu ve siyasi temsilci konumunda olanlar da onlardı. Konumlarını sürdürmenin yolunun devletle bölge halkı arasında bir çatışma yaratmak ve halkı kendilerine muhtaç ve mahkum hale getirmek istiyorlardı. Bölge halkının ise devletten göreceği en küçük bir olumlu yaklaşıma misliyle karşılık vereceğini görüyordum.

Kürt kelimesinin telaffuzunu bile bölücülük sayan aşırı vatanseverler, olayı bir başkaldırı boyutuna indirgeyip bastırmak için her yolun meşru olduğunu savunanlar olayı çözümsüz hale getirdiler ve daha iyi yaşamayı, kimliklerine saygı gösterilmesini isteyenler bir düşman haline dönüştürüldü.

Bölgedeki halkın isteklerine sırt çevirip onları etkisiz hale getirmek bir çözüm sayılabilir ama bu en zor yoldur ve gerçekleştirilememiştir. Oysa oradaki halkın genel eğilimi bütünleşmekti ve bu eğilimin kökleri tarihe dayanıyordu. Sınırlarımızın dışında etkili Kürtler içinde bile bu bütünleşmeyi savunanlarla karşılaştım.

Türkiye’de başarılı siyaset iktidara gelmekle ölçülür. Bu nedenle birinin başarılı olacağını sezen taraf diğerini engellemeye çalışır. Yani herkes için uygun çözüm diğerinin savunduğunu etkisiz hale getirmektir. Oysa Türkiye dünya ölçeğinde önemi olan bir ülkedir ve Kürt sorunu onun yumuşak karnıdır. Dünya ölçeğinde siyaset yapan her ülke bu olayın içinde örgütlenmiştir. Bu konuyla ilgilenen herkes bu güçlerden birine hizmet edip etmediğini sorgulamalıdır. Ülkeyi yöneten biri olsaydım onları temsil ettiğini söyleyenlerle değil bölgede yaşayan halkla diyalog kurar ve sorunu halkla birlikte çözerdim.

Değerli bilim adamı Vamık Volkan’ın önerisine bu açıdan bakarak çok etkili olacağını düşünüyorum. Siyasi hesabı olmayanlar halkın eğilimine daha çok önem verir ve bölgede faaliyet gösteren örgütler yerine halka kulak verirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi