Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Üst kurullar ya da 'devlet içinde devlet'ler

Üst kurullar ya da 'devlet içinde devlet'ler

Ecevit'in bedenen ve zihnen "sağlıklı" olduğu günlerde, yani “milletin oyları”yla seçilen Merve Kavakçı’ya “Bu hanıma haddini bildirin” diye höykürmediği günlerde sarfettiği bir söz vardır... "üst Kurul"lardan şikâyet ettiği konuşmasında şöyle demiştir: "Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık bilmiyorum. Ama Türkiye'de, çok fazla özerk kuruluşlar kuruldu... Devlet içinde, fakat devletten daha yetkili bazı kuruluşlar kuruldu. Onlara söz geçiremiyoruz... Kendi kendimizi bağlamışız!"
Gerçekten de, "üst kurul"lar yönetmektedir Türkiye'yi... Ecevit, bu sözleri her ne kadar, "özerk" yapıdaki Sermaye Piyasası Kurulu, Radyo ve Televizyon üst Kurulu, Rekabet Kurulu, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'na ek olarak Telekomünikasyon Yüksek Kurulu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Şeker Kurulu gibi "üst kurul"lar için, yani "ekonomi"ye yön veren kurullar için söylemiş olsa da; "eğitim" ve "yargı"ya yön veren "üst kurul"lar veya “üst mahkemeler” de, pekalâ bu "sistem"e dahil edilebilir!..
öyle değil midir; "ekonomik" alanda oluşturulan "üst kurul"lar; "devlet içinde, fakat devletten daha yetkili"dir de, meselâ YöK, meselâ Danıştay, meselâ Yargıtay ve meselâ Anayasa Mahkemesi gibi anayasal kuruluşlar, diğer yüksek kurullardan daha mı az yetkilidir!..
Ecevit'in dediği gibi;
"Hükümetler, onlara söz geçirebilmekte midirler?"
Tamam, onlar "özerk"tir, "bağımsız"dır ama, nihayetinde "bu milletin ödediği vergilerden maaş almakta" değiller midir?..
Şu garabete bakın;
Hem "milletin ödediği vergiler"den maaş alacaklar, hem de "milleti iplemeyecek"ler!..
Alacakları kararlar "milletin inançları"na tersmiş, "milletin ahlâk anlayışı"na aykırıymış, hiç umurlarında değil!..
Ecevit'in dediği gibi;
"Devlet içinde"ler ama;
"Devletten daha yetkili"ler!..
"Millet adına" karar veriyorlar ama, aldıkları kararların çoğu "milletin yapısına ters" kararlar!..
MİLLET, BU SAPIĞI AFFETMEZ!
Alın size, bunun en son örneği:
“Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Kahramanmaraş'ta 15 yaşını dolduran öz yeğeni Fatma ö'nün ırzına geçen, "rızaya dayalı" cinsel ilişkiyi sürdürüp hamile bırakan, daha sonra da Antalya'ya kaçırıp alıkoyan öz amca Mehmet ö'nün beraatını onadı.”
Allah aşkına söyleyin:
"Hukuka uygun" olduğu iddia edilen bu karar "millet"e ve "milletin vicdanı"na uygun mudur?..
"19 yargı mensubu" böyle bir karar verdi diye, "70 milyon insan" bunu onaylamakta mıdır?..
Düşünebiliyor musunuz;
Yargıtay bünyesindeki 19 kişi, "70 milyonluk Türk Milleti Adına" karar veriyor!..
Bu karar, "kesin!"
Yani, hiç kimse itiraz edemez!..
İyi, hoş da; "Yargıtay'daki 19 hakimin adlarına karar verdiği Türk Milleti" böyle mi düşünmekte, bu "alçaklığa", bu "sapıklığa", bu "iğrençlik" ve "hayvanlığa" onay mı vermektedir!..
"Bu milletin ferdi" olarak ben söyleyeyim:
Bu millet var ya; "böyle bir amca"yı, fiilen olmasa bile, en azından düşünce olarak "linç" eder!.. Eğer fırsatını da bulursa, cinsel organını keser, ağzına tıkar!..
Ya da, organından tavana asar!..
Evet, "benim bildiğim Türk Milleti" böyle yapar!..
Ama "Türk Milleti Adına karar veren Yargıtay'ın 19 hakimi" böyle bir sapıklığa "beraat" veriyor!..
Ecevit'in, "devlet içinde ama, devletten daha yetkili" dediği "üst kurul"lar veya "üst mahkeme"ler bunlar olsa gerek!..
Neyse ki;
"Ankara'da hakimler de var" dedirtecek 6 Yargıtay üyesi çıkmış ortaya ve karara "şerh" koyup, demiş ki;
"Ahlaka aykırı bir davranış hiçbir zaman hukuki koruma altına alınamaz. Ahlaki olmayan fiilde rıza, cezayı kaldırmaz. 15 yaşında ırzına geçilmiş, hamile kalmış çocuk, amcası ile Medeni Kanun'a göre evlenemez. Kaçmaya rıza göstermeyip ne yapacak?
Kız şikáyet etseydi, TCK'nın 104. maddesindeki 'Reşit olmayanla cinsel ilişki' suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılacaktı.
Burada hukuka uygunluktan bahsedilemez."
BAZI YöK üYELERİNDEN TEHDİT!
Bu örnek olayı "aktüel" olması dolayısıyla aktardım... Asıl amacım YöK Genel Kurulu'na değinmekti... önce "YöK'ün yapısı" konusunda bilgi vereyim...
"YöK’ün yapısı"nı biliyorsunuz;
"Cumhurbaşkanı tarafından, rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik vermek suretiyle seçilen yedi, Bakanlar Kurulu'nca temayüz etmiş üst düzeydeki devlet görevlileri veya emeklileri arasından seçilen yedi, Genelkurmay Başkanlığı'nca seçilen bir ve üniversitelerarası Kurul'ca, kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilen yedi kişiden oluşuyor."
Yani, "toplam 22 kişi"den oluşuyor!..
İşte, bu YöK Genel Kurulu dün toplandı ve tam “8.5 saat süreyle” gündemindeki konuları görüştü...
Peki, "gündemindeki konular" neydi?..
"Başörtüsü" müydü,
"Katsayı zulmü" mü?
Ne gezeeer!..
"Milletin beklentisi"nin aksine ne "başörtüsü"nü görüştüler, ne de "katsayı zulmü"nü!..
Evet, evet; "milletin beklentisi"ne cevap vermediler!.. Bunun yerine, "milleti ilgilendirmeyen" konuları görüştüler!..
Bana göre, "havanda su dövdüler!"
Pekiii, "başörtüsü yasağı"nı veya "katsayı zulmü"nü niye görüşmediler?..
çünkü efendim;
Kulağıma ulaşan bilgilere göre; YöK'ün, A.N. Sezer tarafından atanan üyeleri, "tehdit" savurmuşlar!..
Demişler ki;
"Toplantı gündemine eğer başörtüsü ve katsayı konusu getirilirse, biz toplantıya katılmayız!"
Peki, n'oolur katılmazlarsa?..
Genel Kurul toplanamaz!..
çünkü efendim, YöK Genel Kurulu'nun, "en az 14 üye" ile toplanması gerekiyor!..
"Daha az üye" ile toplanamıyorlar!.
Garabete bakar mısınız;
22 üye, neredeyse "Türkiye'nin geleceği"ne karar verecek!.. Ama bu 22 kişiden 9 tanesi "biz katılmayız" deyince ne toplantı yapılabiliyor, ne de karar alınabiliyor!..
Her şey, "9 kişi"nin iki dudağının arasında!..
Gündemi onlar belirliyor!..
Millet, istediği kadar "başörtüsü"nü veya "katsayı"yı beklesin!..
Adamlar "tehdit" savuruyor:
"Eğer başörtüsü ve katsayı varsa, biz yokuz!"
YOK MU, BİR ‘DUR’ DİYECEK?
İyi ama, bu sorunlar "nasıl" ve "ne zaman" çözülecek?.. Bu millet, "beylerin keyfi" gelinceye kadar beklemek zorunda mı?.. Yok mu, bu "keyfiliğe" ve "kurumlar saltanatı"na son verecek bir makam?..
"Milletin Meclisi" ne güne duruyor?..
"Milletin Meclisi" niçin var?..
Diyeceğim ama, sormadan da edemiyorum: Onlara bu "yetki"yi veren de bu "Meclis" değil mi?!?..
öye ya; YöK'ünden Yargıtay'ına, Danıştay'ından Anayasa Mahkemesi'ne kadar bütün "özerk" ve "bağımsız" üst kurulların "görev ve yetki"lerini belirleyen Meclis değil mi?..
Evet, Meclis...
Ama şimdi, bunlara Meclis bile söz geçiremiyor!..
Onların hepsi, "devletin içinde ama, devletten daha yetkili"ler!..
Hem de, "Meclis'e bile kafa tutacak" kadar!..
Hani, düşünmüyor değilim;
"üst kurul"lar vasıtasıyla "devlet içinde devlet" oluşturanların asıl amacı, "millet iradesi"ni hükümsüz kılmak mıydı?..
Eğer böyleyse, 4 yılda bir niye "seçim" yapıyor ve "milli iradenin tecellisi" diye niye avunuyoruz ki?..
Meclis’in duvarlarına, “Egemenlik, kayıtsız, şartsız milletindir” yazısını niye yazıyoruz ki?..
Bırakalım, "üst kurul"lar yönetsin ülkeyi!..
Hiç olmazsa, "devlet içinde devlet"lerin adı konulmuş olur!..
üst Kurullar, nasıl olsa "millet"i iplemiyor!..
-----------
Patronlar ürüyor!
Başlıktaki "ürüyor" ifadesini "ürümek" şeklinde değil, "üremek" şeklinde okuyun!.. Kısaca, "it ürür, kervan yürür" demek istemiyorum... Ama, patronların "ilânlı saldırı"sını da görmezden gelemem!..
Efendim, çoğunluğu "İstanbul'un kaymak tabakası"ndan olan "TüSİAD üyesi" patronlar, dünkü gazetelere "ilân"lar verip, Tayyip Bey'in "en az 3 çocuk yapın" çağrısına cevap vermişler!.. "Olmaz" demişler, "çok çocuk işsizlik, eğitimsizlik ve yoksulluk demektir!.. Annelerin ve bebeklerin sağlıklarını tehlikeye atmak demektir."
Ne garip değil mi?.. "En az 3 çocuk yapın" çağrısına "hayır" diyen patronların, "üçer-dörder çocukları" var!..
Meselâ; Aydın Doğan'ın; Vuslat Doğan Sabancı, Hanzade Doğan Boyner, Begümhan Doğan Faralyalı ve Arzuhan Doğan Yalçındağ adlarında 4 kızı var!..
Buna rağmen niye karşı çıkıyorlar, anlayamadım...
Ne yani; "çok çocuk" yapmak beyefendilere "helâl"dir de, millete "haram" mıdır?..
Bir de şu var: Bu ilânı verenler, "yalan" söylüyorlar!..
çünkü, kaynak gösterdikleri "demokratik ülke"lerde; "daha çok çocuk yapmayı teşvik" eden, "hükümet"lerdir!..
Güya "Batıcı"lar, ama "Batı"dan da haberleri yok!..


Önceki ve Sonraki Yazılar
Hasan Karakaya Arşivi