14 Aralık 2017 Perşembe26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:41Güneş 08:14Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 11°C Adana
    • 8°C Adıyaman
    • 2°C Afyon
    • -14°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 11°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 7°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 108.930 0.72
  • Altın: 154,537 0.42
  • Dolar: 3,8239 -0.22
  • Euro: 4,5220 0.33

Asıl Olan İnsan Ve Toplumun Kalitesi

Cemal Nar

Acaba çağdaş demokratik laik liberal devletlerde birisi darbe veya daha başka kanunsuz yollarla iktidarı ele geçirdi, buna kurumların ve kişilerin tutumu ne olur?

Ya da daha insaflı soralı; ne olmalıdır?

Ya da şöyle soralım, bu tür olaylar geçmişte yaşandı mı acaba?

Sizler bunu düşünürken ben böyle bir durumun İskam Devletinde ve toplumunda nasıl olacağı hakkında bazı bilgiler sunayım isterseniz.

Fıkıh kitaplarımız, bu arada “İslamda Devlet Ve Siyaset” kitabımızda biz halife olacak insanlarda bulunması gereken maddi ve manevi şartları saymış ve seçilme usulünü zikretmiştik. Ancak bu şartlar gerçekleşirse bir insan mesuliyetini idrak edebilir.

Onun için bu şartları taşımayan cahil, zalim, fasık ve kafir insanların, Allah'ın hududunu çekinmeden açıktan açığa aşan fasık günahkarların zaten halife, yani ulu'l emr olmaları normalde düşünülemez.(Nevin A. Mustafa, a.g.e. s. 286.; Cassas, a.g.e 2/40)

Diyelim ki oldu. Yani zalim, cahil, günahkar birisi, hilafet şartlarını taşımayan zorba birisi, zorla hilafeti ele geçirdi. Bunun hukuki bir kıymeti var mıdır?

Asla!...

Kanunsuz ele geçirilen bu hilafetin, hukuken hiçbir kıymeti yoktur. Kökten batıldır. Kaldı ki kanunsuz emir olmaz, olsa da itaat olmaz.( Mevdudi, Hilafet ve Saltanat s. 38. Konuyla ilgili ayetler için bkz.Bakara 124/247; Sad.28; Kehf 28; Şuara 151-152; Hucurat 13; Nisa, 5, 58-59, 83.vd.)

Böyle bir durumda onun meşru emirlerine itaattan bahsedenler de vardır. Ama, iyice incelenirse görülür ki aslında o görüş, zaruretin getirdiği bir çaresizliğin gereğidir.(Bkz. İbrahim Canan, İslam'ın Işığında Anarşi, s. 262-263)

Diyelim ki ayette istenen vasıflar bir idarecide, idareye geçtiği anda vardı. Yani, başlangıçta hem müslümandı, hem de Allah ve Rasulüne bağlı idi. Yani Kur’an ve Sünnete bağlı kalarak İslam ahkamıyla işleri yürütüyordu. Böylece idare ve itaatı hak etmişti. Ama daha sonra gün geldi, dinden çıktı, mürted oldu, kafir oldu. Veya açıktan büyük günahlara daldı. Veya İslam ahkamını reddederek insanlara haramları emretti. Bu durumda İslam’a göre ona hala itaat edilir mi?

Asla!..

Burada bir parantez daha açalım ve çok önemli bir tenbihe kulak verelim. Elmalılı Hamdi Efendi bu konuda çok gerekli bir uyarıda bulunur ve Nisa Suresi 59. ayette geçen "sizden olan emir sahipleri" ibaresinde birkaç şeye dikkatimizi çeker:

"Dikkate değer kayıtlardan birisi de, müminlere hitap edilerek "sizden" kaydıdır ki; manası apaçıktır. Müminlerden olmayan idarecilere itaat etmek dinen vacip kılınmamıştır. Bu hususta itaat değil, varsa bir anlaşmaya riayet etmek söz konusu olacaktır.

Fakat itaat etmenin vacip olmamasından mutlaka isyan etmenin gerekli olduğunu anlamaya kalkışmamalıdır.

İtaatın vacip olmaması, isyan etmenin vacip olmasını gerektirmeyeceğinden, itaat mecburiyetinde bulunmamakla, isyan mecburiyetinde bulunmak arasında fark vardır. İsyan hakkı başka, isyan etme vazifesi yine başkadır.

Bundan dolayı buradan, mümin olmayan bir çevrede, bir ortamda bulunan müminlerin şuna buna karşı isyancı ve ihtilalci bir durumda kabul edilmemeleri ve belki müminlerin her nerede bulunurlarsa bulunsunlar Allah'a ve Rasulüne karşı itaatsızlıktan sakınmak ve aynı zamanda kendilerinden olan idarecilere itaat etmeleri ve tağutlara boyun eğmemenin gerekli olduğunu anlamak gerekir.”( Elmalılı, a.g.e. 3/14-15)

Bunlar bizim dünyamızın gerçekleridir, güzellikleridir. Kendilerine lazım olanların da okuyup anlamalarında ve almalarında bizce bir mani yok.

Ha, bu arada birisi kalkar da, yazının başında laik, demokratik devletler için olan, İslam devletinin da başına gelmişse, acaba onlar nasıl davranmışlar derse, yani bu bilgiler pratikte ne derece iş görmüş derlerse, biz de onlar gibi elimizi uğuştururkalırız.

Neden?

Hilafet “ısırıcı krallık” olmuşken verdiğimiz tepkiler çok da yüz ağartıcı değildir de ondan.

Yani sevgili dostlar, sorun insan sorunudur. İnsanının kaliteli olduğu toplumlar yükselmeyi, refahı ve mutluluğu hak ediyorlardır.

Sonuçta ilahi hüküm değişmiyor: “Bir kavim kendini değiştirmedikçe, Allah Teâlâ da onları değiştirmiyor. Amma hayrına, amma şerrine.”


www.cemalnar.com

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.