26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 19°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

28 Şubat süreci gerçekten bitti mi?

Abdulkadir Özkan

"28 Şubat süreci gerçekten bitti mi?" diye başlık atarken maksadım bu sürecin bittiğini söyleyenlere cevap vermek ve onları yalanlamak değil. İnsanların durduğu yere ve bakış açılarına göre olayları ve gelişmeleri değerlendirmeler farklı olabilir. Bu bakımdan özellikle iktidar kanadından yapılan açıklamalar 28 Şubat sürecinin bittiğine inanarak ileri sürülüyor olabilirken olaylara farklı bir açıdan bakanlar içinde bitmediğini söylemek mümkündür. Aslında 28 Şubat süreci denen hadise azınlıkta olmalarına rağmen uzun yıllardan beri topluma dayatılmaya çalışılan bir zihniyetin yansıması, bir diğer ifade ile dayatmasıdır. Dayatmacıları sadece askerler olarak takdim etmek ve 28 Şubat sürecinin bazı askerlerin dolaylı darbe girişiminin tek sorumluları olarak nitelendirmek eksiktir, olayın bir yüzünü yansıtır. Olayın ikinci yüzünü yani sivil generalleri görmemek anlamına gelir. Bana göre bu dayatmacı zihniyetin sivil kanadı en az askerler kadar geçmişte yaşananlardan sorumludur. Söz gelimi geçtiğimiz hafta içinde yırttıkları siyah çarşafları yere atarak tam tam dansı yapan CHP Mersin Kadın Kolları mensuplarının yaptığı iş 28 Şubat sürecine hakim olan zihniyetin bir yansıması değil midir?

Yine zorunlu eğitimin kesintisiz olarak 8 yıla çıkartılması ve böylece meslek oklarının kapısına kilit vurulması sonucunun doğrulması da 28 Şubat sürecine hakim olan zihniyetin ürünü değil mi? Hala başörtülülere kamuda ve özellikle üniversitelerde hatta kışla kapılarında başlarını nasıl örteceklerine dair dayatma ve uygulanan yasak da o dönemin dayatması sonucu kemikleşmemiş midir? Zihniyet ile uygulamanın farklı olduğu ileri sürülebilir. Elbette bir takım uygulamalara son vermek mümkündür ama bir anlayışın tasfiyesi mümkün değildir, gerekli de değildir. Demokrasi farklılıklara rağmen bir arada yaşayabilmek demektir. Bu bakımdan önemli olan kişisel anlayışların dayatmaya dönüşmemesidir. Ne yazık ki dayatmacı anlayış hala varlığını ve gücünü koruyor. Bu bakımdan yapılan bir takım çalışmalar eğer dayatmacı anlayışın tasfiyesi anlamına geliyorsa 28 Şubat süreci tüm bu çalışmalara rağmen tasfiye edilebilmiş değildir. Haksızlık sürmektedir. Bir diğer ifade ile gönülden istememe rağmen 28 Şubat süreci sona ermemiştir.

YÖK'ün tüm çabalarına rağmen katsayı zulmü sona erdirilememiştir. YÖK'ün çabaları bir yerlerde sonuçsuz bırakılmaktadır. Yani katsayı uygulamasına karar veren YÖK'ün bugün eski kararından vazgeçme hakkı olmadığını, daha doğrusu kararını değiştirmesine izin verilmediğini görüyoruz. Buna rağmen YÖK'ün çabalarının sonuç vermesini elbette gönülden istiyoruz.

Söylemek istediğim şudur; 28 Şubat sürecinin sona ermesi için iyi niyetli çabalar vardır ama bu çabalar sürecin sona ermesi için yeterli olmamıştır. Eğer 28 Şubat süreci sona ermiş olsaydı yargı ile yürütme arasında kuşatmaya alındıkları tartışmaları olur muydu? Anayasa ve yargı reformu istekleri bazı çevreler tarafından yürütmenin yargıyı kontrolü altına alma çabası olarak eleştirilir miydi? Ebette bir anayasa değişikliği söz konusu olduğunda, yargının yapısında yeni bir takım düzenlemelerin gündeme gelmesi karşısında farklı tepkiler gündeme gelecektir. Benim burada üzerinde durduğum ve dikkat çekmeye çalıştığım husus darbeci bir anlayış ile oluşturulmuş statükonun değişmesine karşı sergilenen zihniyetin varlığıdır. Bu bakımdan 28 Şubat sürecini değerlendirirken sadece bazı darbeci subayların hedef alınması, bunların yargılanıp cezalandırılması ile bir zihniyetin sona ereceğini sanmanın yanışlığıdır. Demek istediğim o ki, 28 Şubat süreci bir eylem olarak sona ermiş olmakla birlikte o günlerde şekillendirilen alt yapı sebebiyle 28 şubat sürecinin dayattığı zihniyet egemenliğini sürdürmekte, toplumun bir bölümü hâlâ hayatın dışına atılmaya çalışılmaktadır. Bütün bunlar dikkate alındığında 28 Şubat sürecinin sona erdiğini söyleyemiyorum. Bu bakımdan bittiğini ilan edenleri anlamakta zorluk çekiyorum.

Elbette bugünkü tartışmaların tek sorumlusu iktidar partisi değildir. Geçmişten gelen yapı çoğu zaman iktidarın elini kolunu bağlamaktadır. Bu bakımdan Başbakan Erdoğan'ın Yargıtay Başkanı Gerçeker'in açıklamalarını cevaplandırırken, "HSYK'nın bugünkü yapısını biz mi oluşturduk? Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı'nı biz mi HSK üyesi yaptık? Şimdiye kadar bu yapıya niçin itiraz etmiyordunuz da biz gelince itiraz etmeye başladınız?" sorusu gerçek anlamda cevabını bulamadığı ya da bu tür sorulara ihtiyaç kalmadığı bir döneme gelinceye kadar 28 Şubat sürecinin devam ettiğini ya da darbeci zihniyetin varlığını sürdürdüğünü düşünmek yanlış olmaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.