17 Ekim 2017 Salı27 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:45Güneş 07:11Öğle 12:57İkindi 15:57Akşam 18:29Yatsı 19:49
    • 23°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 106.872 0.37
  • Altın: 151,903 0.04
  • Dolar: 3,6611 0.47
  • Euro: 4,3075 0.10

Adalet Devlet ve Yasama

Cemal Nar

Yargının felç olduğu, insanlar nezdinde iyice güvenini kaybettiği, siyasallaştığı, kendi içinde ideolojik kamplara bölündüğü ve tarafsızlığını yitirdiği iddialarının ayyuka çıktığı bir zamanda yaşıyoruz.

Zaten hukukun ve hukukçuların halkından kopuk, halkına tepeden bakan, halkın inancına, örfüne ve isteklerine ters düşen bir tarafı olduğu hep şikayet konusu idi. Adı üstünde “batı hukuku” kopyalanıp alınıyor ve üstüne “madein türkiş” yazılıyordu.

“Türk Hukuku” demekle bir hukuk sisteminin Türk olmayacağını, Türk hukuk tarihini azıcık okuyan herkes bilir. Bu hukuk, tarihimizin hangi devrinde var Allah aşkına!

Görüyoruz ki hali pür melali ortada olan bu yargı, kendini düzeltecek ve itibar kazanacak yerde, iktidar ile de amansız bir kavgaya girişmiştir. Oysa tam da bugünlerde yargı güven vermelidir. Zira ülkeyi sarsan çok ciddi iddialar ve davalar yargı sürecinde. Görüntü çok kötüdür maalesef.

İsterseniz bu ortamdan kendimizi kurtararak şöyle bir fikir seyahatine çıkalım ve adalet denen o olmazsa olmaz mübareğin bir zamanlar kendi topraklarımızda İslam Devleti adına tecellisine bir göz atalım.

Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

“Verdiği hükümlerde, ailesinin ve halkın yönetiminde adaletli davranan yöneticiler, kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın yanında nurdan yüksek koltuklar üzerinde otururlar.”(Müslim, İmâre 18. Ayrıca bk. Nesâî, Âdâbü’l-kudât 1)

Herkesin bir kurtarıcı beklediği o çaresizlik gününde, mahşerin ve kıyametin yegâne sahibinin iltifatını ve himâyesini kazanabilmek ne güzel bahtiyarlıktır.

Bir İslam Devletinde adaletli devlet başkanı, adaletli vâli, adaletli hâkim, hatta aile fertlerine âdil davranan ve onlara haksızlık etmeyen aile reisi, idaresine verilen yetim malını veya vakıf malını adâletli bir şekilde kullanan yönetici ve benzeri kimselere müjdeler olsun.

Yine başka bir Hadis-i şerifte buyrulduğuna göre Allah Teala, arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı mahşer yerinde yedi sınıf insanı arşının gölgesinde gölgelendirecektir. Bunların en önde zikredilen birincisi, adil imam, yani İslam devletinin başkanıdır.( Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2)

Âdil devlet başkanı ve haliyle adil hakimler niçin bu kadar önemlidir?

Bunun sebebi şudur: Adaletli devlet başkanı, halkının derdine çözüm arar, onları huzur içinde yaşatmaya çalışır ve böylece Allah’ın pek çok kuluna iyiliği ve faydası dokunur. Kullarını çok seven Allah Teâlâ’nın, onlara iyilik edenlere büyük değer vermesi ve “Siz benim kullarıma faydalı oldunuz, onlara âdil davrandınız, dünyada onları himâye ettiniz, ben de bugün sizi himâye edeceğim” diyerek onlara sahip çıkması son derece tabiidir.

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v) şu ifadesi âdil devlet reisinin Allah katındaki üstün yerini ne güzel anlatmaktadır:

“Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevgili olanı ve O’na en yakın yerde bulunanı adaletli devlet başkanıdır.”( Tirmizî, Ahkâm 4)

Ya devlet başkanı adaletli davranmazsa, Allah Teâlâ’nın pek sevdiği ve değer verdiği kullarına kötülük yapar, zulmederse?

Peygamber Efendimiz hadisin devamında bu soruya şu cevabı vermiştir:

“Kıyamet gününde insanların Allah Teâlâ’ya en sevimsiz olanı ve O’na en uzak mesafede bulunanı, zâlim devlet başkanıdır.”( Nesâî, Zekât 77)

“İdaresi altındaki insanlara âdil davranan yöneticilere ne mutlu!..” (Riyazu’s Salihin Şerhi, Hadis no: 660. 4/ 38-39)

Rasûllullah (a.s.) Efendimiz işte böyle olan yöneticileri övmüş ve onları her zaman cennet ile müjdelemiştir: “Üç kimse vardır, onların duaları redd olunmaz: İftar edinceye kadar oruçlunun, adaletle iş gören hükümdarın ve zulme uğrayan mazlumun..."

İyâz İbni Himâr radıyallahu anh “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim,” dedi:

“Cennetlikler üç gruptur. Bunlar: Âdil ve başarılı devlet başkanı, yakınlarına ve müslümanlara karşı merhametli ve yufka yürekli olan kişi, ailesi kalabalık olduğu halde haram kazançtan sakınıp kimseden bir şey istemeyen adamdır.”(Riyazu’s Salihin Şerhi, Hadis no: 660. 4/ 38-39)

Evet, ne Müslüman olmak, ne de adaletli olmak zor değildir. Aksine hem kolay, hem de şeref ve mutluluktur.

Bu sistemin yöneticileri de adil olmak zorundadır. Kanunlar adil olmadıktan sonra, yürütme ve yargının onları adaletle uygulamaları fayda verir mi?

Biz bu soruya “elbette” deriz. Çünkü bir İslam hukuknda uygulanan bir kural vardır: “Hepsi ele geçmeyenin, hepsini de terk etmek gerekmez.” Ele geçen uygulanır, geçmeyen kısmı için de ayrıca çabalanır.
Son söz, yasama şikayet edeceğine, yetkisini kullansın ve adil kanunlar üretsin. Halk kendilerine dün bunun için oy verdi ve bugün bunun için destek veriyor.

www.cemalnar.com

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.