Tarsus'ta fabrikada yangın çıktı...        Balkanlar kara teslim...        İki sacvı arasındaki fark...        Ağrı'da KCK operasyonunda 10 gözaltı...        "Türkiye bir hukuk devletidir"...        Günün Karikatürleri...        Bakan Bayraktar'dan 'MİT' yorumu...        "Her zamankinden daha iyi"...        Papa 16. Benediktus'tan Suriye yönetimine mesaj...        Bu motor sizi çok şaşırtacak...        Emine Erdoğan açıkladı!...        Anadolu’nun soğuğu akan suyu bile dondurdu...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
M. Emin Parlaktürk
parlakturk@yahoo.com
2010-03-08

Kur'anı Anlamak İçin Meâl Okumak

Hiç şüphe yok ki, İslam'ın ana kaynağı vahiydir.
Ama bunun anlaşılmasına, açıklanmasına ihtiyaç var.

Vahyin anlaşılması için, bunu açıklayan ve hayata geçiren sünnete, bundan başka akla, kıyas ve tecrübelerden elde edilen (içtihat, veri, bilgi, örf gibi) unsurlara da müracaat gereği vardır. Ancak bu taktirde İslam'ı, toplum hayatınına tümüyle yansıyacak bir şekilde anlamış ve anlatmış oluruz.

Bilindiği gibi vahiy dediğimiz Allah'ın ayetlerini en iyi açıklayan yine bizzat Kur'an'ın kendisidir. Bu açıklayıcı Kur'an ayetlerinden başka Kur'an'ı en iyi açıklayan ikinci kaynak, Kur'an'ı pratik hayata taşıyan ve yaşanılan bir şekilde hayata geçiren Rasûlüllah aleyhisselamın sünnetidir. Sünnetsiz bir İslam anlaşılamaz, yaşanamaz.

Akıl ise, islam'ı anlamanın ve yaşamanın olmazsa olmaz şartıdır. Zira akıl, mükellef olmanın bir gereğidir, akıldan yoksun bir insanın dini de, İslam'ı da yoktur.

Bilgiye gelince, İslam dininin kıyamete kadar tüm çağlarda yaşanabilmesi için, kıyas ve tecrübelerle elde edilen bilgileri, verileri ve içtihatları dikkate almak gerekir. Hatta bu bilgilerden istifade edilerek İslâm âlimlerince pek çok hükümler bina edilmiştir, edilecektir. Basit bir örnek verecek olursak, uzman bir hekimin tıp ilmiyle elde ettiği verilere (laboratuvar bilgilerine) dayanarak bir Müslüman, farz olan orucu tutup tutmamayacağı sonucuna ulaşır. Yani fetvaya esas olan, bu tecrübî bilgidir.

Netice olarak İslam bir sistemler bütünüdür. Ana kaynak olan vahyin kılavuzluğunda pek çok faktör, dünyada bireylerin ve toplumların hayat sürmesine müsait bir İslam sistemini oluştururlar.

Sadece Kur'an metnini okuyarak İslam anlaşılabilir mi?
Kur'an-ı Kerim'i sadece Meâli'nden okumak ve anlamak konusunda bugün ifrat ve tefrite kaçıldığını düşünüyorum.

Bir kesim, sünneti, icma ve kıyası (örfü, aklı, tecrübî bilgileri) hiç dikkate almadan sadece Meâl okumanın yeterli olduğunu savunurken, diğer kesim biz cahiliz, anlayamayız, hata ederiz teziyle Kur'an'ın terceme, meâl ve tefsirlerini ısrarla okumaktan kaçınmakta, tâli dînî kaynakları yeterli görmektedir.

Her iki anlayış da isabetli değildir. Sadece Meâl okumak, Kur'an'ı anlamaya yeterli olmaz. Meâl'le beraber mutlaka Kur'an tefsirlerini de okumak gereklidir. Kur'an'ı iyi anlamak için Hz.Peygamber'in sünnetine şiddetle ihtiyacımız var. Hadis alanında elimizde senetleri sağlam sahih bir sünnet ve fıkıh alanında da çok zengin bir kültür mirasımız mevcut. Bunlar bize, Kur'an'ı daha iyi anlamamıza yardımcı olan bilgilerdir. Bunları yok saymak, İslam tarihini, kültür ve medeniyetini inkar etmek demek olur.

Ancak, sahih hadislerin dışında Kur'an ayetleriyle çelişen çok sayıda zayıf ve uydurma hadis metinlerinin, asırlarca müslümanların hayatına yön verdiği de bilinen bir gerçektir. Bu konuda yazılmış (uydurma hadisleri listeleyen) mevzuât kitaplarının varlığı erbabınca malumdur. Sünnet diye bildiğimiz ve sevap umuduyla işlediğimiz pek çok şeyin aslında bid'at olduğu gerçeği hep göz ardı edilmiştir. Bunları her Müslümanın öğrenip hayatından ayıklaması gerekir. Bunu yapmak için de kişinin elbette Kur'an ayetlerini öğrenmesi, anlaması ve kavraması gerekir.

Fıkhî (içtihadî) kaynaklar ve hükümlere gelince, İslam dünyası yüzyıllarca bunlardan istifade etmiş, hatta bunların üzerine yeni bir şeyler koyma ihtiyacı da duymamıştır. Ancak, geçen bunca zaman içinde, bu eski içtihad ve fıkhî hükümlerin önemli bir kısmı güncelliğini kaybetmiştir. Yeni yeni gelişmeler, dünden farklı sosyal olaylar, örfîleşen iktisadî faaliyetler, teknolojik imkânlar, bilimsel buluşlar vs. insanların günlük hayatını doğrudan etkilemekte, böylece ortaya çıkan yeni meseleler, helal-haram noktasında tereddütler doğurmaktadır. İşte Müslüman, yaşadığı bu şüpheli hayatın içinde, İslam'a (Kur'an ve Sünnet'e) uygun bir yaşantı sürdürebilmesi için yeni yeni içtihatlara (fetvalara) ihtiyaç duymaktadır. Dün olmayan, yaşanmayan, düşünülmeyen pek çok mesele, bugün vardır.

Zaten, eski dediğimiz elimizdeki içtihat ve fetvaların hemen hemen hepsi Rasûlüllah (sav) döneminden (en az bir asır) sonra gelen müçtehit imamlarca ve sadece o dönemlerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere verilmiştir. Allah onların hepsinden razı olsun. İslâm dünyası, bin küsûr yıl bu mirası kullandı. Ama hayat durmuyor. Bugün de, yeni içtihatlara, yeni fetvalara ihtiyaç var, çünkü dünya artık eski dünya değil!.

Yapılacak şey, Nass'a (Kur'an ve Sünnet'e) aykırı olmamak kaydıyla Müslümanları günaha girmekten uzaklaştıracak ve hayatı kolaylaştıracak içtihadi hükümler ortaya çıkarmaktır. Bu yapılıyor mu derseniz, istenilen seviyede ve verimde yapılamadığı içindir ki, zaten İslam dünyası şu anda tıkanmış ve çaresizlik içinde bocalamaktadır.

Tüm dünya Müslümanlarına düşen görev, eskiden olduğu gibi çağımızda da, Kur'an ve Sünnet'ten hüküm çıkarabilecek ve İslam'ı asrın idrakine sunabilecek müçtehit imamları ve din âlimlerini yetiştirmek olmalıdır.

Eski âlimler görevlerini fazlasıyla yaptılar, kendi asırlarını aydınlattılar. Hatta ileri görüşleriyle verdikleri bazı fetvalar ve bir kısım içtihatlarla bugün bile bizim yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar.

Şimdi iş, bu asrın âlimlerindedir. Tıkanan meselelerin önünü açmak ve Müslümanları rahatlatmak görevleridir.
Eğer bu tür âlimler yoksa, vebâl hepimizindir.

parlakturk@yahoo.com

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.