En çok bu şehirlerden katılıyorlar!...        Sarkozy'den Türkiye'ye yeni çağrı...        Dolar ve Euro güne nasıl başladı?...        Dolar güne nasıl başladı?...        Karayollarında durum...        Düzce'de kar yağışı devam ediyor...        Çin'de 2012'ni ilk enflasyon rakamları açıklandı...        Türkmenistan, Kazakistan sınırını kapattı...        ASELSAN'da soru işaretleri bitmiyor!...        MİT Müsteşarı İstanbul'da...        PKK'ya büyük darbe...        Meteoroloji'den kuvvetli kar uyarısı...        
USD Alış 1.744 USD AlışUSD Satış 1.756 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.332 Euro SatışAltın Alış 97.0390 Altın AlışAltın Satış 97.5880 Altın  Satış
 
 
17 R.Evvel 1433

9 Şubat Perşembe 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ahmet Kekeç - Star
akekec@stargazete.com
2010-03-11

Dinç Bilgin’in tırnağı olamazsın!

Dinç Bilgin’le kudretli zamanlarında tanışmak mümkün olmadı.

Memleketimizin “iki numaralı” medya patronuydu. Hatta, “bir numara” olma yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerliyordu.

Bir şey oldu...

Rahmetli Özal’la başlayan “transformasyon süreci”ni doğru okuduğu ve yeni değerlerle imtizaç ettiği için, gazetesini kısa sürede statükonun yayın organlarıyla yarışır hale getirmiş; tiraj, etkinlik ve saygınlık kazandırmıştı.

Süreç içinde bir de televizyon sahibi olmuştu.

Sonra bir şey oldu...

Kendisini var eden değerlerle ters düştü...

Kısa sürede “münkir” bir çizgiye geldi ve varlığını statükonun varlığına adamış geleneksel “Babıali gazeteciliği”ne döndü.

Bu kırılma noktasının adı 28 Şubat’tır.

Dinç Bilgin’in gazeteleri ve televizyonu, tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat sürecinde hiç iyi bir sınav vermedi. Denilebilirse, yayın organlarını “darbenin tedvirine memur yazdı...”

Dinç Bey böyleydi de, Aydın Doğan farklı mıydı?

Muhterem Aydın Doğan, yıllar sonra, bir yabancı gazeteciye verdiği demeçte, kendi ahvalini şöyle özetliyordu: “1997 yılında ordunun baskısı sonucu istifaya zorlanan koalisyon hükümetine karşı benim medya organlarım savaş verdi.”

Bunu bir itiraf mı saymak lazım?

Daha doğrusu, “nedamet” getirdiği için mi böyle konuşuyordu?

Hayır...

Bilakis “övünç” duyuyordu üstlendiği rolden ve geleneksel misyonunu hatırlatıyordu.

Demek istiyordu ki, “Yine olsa, yine savaşırım...”

Dediği gibi de yaptı:

Savaşına kaldığı yerden devam etti. TBMM’den çıkan meşru hükümete karşı en “kuraldışı vuruşlar”, Doğan Grubu’ndan gel

miştir.
Bu grup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na “delil” üretmek, parlamentoyu “kaosun kaynağı” ilan etmek, darbe hazırlıklarını hiç görmemek, siyasi cinayetlere gözünü kapatmak, Ergenekon taifesine mazeret üretmek gibi harika “gazetecilik başarıları”na imza atmıştır.

Bir ara “Malezyalaşıyoruz” geyiğine sardırdılar.

Buradan ekmek çıkmayınca, “mahalle baskısı” jargonuna geçiş yaptılar.

Bunu da yediremeyince “sivil dikta” lafında karar kıldılar.

Muhalefetlerini şimdi “sivil dikta” üzerinden yürütüyorlar. Ne zaman bir Doğan Grubu gazetesi okusanız, içinde “sivil dikta” lafı geçen üç beş köşe yazısıyla karşılaşıyorsunuz. Ne zaman bir Doğan Grubu televizyonu izleseniz, mutlaka “sivil dikta” meselesinin tartışıldığı bir programla teşerrüf ediyorsunuz...

Hayırlısıyla “rafineri izni” çıksaydı, imar meselesi halledilseydi, “vergi kaçakçılığına” göz yumulsaydı böyle mi olacaktı? Neyse, konuşturmayın adamı...

Kudretli zamanlarında tanışamadığım Dinç Bilgin’le, “düşmüş” yahut düşürülmüş zamanlarında tanıştım... Birkaç kez yemek yedik. Evine gittim. Uzun uzun sohbet ettik.

Hemen söyleyeyim:

İtiraflarında ve beyanlarında samimi buldum onu.

Dinç Bey, üstelik, okuyan, izleyen, zihnini diri tutmaya çalışan, siyasi kavrayışı yüksek ve mutlaka istifade edilmesi gerekli bir gazeteci. Belki de türünün son örneği.

Hiçbir şey değilse, çıkıp, “Yanlış yaptım, hatalıydım” diyor...

Bunu diyebiliyor.

Peki, hem “geleneksel yanlış”ta ısrar edip, hem “Dinç Bilgin sövgüsü”nde yarışanları nereye koymalı?

Dinç Bilgin’in tırnağı olsunlar bari!

 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Cemal Nar İşkence Ve Devlet
M. Emin Parlaktürk Senegalli Musa Sow ve Dindar Savcı
Hüseyin Deniz Bankaların bu sene karnı çok ağrıyacak
Şevket Tandoğan SELAM
Mezhepler
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Vicdan ile cüzdan arasında sıkışmak!
Mustafa Durdu Dindar CHP ve şürekâsı
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 32
Güneş
7 00
Öğlen
12 25
İkindi
15 10
Akşam
17 38
Yatsı
18 59
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Ali Karahasanoğlu ‘Tinerci olmadım’ diyen Hasan dayı, o kitabındakiler neydi? Şöyle varsayın..
Hasan Karakaya Fidan’a KCK soruşturması... Bu işte bir MİT yeniği var!
Abdurrahman Dilipak Aydın ve münevver farkı
D.Mehmet Doğan Tekniği putlaştırıyor muyuz?
Yener Dönmez Ergenekon’un Wikileaks Üzerinden Başlattığı Operasyon
Ahmet Varol Bir Yanda Kar, Bir Yanda Kan Var
M. Şevket Eygi Laikçi Yobazlar!
Süleyman Yaşar Faiz lobisinin beş yıllık maliyeti 52 milyar lira
Aziz Üstel Kontrgerilla'nın atası Teşkilat-ı Mahsusa
Belkıs İbrahimhakkıoğlu ‘Mâbet ve Millet’
Hayrettin Karaman Dindar nesil yetiştirmek
Engin Ardıç Zevzeklik muhalefet değildir
Fatma Tuncer Mahremiyeti zedeliyor
Hüseyin Öztürk Beşşar Esed ve Selâhaddin Eyyûbi’nin Mirası
Ali Ferşadoğlu Risâle-i Nur'da edebî sanatlar ve sadeleştirme
Zeki Ceyhan Zulme karşı çıkmak!
Haşmet Babaoğlu Bizim şehirlerimiz
Mehmet Şeker Bir sonraki düğün
Mehmet Barlas İktidarlar kendi alternatiflerini kendileri yaratır...
Abdulkadir Özkan Tren kazası ve zaman aşımı
Emre Aköz "Dokunan yanar"
Fehmi Koru Siyasi akıl ile istismarı karıştırıyor CHP
Rahim Er Kanı durdurmak
Ebubekir Sifil Modernizme kelamî bakış
Şahin Alpay Kürtçe bir medeniyet dilidir
Faruk Çakır İyisi mi siz 'din dersi'ni savunun!
Serdar Demirel ‘Şiî yayılmacılığı’ meselesi
Nusret Çiçek İslam’ı hayatımızdan dışlamak projesi
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.
Nisa Suresi 149. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teala hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
Müslim, Tevbe, 9
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.