O savcı ilk defa konuştu...        Vadi'de yayınlanan 9 kişilik ölüm listesi...        Kendi hesabına çalışan kadınlar sigortalı olacak...        Almanya, İsrail'i İran'a saldırmaması konusunda uyardı...        Depremzedeler çadır kentleri boşaltıyor...        Haraç vermeyen market sahibinin kafasını kesti...        Kaddafi'nin oğlundan tehdit...        İtalya'da soğuklar dolayı 1 ayda 45 kişi öldü...        'Başbakan'ın izni olmadan çağırmak doğru değil'...        Savcı Sarıkaya'ya dosyadan el çektirildi...        Çığ, Zap suyunu kesti...        Kılıçdaroğlu'dan Erdoğan'a 'geçmiş olsun' telefonu...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
19 R.Evvel 1433

11 Şubat Cumartesi 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Sibel Eraslan - Star
sibeleraslan@stargazete.com
2010-03-12

Siyasetin kadın yüzü...

Bizler icraatın içindeki erkek siyasetçileri görüyoruz hep. Onları yazıyor, onları konuşuyoruz, bazen destekleyip bazense eleştiriyoruz. Ama bir de siyasi aktörlerin pek bilmediğimiz yüzü var ki, orada kadınlar duruyor.
Özellikle gündemde ve polemik çemberinin hep içindeki bazı politikacılarsa neredeyse insan-dışı bir statüde, haberlere, ajanslara bakarsanız... Hatta giderek zihnimizde sanki birer iş makinesi veya sağlam taştan, kayadan inşa edilmiş, yıkılmaz heykeller gibi onlar. Sürekli medyatik dikkatin merceği altındalar, optik bir kuşatmayla onları sadece gördükleri işten ibaret varsayıyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin siyasilere yüklediği ağır misyon, şüphesiz toplumsal refahın, teknik gelişimin, hizmet sektörlerinin iyileştirilmesi için yoğunlaşmış büyük beklentilerle alakalı... Buna bir de bizim gibi demokrasi deneyimi zaman zaman kesintilere uğramış olmak kaderi de eklenince... Siyasileri, gerilimi yüksek bir sırat köprüsünde ve ellerinde sihirli değnekle tahayyül ediyoruz. Onlar her şart altında başarmalı, onlar haklı haksız her türden serzenişimize cevap vermeli, onlar; yukarıda Allah yeryüzünde onlar mesabesinde her daim yüksek hizmet beklentimizin cevabı olmalı, gibi bir bakış... Mükemmelciyiz, atılımcıyız, ciddi beklentilerimiz var geleceğe dair...
Tüm bunlar, siyaseti olduğundan daha sert ve erkeksi kurallara göre işleyen, hatta zehir zemberek bir sınava dönüştürüyor. “Bu söz onu çok güldürdü” veya “Bu söz karşısında gözleri yaşardı” şeklindeki politikacı haberleri, ülkemizde halen reytingi en yüksek haberlerdendir mesela. Biz, politikayla uğraşanların asla gülmeyeceğine ya da asla ağlamayacağına şartlanmış bir milletiz... Politikacının eşine de benzer koşullarda bakarız, çoğu kez basında gözükmemesini veya gözüküyorsa da kurallara uygun kısmıyla (o kurallar pek belli değildir gerçi, işimize nasıl gelirse öyle yazar çizeriz) gözükmesini bekleriz...
6 Mart 2010 günü Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek’in tertip ettiği Kadınlar Günü kutlamasında hep bu şablonları tarttım zihnimde. Melih Gökçek başarılı icraatları ile olduğu kadar, siyasi polemik konusunda da sürekli gündemde olan bir siyasetçi... Yine herkesten evvel kutladığı Kadınlar Günü ile, enformatik bir atağa imza atmıştı. Salondaki yaklaşık bin civarında kadını görünce, heyecanlanmamak imkansızdı. Ama Melih Gökçek, sanırım o gün hayatının en uzun suskunluk gününü de yaşıyordu. Eşi Nevin Gökçek, basının eline düşmemeyi başarmış nadir politikacı eşlerinden birisi olarak, kendi hazırladığı konuşmayı, başarıyla ve en içten haliyle sundu. Tarihten günümüze çizdiği kadınlık rasatında, kadının hayat adına kurucu unsur olduğunu ifade eden görkemli bir konuşmaydı. Nevin Hanım Ankara’da sevilen ve başarılı bulunan öğretmenlik kariyerinin yanı sıra, sosyal yardımlaşma ve dayanışma konusunda öncü isimlerden. Gece gündüz çalmadığı yoksul kapısı bırakmayan, ulaşamadığı yetim, dul, kimsesiz, sahipsiz kişi bırakmayan bir kimlik. Dahası bu yapısı, salt eşinin politik kimliği ile ilintili değil, Melih Bey’den önce de Ankaralılar onu yakınen tanır ve severdi... Sahneye tekerlekli sandalyeleriyle çıkan kadınlar, hayata tutunmanın, yaşam mücadelesinin ve helal lokma bilincinin, emeğin, fedakarlığın simgesiydi ve hepsi de Nevin Gökçek tarafından fark edilerek desteklenmiş kişilerdi...
Programdan beraber çıktığımız Semiha Yıldırım da bir öğretmendi... Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Hanım da siyasi gündemin görünmeyen kahramanlarındandır. Onun kendini tevazu gereği saklayarak yürüttüğü yardım ve dayanışma faaliyetleri de siyasetin görünmeyen yüzü dediğimiz kısmına taalluk ediyor. Kendisiyle doksanlık bir ninenin elini öpmeye, halini hatırını sormaya gittik. Belki sizler onu yeterince tanımıyorsunuz. Ama yaşlı ve ailelerinden uzakta kimselerin kaldığı huzurevlerinin her daim beklenen, yolu gözlenen kişisidir o... İhtiyarlara, yetim kızlara, kimsesizlere diktirdiği iç çamaşırları, giysileri kontrol ettik beraberce. Doğu ve Güneydoğu’dan lise okumaya gelmiş, himayesindeki kızları ziyaret edecekti Semiha Hanım. “Yolumu gözlerler şimdi” dediği sahipsiz ihtiyarları o kadar çok seviyor ki, bu yaşlı nine ve dedeler, o geldiği zaman onunla konuşmak, koluna girip sohbet etmek için birbiriyle yarışırmış, hatta bazen mızıkçılık çıkaranları bile olurmuş... Anadolu kadınına has geniş yüreği, misafirperverliği ve hatırnazlığı, onun saygıdeğer öğretmen kimliğine, Bakan eşi olmasına, asla yük olmamış bir hanımdır Semiha Hanım... Ondaki hayat tecrübesi ve hayat bilgisi, hep dikkatimi çekmiştir, örnek aldığım, saygıdeğer bir kadındır.
Politikacıların eşlerini çoğu kez ya süs bebeği misali algılıyoruz veya ikincilleştirilmiş, susturulmuş puslu camlardan etkisiz bir halde geçiştiriyoruz... Oysa “madalyonun arkası” var bir de... Kadın tarihi araştırmalarımda hayretle fark ettiğim pek de yazıya dönüşmemiş bir yüzdür bu... Mesela İstanbul’un tarihi mimari topografyası, adını sanını bilmediğimiz kadın Sultanlar, Prensesler, Hasekiler tarafından belirlenmiştir. Erkekler hüküm sürüp, savaş, barış ve siyasetle uğraşırken, halkla ilişkiler, hep kadınların hayrat ve vakfıyeleri üzerinden inşa olmuştur... Benzeri durumu halen yaşıyoruz...
Mevcut siyasi başarıyı ve halk desteğini tüm hakikatiyle algılamak isteyen araştırmacıların, Semiha Yıldırım ve Nevin Gökçek gibi isimsiz kahramanların izini sürmesi gerekiyor. Çünkü onlar, “kimsesizlerin kimsesi” olmaya adanmış ömürleriyle siyasetin bilinmeyen kadın yüzünü çiziyorlar. Gönülleri, tek tek çaldıkları kapıları, tevazu ile, dervişane halleriyle açıyorlar...



 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 30
Güneş
6 58
Öğlen
12 25
İkindi
15 12
Akşam
17 41
Yatsı
19 01
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya MİT’e operasyon hikâye... Asıl hedef Hakan Fidan!
Abdurrahman Dilipak Şimdi ne olacak?
Ali Karahasanoğlu “MİT’çiler”i, “Tansu Çiller” yapan Başbakan adayı!
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Ahmet Varol Doha Ümidin Kapısı Olabilecek mi?
Ahmet Turan Alkan Püfür püfür havalarda çatır çatır namazlar...
M. Şevket Eygi Nasıl bir Dindar Gençlik
Erdal Şafak Takside sohbet
Osman Tanburacı Suçlu ayağa kalk!
Yavuz Bahadıroğlu Sabah andı ve “muhafız” psikolojisi
Serdar Arseven TRT Türk’te neler oluyor?..
Aziz Üstel Mustafa Kemal'e İngiliz suikastı!
Engin Ardıç Parti uyduramadık, halk verelim
Fatma Tuncer Zayıf getiren çocuğa baskı yapmayın
Ali Ferşadoğlu Sadeleştirme neyin eseri?
Mahmut Övür MİT kavgasının şifreleri
Haşmet Babaoğlu Gitgide cıvıklaşan bir gün için alternatif öneri!
Mehmet Barlas Gerçekten bir başkadır benim memleketim...
Taha Kıvanç Bu kavgada benim tarafım yok
Abdulkadir Özkan Yasal çelişki ve özel yetki
Emre Aköz Önce büyük resme bak
Fehmi Koru Olağanüstüden olağana geçiş yolu
Resul Tosun Patagonya'da bile olmayacak bir iş
Şahin Alpay Otoriterleşme mi, yoksa otorite zaafı mı?
Ebubekir Sifil Okuyucu soruları1 Kertenkele Hadisi1
Faruk Çakır Rusya dinsiz kalamazken...
Ömer Üründül Karaman'dan altın tepside ikram
Mevlüt Özcan Deliler ve Çeşitleri
LütfüOflaz'la Sohbet Diktatörün ABD uşağı olanını seviyorlar!
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.