Fenerbahçe'ye Karabük darbesi!...        Filistinli tutuklular açlık grevine başladı...        "Belediye başkanını elinizden alıyorlar"...        Kaldırımda yürürken otomobil çarptı...        "İran'ın kapasitesini ciddiye alıyorum"...        Beşiktaş, Portekiz'de...        Fransa'da heykel krizi...        Karabükspor-Fenerbahçe maçından notlar...        Atina'daki kritik oylama...        Arap Birliği'nden FLAŞ karar!...        Yunanistan'da gösteriler şiddetleniyor...        Konyaspor: 1 - Bucaspor: 0...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
D.Mehmet Doğan - Yeni Akit
2010-03-12

“Dil Kurumunda türkçe bilen var” diyebilir miyiz?

Dille ilgili, Dil Kurumu ile ilgili bir yazı yazdık. “Dil Kurumunda türkçe bilen kalmadı mı?” sorusunu sorduk. Cevap gelmeyince, “sükut ikrardan gelir” makamında bir yazı daha yazdık: “Dil Kurumunda türkçe bilen kalmamış” diye.
TDK Başkanı aradı, her iki yazıya da cevap vereceklerini söyledi. Ben de cevaplarını değerlendireceğimi belirttim. İlk cevap geldi, esasen tamamını yayınlamak isterdim. Maalesef yerimiz müsait değil. Cevabın esasını yansıtmaya çalışacağım.
Cevap, Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü’nün “Sunuş” yazısını yazan Prof. Dr. Cahit Kalkan’ın imzasını taşıyor.
Sözlüğün TDK’nın bilim alanlarında yabancı terimlerin yerine türkçe karşılıklarının kullanılmasını yaygınlaştırmak amaçlı çalışmalarından biri olduğu, ismin alanın uzmanlarınca verildiği, veteriner hekimlikte başta latince, ingilizce olmak üzere yabancı kökenli terimlerin yaygın olarak kullanıldığı, söz konusu çalışmada varsa öncelikle terimin türkçesinin tercih edildiği, türkçe karşılığı olmayan yabancı terimlerin türkçede yaygınlaşmış okunuş biçimlerine yer verildiği, “Veteriner terimleri sözlüğünü latince bir sözlük olarak okuyabilirsiniz” yaklaşımına katılmanın mümkün olmadığı belirtiliyor. Veteriner hekimlik alanında bu sözlüğün türkçe yayın olarak bir ilk olduğu da ifade ediliyor.
Tabiî ki bu sözlüğe emeği geçenler, iyi niyetle ve ellerinden geleni yaparak bir eser ortaya koymuşlar; bu kadar büyük bir kitapta hatalar, kusurlar ve noksanlar da olabilir. Buna bir itirazımız yok. Bizim itirazımız esastan.
TDK türkçenin “yabancı” kavrayışını değiştirdi. 1930’lara kadar, dilimizde kullanılan arapça ve farsça terimler yabancı sayılmazdı. Çünkü bu terimleri yapanlar bizlerdik, medeniyet dairemiz aynıydı. Batıda latince köklü terimler yapıldığı gibi Osmanlılar da esas olarak arapça esaslı, olmadığında farsca ve türkçe kaynaklı ıstılahlar/terimler yaptılar. Şimdi bunlar yabancı sayılıyordu. Bu sefer latince köklerden yapılmış terimler yabancı sayılmamaya başlandı. İşte “ulusal dil” anlayışı! Daha da ötesi yapıldı: Dil devrimi sırasında Osmanlıların bir yüzyılda türkçeleştirdiği tıp terminolojisi terk edildi, latinceye geçildi.
Bu uygulama aslında, gelecekle ilgili ipuçları veriyordu. Başka bir söyleyişle, dil devriminin gizli amacını ortaya koyuyordu: Günlük dil türkçe olsa bile, ilim dili latince olacak! Dil devriminin nihaî amacı, ilim dilini, en azından terminolojisini latinceleştirmekti. Bugün buna çok yaklaşıldı.
Asıl yapılması gereken, 19. yüzyıldan itibaren oluşturulan ilim ıstılahlarını koruyarak yeni terimlerin üretilmesiydi. Osmanlıca ıstılahlar reddedildi, öztürkçe terimler yerleştirilemedi ve sonuçta, latince ve ingilizce terimlerin yaygınlaşmasına zemin hazırlandı.
Veteriner sözlüğünü hazırlayanların Osmanlı birikimi konusunda hiç bir bilgileri ve çalışmaları olmadığı anlaşılıyor. Böyle bir şey olsa idi, en azından Osmanlı tıp terimlerini ihtiva eden sözlüklerin bibliyografyada bulunması gerekirdi. Divanü Lügati’t-Türk de dâhil yüzlerce kaynaktan yararlanıldığı cevapta belirtiliyor. Kitapta 8 sayfa kaynaklar (kitabiyat) var. Bir punduna getirilip mevcut TDK başkanın ismi başa konulmuş. Yazım Kılavuzu ve Türkçe Sözlük’ün tek müellifi gibi gösterilerek…
Türkçe sözlük 1945’ten beri yayınlanıyor. Başta M. Ali Ağakay olmak üzere bu esere hizmeti geçen çok sayıda şahsiyet var. Mevcut TDK başkanının bu sözlüğün başında isminin olması görevinden ötürüdür. Sözlük ve Kılavuz, Kurumundur. Bibliyografyalarda da böyle yer alır. Fakat başkana yaranmak isteyen sözlükçüler böyle bir yol tutmuş, Başkan da bundan hoşnutluk duymuş olmalı ki, göz yummuş!
Veterinerlik terimleri sözlüğünün bibliyografyasında Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Felsefe Terimleri sözlüğü, Etiğe Giriş, Bilim Felsefesi gibi kitaplar bulunmasına rağmen, bir tek bile Osmanlı tıp terimleri ile ilgili kaynak yer almamaktadır!
Cevapta, “Ön Söz’deki birkaç cümlede bulunan yanlışlıklar ise maalesef yoğun sözlük çalışması sırasında gözden kaçmış dizgi yanlışlarıdır. 1904 sayfalık bir çalışmada bu tür yazım yanlışlarının olması kaçınılmazdır. Aynı durum, bu sözlüğü eleştirmek amacıyla kaleme aldığınız yaklaşık iki yüz kelimelik yazınızda da görülmektedir” deniliyor.
Biz bu türkçe yanlışlarının yazım veya dizgi yanlışı olarak gösterilemeyeceği kanaatindeyiz. Bunun için de sözlük hazırlayıcılarını değil, yayıncıyı, Kurumu kusurlu buluyoruz. Dil kurumunun yayınladığı bir kitabın sunuşunda ilköğretim öğrencilerinin dahi yapmaması gereken türkçe yanlışları bulunuyorsa, burada durmak lâzımdır.
Bu açıklamadan sonra “Dil Kurumunda türkçe bilen var mı?” sorusuna okuyucularımız tatminkâr bir cevap verebilirler mi acaba?


 
 
 
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.