CHP'li muhalifler taktik değiştirdi  ...        Tarsus'ta Kaza: 1 Ölü, 4 Yaralı...        Trafik Polisleri Kaza Yaptı: 5 Yaralı...        Düzce'de Yangın: 1 Ölü...        NATO Türkiye'ye rağmen İsrail'e kapılarını açacak...        Sınırda hava hareketliliği...        Davutoğlu, Ban Ki-mun ile görüştü...        Dilmen'den Aydınlar açıklaması...        İsrail'in Hedefi Hakan Fidan...        Dinsiz gençlik uyuşturucu ve fuhuş batağına saplanır...        CHP'nin din anlayışı...        Kenan Paşa’ya yalvar...        
USD Alış 1.758 USD AlışUSD Satış 1.770 USD SatışEuro Alış 2.318 Euro AlışEuro Satış 2.335 Euro SatışAltın Alış 97.3140 Altın AlışAltın Satış 97.7520 Altın  Satış
 
 
20 R.Evvel 1433

12 Şubat Pazar 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Hasan Aksay - Yeni Akit
2010-03-12

Halkından korkan parti olur mu?

Referandum, halkın siyasi kararını, aracısız, vekaletsiz ortaya koyma imkanıdır. Siyasi partiler, halkın dilek ve temennilerini, ona uygun bir şekilde yerine getirme taahhüt ve gayretiyle hayat bulan kurumlardır. Bu hüviyetiyle, milletin gönül sarayıdır. İnsan, kendi evi ve vicdanından; partiler milletten kaçamaz.
İkinci önemli nokta, referandum, siyasi partilerin millet vicdanı ve beklentileri ile ne derece uyumlu olduklarını gösteren bir imkandır. Vekil, müvekkilinden kopuk, kendi emel ve arzuları peşinde koşamaz. “Millet konuşmasın, ben onun adına konuşurum” diyenden millete vekil; böyle bir cemiyetten, parti olmaz.
Baykal, “Şu nedenlerle referanduma gerek yok” diyemiyor. Tehdit ediyor. “Kötü olur” diyor. “TBMM, Cumhurbaşkanını seçemez”; “Ben kime ‘saygın kimse’ dersem ona suç isnat edilemez, yargılanamaz” türü garipliklerden yenisi bu.
Referandum, millet meydanıdır. Milletle istişare ve kararı millete bırakmaktır. Millet düşünce ve emellerinden habersiz parti, ancak huzursuzluk nedeni olur. Hizmetleri engeller. Psikolojisine böyle ters meslek seçenler, en büyük zararı kendilerine verirler.
Baykal’dan yeni bir tehdit. Bugüne kadar, “Yok. Olamaz. Saygın insandır, suç isnat edilemez” derken, birden bire bütün üst rütbeleri itham gibi, bugüne kadarki tavrının tam tersi itham için yol aralayan bir alana yönelir gibi. Bu işi durup dururken de yapmıyor. Bozuk saatin günde iki defa, zamanı doğru göstermesi gibi, önemli yardımcısı Kılıçdaroğlu’nu, ilk defa yanlışından dolayı tersliyor. “Genel af saçmalığını” reddediyor. “Doğru söylüyor” dedirtiyor. Bu arada, güya bugüne kadar “ıslak imza”ya hiç inanmamış da ancak şimdi şüpheleniyormuş gibi, “Eğer Albay Çiçek’in imzası gerçekse, bütün üst rütbeliler suçludur.” Hani, “saygın insanlara suç isnat edilemez” kuralı!
Bazı kimseler, bu ithamı “Baykal bile meselenin vahametini anladı. Geniş bir sahada viraj alıyor” diye yorumluyor. Olabilir. Normal olan da, ister geniş virajla, ister başka türlü olsun yanlıştan dönmektir. Ortaya dökülen bunca bilgi ve silahlara rağmen, hâlâ kuru inkarın çıkmaz sokak olduğunu görmeyip, öfkeyle tehdit olur şey değil. Viraj geniş alınırsa, dönüş, inat görüntüsünden kurtarılabilir. Bu bakımdan “geniş viraj”ın, gerçekle hiçbir alakası olmasa da, dönüş için suni gerekçe imkanı sağlar.
Hakkı kabul, gerçeğe dönüş temenni edilse de, Baykal’ın ifadesinde yine tehdit yönü daha ağırdır. “Gelin vakit varken benim avukatlık bürosuna eleman olun. Bu yaş imza bir kabul edilirse, hepiniz yanarsınız” tehdidi... Sanki suç ve suçluyu deliller ve yargı değil de kendi belirliyor. Ve karşısındakiler hemen inanacak çocuklar.
Ümraniye’de ortaya çıkan bomba deposundan, Danıştay saldırısı gibi inkarı ve tevili imkansız olaylarla başlayan tahkikat ve mahkeme kararlarıyla gelinen noktada hâlâ ETÖ davasını basit bir iddia imiş gibi göstermeye kimsenin gücü yetmez. Binlerce sayfalık dosyalar, karadan, denizden adeta fışkıran silahlar, “bu boru, boru” lav silahları, bundan sonra nasıl gizlenebilir?
Sanıkların bir kısmı yurt dışında dolaşıyor. Bir kısmı susma hakkını kullanıyor. Bir kısmı, savunma diye tehdit savuruyor. Ücretli-ücretsiz, resmi gayri resmi bunca avukat savunma yerine propaganda yapıyor. Olaylar, savunma cephesini tekzip ediyor.
Şimdi Ankara Gölbaşı’nda bir kamyon dolusu silah... 900 adet el bombası... Araç sivil plakalı... Silahlar kutularında değil, A-4 kağıt koliler içinde... Bunlar ne?
Gerçeklerden kaçılamaz. Kaçmak isteyen çıkmaz sokağa düşer. Boşa yorulur. En kötü şartlarda teslim olmak zorunda kalır. Tarih, bu dersin öğretisidir.


 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Arzu Erdoğral Uludere’den ifadeye Fidan kimin hedefinde?
Cemal Nar Peygamber İkinci Adam Olamaz
M. Emin Parlaktürk Yeni Bir Eser: “Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri”
Ahmet Türk Zamane "Our Boys" Tükendi mi? Uykuda mı?
Ali İlbey Kâzım Karabekir Paşa ve Kahramanmaraş
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Dostum Necati nasıl öldü?
 Feyzullah Birışık Şeytanı donduran söz!
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 29
Güneş
6 57
Öğlen
12 25
İkindi
15 13
Akşam
17 42
Yatsı
19 02
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Bir PKK'lının itirafları... Ve Şeyh Said-Öcalan analizi!
Abdurrahman Dilipak Çok sayıda istihbaratçının canı yanabilir
Ali Karahasanoğlu Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..
Abdurrahim Karakoç Beyaz orkide
Yener Dönmez Mesele PKK Masası
Asım Yenihaber Sanal âlemin en kıralı!
Mustafa Özcan Adonis ve Afrodit
Ahmet Turan Alkan Bu senaryo Türk sinemasına armağanım olsun
M. Şevket Eygi Dönen Dolaplar
Erdal Şafak Cesaret
Kıvanç Tığlı Okulda başarı için öneriler
Osman Tanburacı Atan galip
Faruk Köse Laiklik kimlerin ortak paydası?
Mehmet Talu Umrenin tarifi, hükmü ve önemi 9
Serdar Arseven Numan Kurtulmuş: O kayıktan derhal inin!
Belkıs İbrahimhakkıoğlu İnsan yetiştirmek
Hayrettin Karaman Anayasa ve din eğitimi
Engin Ardıç Lafının ardında dur
Fatma Tuncer Nasıl bir gençlik hedefliyoruz? 1
Mahmut Övür Taksim'de 'cami-kışla' paradoksu
Haşmet Babaoğlu Pazar notları: Pilot kabini boş!
Mehmet Barlas Acaba Kılıçdaroğlu Çiller'den özür diledi mi?
Emre Aköz Yoksa Kemalistler 'Kurt Kanunu'nu sabote mi etti?
Yusuf Kaplan Kir ve arınma
Fehmi Koru Gökten üç elma düştü
Ersoy Dede Tütün baronlarının oyunları
Faruk Çakır Din dersi var, mescid niye yok?
Serdar Demirel Sünnîler Şia karşısında donanımsız mıdır?
Ahmet Çakır Oynamadan kazanmak daha da önemlidir
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Şüphesiz ki bu Kur'ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler.
İsra Suresi 9. Ayet
 
 BİR HADİS
"Muhakkak ki, en güzel söz Allah'ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (sav)'in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır. Size vade dilen mutlaka yerine gelecektir. Siz Allah'ı aciz bırakamazsınız."
Buhari, İ'tisam 2
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.