Çukurca'da saldırı: 1 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı...        Konya'da otobüs devrildi: 1 ölü, 20 yaralı...        Konya'da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 20 yaralı...        CHP’de kazan kaynıyor...        Ahmedinejad'a ifade şoku!...        Sonunda değerini ve kalitesini anladılar...        Tarım makinaları üreten fabrika alev alev yandı...        Mısır'da asker 30 Haziran'da çekiliyor...        ABD'de idam mahkumu infaz edildi...        Evleri yanan iki aile yardım bekliyor...        Çanakkale geceyi karanlıkta geçirdi...        Çukurca'da şiddetli çatışmalar...        
USD Alış 1.739 USD AlışUSD Satış 1.751 USD SatışEuro Alış 2.313 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 97.1490 Altın AlışAltın Satış 97.6970 Altın  Satış
 
 
17 R.Evvel 1433

9 Şubat Perşembe 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ahmet Varol - Yeni Akit
2010-03-12

Nobel’in Barış Anlayışı

Bu günlerde Nobel Barış Ödülü adaylarının açıklanması münasebetiyle bu konu uluslararası alanda yeniden gündem mevzusu.
Nobel ödülleri farklı alanlarda veriliyor. Edebiyat, ekonomi, tıp, fizik, kimya ve barış. Fakat en çok siyasi boyutu olan “barış” ödülü olduğundan en fazla tartışmalara konu oluyor. Edebiyat ödülünde de belli bir mesajın öne çıkarılması ve dünya kamuoyuna kabul ettirilmesi amacı söz konusu olduğundan tartışmalara konu olmaktadır. Diğerlerinde daha çok bilimsel çabalar ve başarılar esas alınıyor olsa da yine belli çalışmaların ve kişilerin bayraklaştırılması hedeflenmektedir.
Bu ödüller 1833’te İsveç Stcokholm’de doğan ve 1896’da İtalya’da ölen Alfred Nobel’in kurduğu bir dernek adına veriliyor. Bugün adayların kabulü ve ödül alacak kişilerin belirlenmesi çalışmaları Oslo’daki Norveç Nobel Komitesi tarafından yürütülüyor.
Ödüllerin Alfred Nobel’in vasiyeti doğrultusunda, belirlenen dallarda insanlığa hizmet kriterine göre verildiği iddia ediliyor. Dolayısıyla ödüllendirmeye layık görülen çalışmalarda insanlığın bir bütün olarak ele alınması ve hizmette de bu yaklaşımın öne çıkarılması esas olmalıdır. Fakat 125 yıla varan bu ödüllendirme geleneğinin tarihini incelediğimizde böyle bir anlayışın hâkim olmadığını görürüz. Üzerinde duracağımız örnekler de bunu ortaya koyuyor.
Verilen bilgilere göre bu yıl Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilenlerin sayısı rekora ulaştı. Kişi ve kurum olarak aday gösterilenlerin sayısı 237’yi buldu. Geçen yıl aday gösterilenlerin sayısı ise 205 idi. İlginç olan bir şey de bu yıl kurumsal olarak aday gösterilenlerin arasında Internet’in de yer alması. Internet böyle bir ödüle lâyık görülürse sahibi kim olacak bilmiyoruz. Her ne kadar Internet’in kâşifi veya kâşifleri olsa da bugün kitleselleşmiş, genel anlamda insanlığa katkısı belli bir kişiye ve kuruma mal edilemeyecek hizmet sektörü vasfını kazanmış durumda.
Nobel Barış Ödülü’nün sahibinin belirlenmesinde öne çıkan anlayışın tanınması için örnek olarak birkaç ödül sahibinden söz etmek istiyoruz. 125 yıllık geçmişe sahip bir ödüllendirme geleneğinde ödül alanların tümü hakkında bilgi verilmesi ve fikir beyan edilmesi çok geniş çaplı bir dosya hazırlanmasını gerektirdiğinden sadece birkaç örnekle yetinmek zorundayız. Ama diğerlerinin de gözden geçirilmesi durumunda aynı anlayışın belirleyici etken olduğu dikkatten kaçmayacaktır.
1994’te Nobel Barış Ödülü’ne lâyık görülen kişi işgalci Siyonist devletin Başbakanı İzak Rabin’di. Oysa bu kişi, vatanlarını ve onurlarını savunmak amacıyla işgalci saldırgan askerlere taş atan çocukların kollarının kırılmasını tavsiye eden kişiydi. O yüzden uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından Kemik Kıran Rabin olarak adlandırılmıştı ve bu adla tarihe geçti. Birinci intifadanın başlamasının üçüncü yıldönümü münasebetiyle düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Aralık 1990’da Amman’a gittiğimde Rabin’in tavsiyesiyle kol ve bacak kemikleri kırıldığı için tedavi amacıyla Amman’a getirilen çocuklardan bazılarını kendim gözlerimle gördüm.
Rabin’in böyle bir ödüle lâyık görülmesinin gerekçesi ise 1993’te Oslo İlkeler Anlaşması’nı kabul etmesiydi. Oysa bu anlaşma bölgeye barış getirmediği gibi gerçekte barışı hedefleyen bir anlaşma da değildi. Filistinlilerin gasp edilmiş hakları üzerindeki gayri meşru Siyonist işgali meşrulaştırmak ve Filistinlilerin haklı direnişini uluslararası platformda dayanaksız hale getirmek, böylece Siyonistlerin bu direnişi “terör” olarak kabul ettirme çabalarına zemin hazırlamak amacıyla imzalanmış anlaşmaydı. Siyonist işgalle hakları gasp edilen ve mağdur edilen Filistin halkı da zaten bu anlaşmayı kabul etmediği için fiili olarak barışın sağlanması için şartların oluşmayacağı biliniyordu.
Fakat uluslararası emperyalizm söz konusu anlaşmayı dünya kamuoyuna kabul ettirmek, sevimli göstermek, böylece Filistin’de artık barışın sağlandığı, fiili direnişin gerekçesinin ortadan kalktığı kanaati uyandırmak amacıyla böyle bir ödüllendirme yoluna gitti. Ödüllendirmenin en önemli amaçlarından biri de “Kemik Kıran Rabin” isimlendirmesiyle kamuoyu nezdinde iyice imajı kötüleşen Rabin’in bu imajını düzeltmek ve onu sevimli göstermeye çalışmaktı. Tıpkı Sabra ve Şatilla katliamlarının sorumlusu olmasından dolayı “Beyrut Kasabı” adıyla tarihe geçen Ariel Şaron’un imajını düzeltme amacıyla uluslararası boyutta yürütülen medyatik faaliyetlerde olduğu gibi.
Nobel Barış Ödülü’ne layık görülenlerin diğer bazı örneklerinden ve bu ödüllendirmede öne çıkan stratejinin hedeflerinden müteakip yazımızda söz edeceğiz inşallah.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Cemal Nar İşkence Ve Devlet
M. Emin Parlaktürk Senegalli Musa Sow ve Dindar Savcı
Hüseyin Deniz Bankaların bu sene karnı çok ağrıyacak
Şevket Tandoğan SELAM
Mezhepler
Fatih Uğurlu Halil İbrahim Sofrası
Vicdan ile cüzdan arasında sıkışmak!
Mustafa Durdu Dindar CHP ve şürekâsı
 
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
5 32
Güneş
7 00
Öğlen
12 25
İkindi
15 10
Akşam
17 38
Yatsı
18 59
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Ali Karahasanoğlu ‘Tinerci olmadım’ diyen Hasan dayı, o kitabındakiler neydi? Şöyle varsayın..
Hasan Karakaya Fidan’a KCK soruşturması... Bu işte bir MİT yeniği var!
Abdurrahman Dilipak Aydın ve münevver farkı
D.Mehmet Doğan Tekniği putlaştırıyor muyuz?
Yener Dönmez Ergenekon’un Wikileaks Üzerinden Başlattığı Operasyon
Ahmet Varol Bir Yanda Kar, Bir Yanda Kan Var
M. Şevket Eygi Laikçi Yobazlar!
Süleyman Yaşar Faiz lobisinin beş yıllık maliyeti 52 milyar lira
Aziz Üstel Kontrgerilla'nın atası Teşkilat-ı Mahsusa
Belkıs İbrahimhakkıoğlu ‘Mâbet ve Millet’
Hayrettin Karaman Dindar nesil yetiştirmek
Engin Ardıç Zevzeklik muhalefet değildir
Fatma Tuncer Mahremiyeti zedeliyor
Hüseyin Öztürk Beşşar Esed ve Selâhaddin Eyyûbi’nin Mirası
Ali Ferşadoğlu Risâle-i Nur'da edebî sanatlar ve sadeleştirme
Zeki Ceyhan Zulme karşı çıkmak!
Haşmet Babaoğlu Bizim şehirlerimiz
Mehmet Şeker Bir sonraki düğün
Mehmet Barlas İktidarlar kendi alternatiflerini kendileri yaratır...
Abdulkadir Özkan Tren kazası ve zaman aşımı
Emre Aköz "Dokunan yanar"
Fehmi Koru Siyasi akıl ile istismarı karıştırıyor CHP
Rahim Er Kanı durdurmak
Ebubekir Sifil Modernizme kelamî bakış
Şahin Alpay Kürtçe bir medeniyet dilidir
Faruk Çakır İyisi mi siz 'din dersi'ni savunun!
Serdar Demirel ‘Şiî yayılmacılığı’ meselesi
Nusret Çiçek İslam’ı hayatımızdan dışlamak projesi
 
 
E-Devlet
 
 BİR AYET
Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.
Nisa Suresi 149. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teala hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
Müslim, Tevbe, 9
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 
 
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.