Yunan hayranı komutan...        Şaşkına çeviren hırsızlık olayı...        Kılıçdaroğlu, Elvan ve Nevin'i tebrik etti...        Göynük'te orman yangını...        Yaralı caretta carettayı turistler kurtardı...        İhracat rakamları açıklandı...        İstanbul'da cinayet: 2 ölü...        MTV'de yarın son gün...        Ölü sayısı 1300'ü geçti...        Soylu referandum turan çıkıyor...        F.Bahçe'nin B planı hazır...        Babasını dövenlere kurşun yağdırdı...        
USD Alış: 1.504 USD AlışUSD Satış: 1.514 USD SatışEuro Alış: 1.958 Euro AlışEuro Satış: 1.973 Euro SatışAltın Alış: 57.4000 Altın AlışAltın Satış: 57.6750 Altın Satış
Habervaktim
Şaban
 
20

1431
 
Pazar
Ağustos
1
2010
 
 
 
 
 
ANA SAYFA
SON DAKİKA
ANASAYFAM YAP
FAVORİLERE EKLE
FOTO VAKTİM
VİDEO VAKTİM
SOHBET VAKTİM
MİZAH VAKTİM
KARİKATÜR
PORTRE
YAZARLAR
SİTENE EKLE
 
 
 
 
 
 
 
 
 YAZARLAR
Abdurrahman Dilipak VE BUGÜN!
 Abdurrahman Dilipak
Ali Karahasanoğlu “Ayyy Kemaaal! Sin ni kadaan!”
 Ali Karahasanoğlu
Yener Dönmez Başımıza bir de ‘Göçmen Dedesi’ çıktı!
 Yener Dönmez
Mahir Kaynak Genel görünüm
 Mahir Kaynak
Ahmet Turan Alkan Yeme de fotoğrafını çek!
 Ahmet Turan Alkan
Sibel Eraslan Sorgusuz mahkûmiyet: ‘Zeval’
 Sibel Eraslan
Mümtaz'er Türköne Millî Savunma Bakanı ne iş yapar?
 Mümtaz'er Türköne
Aziz Üstel Üniter devlet bitiyor mu?
 Aziz Üstel
Namık Açıkgöz KÂLÛ: BELÂ! DEDİLER: EVET!
 Namık Açıkgöz
Atilla Özdür Yaz kızım, yedi ay on gün…
 Atilla Özdür
Ali Ferşadoğlu Rusya’da serbest de, Türkiye’de niye yasak?
 Ali Ferşadoğlu
Murat Yetkin Peki emekliler neden tutuklan(a)mıyor?
 Murat Yetkin
Hüseyin Öztürk Fatih Sultan Mehmet’in dinlediği ilk hikâyelerden biri
 Hüseyin Öztürk
Muhsin Meriç “Yüzyılın Soykırımı”
 Muhsin Meriç
Faruk Çakır Duman’a hayır, ‘alkol’e evet mi?
 Faruk Çakır
Y. Bülent Bakiler İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımıza açık mektup -2-
 Y. Bülent Bakiler
Serdar Demirel Lübnan’da Şiî Sünnî gerginliği
 Serdar Demirel
LütfüOflaz'la Sohbet Faşizme ölüm, halka hürriyet!
 LütfüOflaz'la Sohbet
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ahmet Varol - Vakit
2010-03-12

Nobel’in Barış Anlayışı
 

Bu günlerde Nobel Barış Ödülü adaylarının açıklanması münasebetiyle bu konu uluslararası alanda yeniden gündem mevzusu.
Nobel ödülleri farklı alanlarda veriliyor. Edebiyat, ekonomi, tıp, fizik, kimya ve barış. Fakat en çok siyasi boyutu olan “barış” ödülü olduğundan en fazla tartışmalara konu oluyor. Edebiyat ödülünde de belli bir mesajın öne çıkarılması ve dünya kamuoyuna kabul ettirilmesi amacı söz konusu olduğundan tartışmalara konu olmaktadır. Diğerlerinde daha çok bilimsel çabalar ve başarılar esas alınıyor olsa da yine belli çalışmaların ve kişilerin bayraklaştırılması hedeflenmektedir.
Bu ödüller 1833’te İsveç Stcokholm’de doğan ve 1896’da İtalya’da ölen Alfred Nobel’in kurduğu bir dernek adına veriliyor. Bugün adayların kabulü ve ödül alacak kişilerin belirlenmesi çalışmaları Oslo’daki Norveç Nobel Komitesi tarafından yürütülüyor.
Ödüllerin Alfred Nobel’in vasiyeti doğrultusunda, belirlenen dallarda insanlığa hizmet kriterine göre verildiği iddia ediliyor. Dolayısıyla ödüllendirmeye layık görülen çalışmalarda insanlığın bir bütün olarak ele alınması ve hizmette de bu yaklaşımın öne çıkarılması esas olmalıdır. Fakat 125 yıla varan bu ödüllendirme geleneğinin tarihini incelediğimizde böyle bir anlayışın hâkim olmadığını görürüz. Üzerinde duracağımız örnekler de bunu ortaya koyuyor.
Verilen bilgilere göre bu yıl Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilenlerin sayısı rekora ulaştı. Kişi ve kurum olarak aday gösterilenlerin sayısı 237’yi buldu. Geçen yıl aday gösterilenlerin sayısı ise 205 idi. İlginç olan bir şey de bu yıl kurumsal olarak aday gösterilenlerin arasında Internet’in de yer alması. Internet böyle bir ödüle lâyık görülürse sahibi kim olacak bilmiyoruz. Her ne kadar Internet’in kâşifi veya kâşifleri olsa da bugün kitleselleşmiş, genel anlamda insanlığa katkısı belli bir kişiye ve kuruma mal edilemeyecek hizmet sektörü vasfını kazanmış durumda.
Nobel Barış Ödülü’nün sahibinin belirlenmesinde öne çıkan anlayışın tanınması için örnek olarak birkaç ödül sahibinden söz etmek istiyoruz. 125 yıllık geçmişe sahip bir ödüllendirme geleneğinde ödül alanların tümü hakkında bilgi verilmesi ve fikir beyan edilmesi çok geniş çaplı bir dosya hazırlanmasını gerektirdiğinden sadece birkaç örnekle yetinmek zorundayız. Ama diğerlerinin de gözden geçirilmesi durumunda aynı anlayışın belirleyici etken olduğu dikkatten kaçmayacaktır.
1994’te Nobel Barış Ödülü’ne lâyık görülen kişi işgalci Siyonist devletin Başbakanı İzak Rabin’di. Oysa bu kişi, vatanlarını ve onurlarını savunmak amacıyla işgalci saldırgan askerlere taş atan çocukların kollarının kırılmasını tavsiye eden kişiydi. O yüzden uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından Kemik Kıran Rabin olarak adlandırılmıştı ve bu adla tarihe geçti. Birinci intifadanın başlamasının üçüncü yıldönümü münasebetiyle düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Aralık 1990’da Amman’a gittiğimde Rabin’in tavsiyesiyle kol ve bacak kemikleri kırıldığı için tedavi amacıyla Amman’a getirilen çocuklardan bazılarını kendim gözlerimle gördüm.
Rabin’in böyle bir ödüle lâyık görülmesinin gerekçesi ise 1993’te Oslo İlkeler Anlaşması’nı kabul etmesiydi. Oysa bu anlaşma bölgeye barış getirmediği gibi gerçekte barışı hedefleyen bir anlaşma da değildi. Filistinlilerin gasp edilmiş hakları üzerindeki gayri meşru Siyonist işgali meşrulaştırmak ve Filistinlilerin haklı direnişini uluslararası platformda dayanaksız hale getirmek, böylece Siyonistlerin bu direnişi “terör” olarak kabul ettirme çabalarına zemin hazırlamak amacıyla imzalanmış anlaşmaydı. Siyonist işgalle hakları gasp edilen ve mağdur edilen Filistin halkı da zaten bu anlaşmayı kabul etmediği için fiili olarak barışın sağlanması için şartların oluşmayacağı biliniyordu.
Fakat uluslararası emperyalizm söz konusu anlaşmayı dünya kamuoyuna kabul ettirmek, sevimli göstermek, böylece Filistin’de artık barışın sağlandığı, fiili direnişin gerekçesinin ortadan kalktığı kanaati uyandırmak amacıyla böyle bir ödüllendirme yoluna gitti. Ödüllendirmenin en önemli amaçlarından biri de “Kemik Kıran Rabin” isimlendirmesiyle kamuoyu nezdinde iyice imajı kötüleşen Rabin’in bu imajını düzeltmek ve onu sevimli göstermeye çalışmaktı. Tıpkı Sabra ve Şatilla katliamlarının sorumlusu olmasından dolayı “Beyrut Kasabı” adıyla tarihe geçen Ariel Şaron’un imajını düzeltme amacıyla uluslararası boyutta yürütülen medyatik faaliyetlerde olduğu gibi.
Nobel Barış Ödülü’ne layık görülenlerin diğer bazı örneklerinden ve bu ödüllendirmede öne çıkan stratejinin hedeflerinden müteakip yazımızda söz edeceğiz inşallah.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 NAMAZ VAKTİM
Namaz Vaktim
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
M. Emin Parlaktürk Dövmecilerin Feryadı
 M. Emin Parlaktürk
Cemal Nar Okumada Ciddiyet ve Kalite
 Cemal Nar
Ahmet Doğan İlbey “ZEKERİYA BEY’İN ŞANSIZLIĞI BURADA BAŞLADI”
 Ahmet Doğan İlbey
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
 
 
 
 
 
 
 
  erdem esin
  volkan35
  şahan can
  güven doğru
  ftv
 
 
 BIR AYET
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!”
(Fussilet, 30)
 
 BIR HADIS
Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.
Tirmizî, Cum’a, 80
 
 FAYDALI LİNKLER
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.